Bizi Kafirler Yönetiyor

2009-01-15 11:05:00

Lahey Adalet Divanı Birleşmiş Milletlerin hukuk mahkemesi  olan uluslarası adalet divanı, çıkacak karara önceden uymayı kabul eden ülkelerin getirdiği davalara bakar. Divan, her biri değişik ülkelerden gelen ve dokuz yıl süreyle görev yapan on beş yargıçtan oluşur. Bu mahkemeye gelen bütün ihtilaflar, oturuma katılmış yargıçların oy çokluğuyla karara bağlanır. Divan en az dokuz yargıcın katılmasıyla toplanır. Yargıçlar, Lahey dışında başka bir yerde de toplanabilirler.Lahey Adalet Divanı’na, küfür mahkemesi ismi verilmesi aslında daha uygundur. Bu mahkeme; Hollanda’ da bulunan Lahey şehrindedir.Devletler arasındaki ihtilaflar bu mahkemede, İslam’a zıd olan kanunlara göre çözülür. Birleşmiş Milletlere üye devletlerin bu mahkemenin hükümlerini kabul etme, bu hükümlere saygı gösterme ve ona muhakeme olma zorunluluğu vardır.Birleşmiş Milletler’in 94. maddesi şöyledir:Birleşmiş Milletlere bağlı olan her devletin, ihtilaflı herhangi bir meselede, temel nizamına üye olduğu Lahey adalet divanının hükmünü kabul edeceğine dair söz vermesi gerekir.Madde 93 şöyledir:Birleşmiş Milletler’e üye olan her devlet, üye olduğu için aynı zamanda Lahey adalet mahkemesinin temel nizamına da bir üyedir.Bu mahkemede verilen hükümler, kafir teşricilerin (kanun koyucuların) çoğunun heva ve hevesine göre verilir. Daha açık bir deyişle, bu mahkemede tayin edilen hakimlerden çoğu bir meselede hangi hükmü vermişlerse o hüküm kabul edilir ve uygulamaya sokulur. Bu konuda hiç kimsenin itiraz hakkı yoktur. Çünkü bu mahkemenin 60. maddesinde şöyle geçer:“Mahkemenin verdiği hüküm kesindir. Kimsenin temyiz hakkı yoktur.”Bu mahkemede, hakkında hüküm verilec... Devamı

İbni Teymiyye'nin Hayatı

2009-01-07 19:24:00

İBN TEYMİYYE(661/728)Takıyyuddin Ebu'l-Abbas b. Abdilhalim b. Teymiyye (661/1263) yılında Harran'da ilim ehli bir ailede doğmuş ehl-i sünnet mezheblerinden birisi olan Hanbeli mezhebi âlimlerinden ileri gelen İslâm bilginlerinden birisidir.Talebesi ibn Abdul-hadi onun hakkında şöyle der: "Rabbani bir imam, ümmetin müftüsü, ilim denizi, hafızların seyyidi, asrının eşsiz bir âlimi. Şeyhu'l İslâm, Kur'an'ın tercümanı, zahidlerin önderi, abidler içinde sessiz, bid'atçıların düşmanı ve müctehid imamların sonuncusu olan İbn Teymiyye'nin nesebi şöyledir: Takıyyuddin Ebu'l-Abbas Ahmed b. Şihabeddin Abdulhalim b. Şeyhu'l-İslam Mecduddin Abdu's-Selâm b. Ebi Muhammed Abdullah b. ebi Kasım el-Hudr b. Muhammed b. el-Hudr b. Ali b. Abdillah b. Teymiyye el-Harrânî"İbn Teymiyye hicri 10 Rebiu'l-evvel 661 (22 Ocak 1263) pazartesi günü Harran'da dünyaya gelmiştir. Ailesi ilim ve dindarlıkla meşhur Hanbeli mezhebine mensub ders, fetva ve telifle meşgul olmuş tanınmış bir ailedir. Bu aile zeka, hatırlama, hafıza ve surat-i intikal hususunda eşsiz bir aile olarak şöhret bulmuştur. Lakin ibn Teymiyye bütün bu özellikleri de ailesinden daha ileri seviyededir. Devrin âlimleri ve hocaları ondaki bu müthiş hatırlama gücü ve hafıza kuvvetine hayran kalmışlar, bu hususiyetleri ile de Dımaşk ve çevre şehirlerde şöhret kazanmıştır. Haleb şehrinden bir âlim İbn Teymiyye'nin bu özelliklerini işitmiş ve onu görmek için Dımaşk'a gelmişti. O zaman daha çocuk yaşta olan İbn Teymiyye'ye bu zat onüç tane hadisi imlâ suretiyle yazdırır. İbn Teymiyye hadisleri bir tahta üzerine yazar Halebli âlim İbn Teymiyye'den yazdırdığı hadisleri tekrar okumasına fırsat vermeden kendisine ezberden söylemesini ister. İbn Teymiyye hadisleri yazdığı tahtayı bu zata verir ve dinle di... Devamı

FİLİSTİNİ VURAN İSLAM ÜLKELERİDİR

2009-01-02 23:00:00

 وَلَن تَرْضَى عَنكَ الْيَهُودُ وَلاَ النَّصَارَى حَتَّى تَتَّبِعَ مِلَّتَهُمْ قُلْ إِنَّ هُدَى اللّهِ هُوَ الْهُدَى وَلَئِنِ اتَّبَعْتَ أَهْوَاءهُم بَعْدَ الَّذِي جَاءكَ مِنَ الْعِلْمِ مَا لَكَ مِنَ اللّهِ مِن وَلِيٍّ وَلاَ نَصِيرٍ(BAKARA suresi 120. ayet) Dinlerine uymadıkça yahudiler de hıristiyanlar da asla senden razı olmayacaklardır. De ki: Doğru yol, ancak Allah'ın yoludur. Sana gelen ilimden sonra onların arzularına uyacak olursan, andolsun ki, Allah'tan sana ne bir dost ne de bir yardımcı vardır. يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ لاَ تَتَّ... Devamı

papalar Telefonla Günah Çıkartıyor

2008-12-28 10:51:00

zalim İsrail,Çok Zulüm işlemektedir,Soy kırım işlemektedir.Bu Çok Vahim Bir Durumdur. Ramallah Batı Şeria Gazze Şeridi İmam Şafii,Gazze'de Doğmuştur Filistin Kurtuluş Örgütü Mahmut Abbas Filistin Cumhuriyeti Filistin Ulusal Yönetimi Osmanlı Devleti Jön Türkler Osmanlı Haritası Telefonla Günah Çıkartmak  http://sites.google.com/site/hacliseferleri/Home/telefonla-guenah-cikartmakTelefonla Günah Çıkarmı Demeyin.Hıristiyanlıkta ruhbanlık vardır.Yani bir zalim suç işlediğinde Papaz Tanrı dedikleri varlık adına,Rabları İsa adına günah çıkartıyorlar.Yani Corç Puşt Irakta binlerce insanı katleder,Papaya bir telefon edince Günahları bağışlanır.Zaten Haçlı seferlerinin kararlarınıda bu sapık papalar almıyormudu?.Ne yazıkkı cocuk doğar doğmaz bu sapık fikre saplandırıyorlar.Bu saplantı kişi büyüdüğünde karşısına zulüm olarak çıkıyor.Ben bu haberi okuyunca İslamın ne kadar gerçek bir din olduğunu bir kez daha anlamış oldum.http://www.haberler.com/telefonla-gunah-cikarmayin-dinliyorlar-haberi/TELEFONLA GÜNAH ÇIKARMAYIN DİNLİYORLARMısır'daki Kıpti Ortodoks Kilisesi'nin Başı Papa Üçüncü Şenuda, Telefonla Günah Çıkarmayı Yasakladı.Mısır’daki Kıpti Ortodoks Kilisesi’nin başı Papa Üçüncü Şenuda, telefonla günah çıkarmayı yasakladı. El Mesri el Yum Gazetesi’nin haberine göre, Kıpti Papa, "Telefonlar dinleniyor olabilir. İtiraflarınız devletin güvenlik makamlarına ulaşabilir" dedi. Ülkedeki Kıpti Ortodoks azınlığın ruhani lideri, internette yapılan itiraflara da karşı çıktı. Üçüncü Şenuda, "Bu bir günah çıkarma sayılmaz. Çünkü internette bunları herkes okuyabilir ve bunlar sır olmaktan çıkarlar" diye konuştu. Şenuda daha önce de manastırdaki ke... Devamı

Münafıklarla Savaşın

2008-12-09 15:20:00

mehmet selim polatMünafıklar (Gizli Düşmanlar)(BAKARA suresi 14. ayet)وَإِذَا لَقُواْ الَّذِينَ آمَنُواْ قَالُواْ آمَنَّا وَإِذَا خَلَوْاْ إِلَى شَيَاطِينِهِمْ قَالُواْ إِنَّا مَعَكْمْ إِنَّمَا نَحْنُ مُسْتَهْزِؤُونَ(Bu münafıklar) müminlerle karşılaştıkları vakit "(Biz de) iman ettik" derler. (Kendilerini saptıran) şeytanları ile başbaşa kaldıklarında ise: Biz sizinle beraberiz, biz onlarla (müminlerle) sadece alay ediyoruz, derler.(BAKARA suresi 17. ayet) مَثَلُهُمْ كَمَثَلِ الَّذِي اسْتَوْقَدَ نَاراً فَلَمَّا أَضَاءتْ مَا حَوْلَهُ ذَهَبَ اللّهُ بِنُورِهِمْ وَتَرَكَه... Devamı

Siyasetin Çirkinlikleri

2008-11-25 09:13:00

ALDATMAK:(Men reşşe feleyse minna=bizi aldatan bizden değildir-Hadis).Birinci dönem,AKP ye üye oldum,oğlum gençlik kollarında çalıştı.İkinci dönem yani 22 temmuz seçimlerinde bütün oylarımızı çürüttük.Çünkü AKP ile CHP'nin,MHP ile DTP'nin farkını göremedim.1995 yılında Bir insanın iki dini olmaz,ya İslam veya Laik diyen,Bugün Laikliği seçmişse bu bir aldatmadır.1997 yılında AB ye giremeyiz,Hıristiyan kazanında eriyemeyiz diyen,AB zaten bizi almıyor diyen.Bugün AB ye girebilmek için her çabayı sarfetmektedir.Tıpkı CHP gibi davranılmıştır.CHP her zaman başörtüsüne karşı olmuş.Seçim yaklaşınca çarşaflı kadınları temin  ederek Hürriyetten dem vurmuştur.Bu aldatma siyaseti olmazsa olmazmı?.Bir insan iki şey için oy verir.1.      Ma'neviyat ,(Allah katında Tek din İslamdır.) Ayeti, 14 saırdır Hutbelerde  okunmaktaydı.Avrupanın talimatıyla kaldırıldı.Cami,Havra ve Kiliseyle eş anlama getirildi.Halbuki.Hıristiyanlık DİN değildir.Siyasi ve Tarihi bir oluşumdur.Oy oğruna Aleviliği,Cem evlerini İbadethane haline getirmeye çalıştılar,Halbuki müslüman aleviler camilere gidebilirdiler.Bugünkü alevilik anlayışı Din veya Mezhep değildir.Saz çalıp dans edilecekse,Diskotek açabilirler.Bu cümbüşe islam demek,islam dinine hakarettir. 2.    Maddiyat.Halk'a Odun,Kömür dağıtmakla halkın refahını yükseltemezler.Halkın dilenmeye değil,çalışıp hayatını kazanmaya ihtiyacı vardır.Balık vereceklerine,balık tutmayı öğretmelidirler.Sahibi olursa Türkiye zengindir.Eğitim kaliteli olursa ülke kurtulur.Başka Altarnatifi yoktur.1.     Maneviyatımız sıfırı tüketti,9.Haçlı seferi çoktaaan başlatıldı.Müslümanlar ikinci sınıf muamelesi görmektedir.Her taraf... Devamı

Ey..! Peygamber Tebliğ Et

2008-11-21 17:38:00

يَا أَيُّهَا الرَّسُولُ بَلِّغْ مَا أُنزِلَ إِلَيْكَ مِن رَّبِّكَ وَإِن لَّمْ تَفْعَلْ فَمَا بَلَّغْتَ رِسَالَتَهُ وَاللّهُ يَعْصِمُكَ مِنَ النَّاسِ إِنَّ اللّهَ لاَ يَهْدِي الْقَوْمَ الْكَافِرِينَ(MÂİDE suresi 67. ayet)Ey Resûl! Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan O'nun elçiliğini yapmamış olursun. Allah seni insanlardan koruyacaktır. Doğrusu Allah, kâfirler topluluğuna rehberlik etmez.         خُذِ الْعَفْوَ وَأْمُرْ بِالْعُرْفِ وَأَعْرِضْ عَنِ الْجَاهِلِينَ(A'RAF suresi 199. ayet)(Resûlüm!) Sen afyolunu... Devamı

Çocuklarınız Bile Size Düşman Olabilirler

2008-11-15 14:38:00

mehmet selim polatقُلْ أَرَأَيْتُم مَّا تَدْعُونَ مِن دُونِ اللَّهِ أَرُونِي مَاذَا خَلَقُوا مِنَ الْأَرْضِ أَمْ لَهُمْ شِرْكٌ فِي السَّمَاوَاتِ اِئْتُونِي بِكِتَابٍ مِّن قَبْلِ هَذَا أَوْ أَثَارَةٍ مِّنْ عِلْمٍ إِن كُنتُمْ صَادِقِينَ(AHKAF suresi 4. ayet)De ki: Söylesenize! Allah'ı bırakıp taptığınız şeyler yeryüzünde ne yaratmışlar; göstersenize bana! Yoksa onların göklere ortaklıkları mı vardır? Eğer doğru söyleyenlerden iseniz, bundan evvel (size indirilmiş) bir kitap yahut bir bilgi kalıntısı varsa onu bana getirin.قَالُوا أَجِئْتَنَا لِتَأْفِكَنَا عَنْ آلِهَتِنَ... Devamı

Kur'an Güzel Bir Öğüttür

2008-11-15 14:33:00

mehmet selim polatيَقُولُونَ افْتَرَى عَلَى اللَّهِ كَذِبًا فَإِن يَشَأِ اللَّهُ يَخْتِمْ عَلَى قَلْبِكَ وَيَمْحُ اللَّهُ الْبَاطِلَ وَيُحِقُّ الْحَقَّ بِكَلِمَاتِهِ إِنَّهُ عَلِيمٌ بِذَاتِ الصُّدُور(ŞÛRÂ suresi 24. ayet)Yoksa onlar, (senin için) Allah'a karşı yalan uydurdu mu derler? Allah dilerse senin kalbini de mühürler. Ve Allah bâtılı yok eder; sözleriyle hakkı ortaya koyar. Şüphesiz O, kalplerde olanları bilendir.أَعْرَضُوا فَمَا أَرْسَلْنَاكَ عَلَيْهِمْ حَفِيظًا إِنْ عَلَيْكَ إِلَّا الْبَلَاغُ وَإِن... Devamı

Sen Sadece Uyarıcısın.Zalimleri Dost Edinme

2008-11-15 14:27:00

mehmet selim polatإِنْ أَنتَ إِلَّا نَذِيرٌ (FATIR suresi 23. ayet) Sen sadece bir uyarıcısın.إِنَّا أَرْسَلْنَاكَ بِالْحَقِّ بَشِيرًا وَنَذِيرًا وَإِن مِّنْ أُمَّةٍ إِلَّا خلَا فِيهَا نَذِيرٌ(FATIR suresi 24. ayet)Biz seni müjdeleyici ve uyarıcı olarak hak ile gönderdik. Her millet için mutlaka bir uyarıcı (peygamber) bulunmuştur.وَإِن يُكَذِّبُوكَ فَقَدْ كَذَّبَ الَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ جَاءتْهُمْ رُسُلُهُم بِالْبَيِّنَاتِ وَبِالزُّبُرِ وَبِالْكِتَابِ الْمُنِيرِ(FATIR suresi 25. ayet)Eğer seni yalanlıyorlarsa (üzülme), onlardan öncekiler de yalanlamışlardı. (Oysa ki) ... Devamı

Müslüman Olmayanlar Kördürler

2008-11-15 14:22:00

mehmet selim polatوَإِن جَاهَدَاكَ عَلى أَن تُشْرِكَ بِي مَا لَيْسَ لَكَ بِهِ عِلْمٌ فَلَا تُطِعْهُمَا وَصَاحِبْهُمَا فِي الدُّنْيَا مَعْرُوفًا وَاتَّبِعْ سَبِيلَ مَنْ أَنَابَ إِلَيَّ ثُمَّ إِلَيَّ مَرْجِعُكُمْ فَأُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ(LOKMAN suresi 15. ayet)Eğer onlar seni, hakkında bilgin olmayan bir şeyi (körü körüne) bana ortak koşman için zorlarlarsa, onlara itaat etme. Onlarla dünyada iyi geçin. Bana yönelenlerin yoluna uy. Sonunda dönüşünüz ancak banadır. O zaman size, yapmış olduklarınızı haber veririm.وَمَن كَفَرَ فَلَا يَحْزُنك... Devamı

Kör,Sağır ve Ölüler

2008-11-15 14:17:00

mehmet selim polatأَمْ تَحْسَبُ أَنَّ أَكْثَرَهُمْ يَسْمَعُونَ أَوْ يَعْقِلُونَ إِنْ هُمْ إِلَّا كَالْأَنْعَامِ بَلْ هُمْ أَضَلُّ سَبِيلًا(FURKÂN suresi 44. ayet) Yoksa sen, onların çoğunun gerçekten (söz) dinleyeceğini yahut düşüneceğini mi sanıyorsun? Hayır, onlar hayvanlar gibidir, hatta onlar yolca daha da sapıktırlar.                                                             وَمَا أَرْسَلْنَاكَ إِلَّا مُبَشِّرًا وَنَذِيرًا(FURKÂN suresi 56. ayet)(Resûlüm!) Biz seni ancak müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. قَالَ كَلَّا فَاذْهَبَا بِآيَاتِ... Devamı

Doğru Yol

2008-11-15 14:13:00

mehmet selim polatلِكُلِّ أُمَّةٍ جَعَلْنَا مَنسَكًا هُمْ نَاسِكُوهُ فَلَا يُنَازِعُنَّكَ فِي الْأَمْرِ وَادْعُ إِلَى رَبِّكَ إِنَّكَ لَعَلَى هُدًى مُّسْتَقِيمٍ(HAC suresi 67. ayet)Biz, her ümmete, uygulamakta oldukları bir ibadet tarzı gösterdik. Öyle ise onlar (ehl-i kitap) bu işte seninle çekişmesinler. sen, Rabbine davet et. Zira sen, hakikaten dosdoğru bir yoldasın.وَإِنَّكَ لَتَدْعُوهُمْ إِلَى صِرَاطٍ مُّسْتَقِيمٍ                      (MÜ'MİNÛN suresi 73. ayet)Gerçek şu ki sen onları doğru bir yola çağırıyorsun.ادْفَعْ بِالَّتِي هِيَ أَحْسَنُ السَّيِّئَةَ ن&... Devamı

O Rahmet Peygamberidir

2008-11-15 14:11:00

mehmet selim polatانظُرْ كَيْفَ ضَرَبُواْ لَكَ الأَمْثَالَ فَضَلُّواْ فَلاَ يَسْتَطِيعْونَ سَبِيلاً(İSR suresi 48. ayet)Baksana; senin için ne türlü benzetmeler yaptılar! Bu yüzden, (öyle bir) saptılar ki, artık (doğru) yolu bulamayacaklardır.رَّبُّكُمْ أَعْلَمُ بِكُمْ إِن يَشَأْ يَرْحَمْكُمْ أَوْ إِن يَشَأْ يُعَذِّبْكُمْ وَمَا أَرْسَلْنَاكَ عَلَيْهِمْ وَكِيلاً(İSR suresi 54. ayet)Rabbiniz, sizi en iyi bilendir. Dilerse size merhamet eder; dilerse sizi cezalandırır. Biz, seni onların üstüne bir vekil olarak göndermedik.وَبِالْحَقِّ أَنزَلْنَاهُ وَبِالْحَقِّ نَزَلَ وَمَا ... Devamı

Allah'dan Başkasına Tapılmaz

2008-11-15 14:01:00

mehmet selim polat وَإِنْ عَاقَبْتُمْ فَعَاقِبُواْ بِمِثْلِ مَا عُوقِبْتُم بِهِ وَلَئِن صَبَرْتُمْ لَهُوَ خَيْرٌ لِّلصَّابِرينَ(NAHL suresi 126. ayet)Eğer ceza verecekseniz, size yapılan işkencenin misliyle ceza verin. Ama sabrederseniz, elbette o, sabredenler için daha hayırlıdır. رَّبُّكُمْ أَعْلَمُ بِكُمْ إِن يَشَأْ يَرْحَمْكُمْ أَوْ إِن يَشَأْ يُعَذِّبْكُمْ وَمَا أَرْسَلْنَاكَ عَلَيْهِمْ وَكِيلاً(İSRÂ suresi 54. ayet)Rabbiniz, sizi en iyi bilendir. Dilerse size merhamet eder; dilerse sizi cezalandırır. Biz, seni onların üstüne bir vekil olarak göndermedik.وَبِالْحَقِّ أَنزَلْنَاهُ &#... Devamı

Allah'ın Emirleri

2008-11-15 13:32:00

mehmet selim يَا أَيُّهَا الرَّسُولُ بَلِّغْ مَا أُنزِلَ إِلَيْكَ مِن رَّبِّكَ وَإِن لَّمْ تَفْعَلْ فَمَا بَلَّغْتَ رِسَالَتَهُ وَاللّهُ يَعْصِمُكَ مِنَ النَّاسِ إِنَّ اللّهَ لاَ يَهْدِي الْقَوْمَ الْكَافِرِينَ(MÂİDE suresi 67. ayet)Ey Resûl! Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan O'nun elçiliğini yapmamış olursun. Allah seni insanlardan koruyacaktır. Doğrusu Allah, kâfirler topluluğuna rehberlik etmez.وَأَطِيعُواْ اللّهَ وَأَطِيعُواْ الرَّسُولَ وَاحْذَرُواْ فَإِن تَوَلَّيْتُمْ فَ&#... Devamı

''HANİF DOSTLAR'' 'ın Maksatları Nedir?

2008-11-14 11:10:00

''HANİF DOSTLAR''ın Din ile alakaları yoktur.İtaat,Allahın Emridir.(NİSA suresi 59. ayet) Ey iman edenler! Allah’a itaat edin. Peygamber’e ve sizden olan ülülemre (idarecilere) de itaat edin. Eğer bir hususta anlaşmazlığa düşerseniz Allah’a ve ahirete gerçekten inanıyorsanız onu Allah’a ve Resûl’e götürün (onların talimatına göre halledin); bu hem hayırlı, hem de netice bakımından daha güzeldir.Her Müslüman Allaha,Resulüllaha ve Peygamberin getirdiği Değerler doğrultusunda Haraket eden,Sizin gibi müslüman olan,İnsanları saptırmayan,şirke ve puta taptırmayan,ulül emre,Yani emirlerinize,sizi yönetenlere itaat Farz olur.((HANİF DOSTLAR)) Diye ortaya çıkan sapıklar ise bunu kabul etmezler ve böyle bir ayet yoktur derler,Halbuki bu hususta onlarca Ayet ve Hadis mevcuttur.İşte inkarcını tavrı:_________________________Gönderen: 04 kasim 2008 Saat 14:41 | Kayıtlı IPhaktansapmazUzman UyeKatılma Tarihi: 04 subat 2008Yer: TurkiyeGönderilenler: 289 ”haktansapmaz”adlı kişi,Hakdan saparak”melekisrafil”e cevap veriyor;melekisrafil Yazdı: Allaha itaat eden,Resulünede itaat edecektir. (MÂİDE suresi 63. ayet) Din adamları ve âlimleri onları, günah olan sözleri söylemekten ve haram yemekten menetselerdi ya! İşledikleri (fiiller) ne kötüdür! Peygamberimizde bir alimdir ve alimler gökteki yıldızlar gibidir diyorsa inanırım.Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olurmu?.Allah buyuruyorki:(Men etaallah,ataerresule ve ulül emri minkum.)Allaha itaat eden Resulüne ve sizden olan emirine itaat etsin.”haktansapmaz” cevap veriyor;Bak İsrafil, hep üfürüyorsun, adın gibi, böyle bir cümle de Kuran’da geçmiyor. Arapça şurda dursun, senin din adına doğru bildiğin bir şey yok. Bilgilerin d... Devamı

Atatürk,Neden namaza Karşıydı?

2008-11-12 17:29:00

Said Nursi ve Mustafa Kemal Bediüzzaman ve Mustafa Kemal, aynı dönemi idrak etmiş, bir çok siyasi ve içtimai hadiselere birlikte tanık olmuş ve hatta bu hadiselerin şekillenmesinde birer aktör olarak bilfiil yer almış iki önemli tarihi şahsiyettirler.Bu iki şahsiyet arasında ki, doğrudan ilişki daha çok milli mücadele savaşı sonrasına rastlamaktadır.Yunanlılar, vatan topraklarından atılmış ve yeni siyasi oluşumun ilk adımları olarak TBMM açılmıştır. Mustafa Kemal, istanbulda bulunan ve halk nezdinde büyük bir nüfuza sahip olan Bediüzzamanı Ankara'ya davet eder.Bu teklifler üzerine Bedüzzaman Ankara'ya gelir. Ankara tren garında bir çok milletvekili tarafından karşılanır.Bediüzzaman ile Mustafa Kemal arasında, ciddi bir diyalog gerçekleşir. İlk dönem milletvekillerinden olan Hüseyin Aksu, Son Şahitler Bediüzzaman’ı Anlatıyor isimli eserin 4. cildinde yaşadığı bir hatırayı şöyle aktarır:Mecliste Mustafa Kemal ile Bediüzzaman uzun uzun görüşüp konuştular. Mustafa Kemal, kendisinden yardım istedi. “Siz İstanbul’u ahval-i dünyayı biliyorsunuz, birlikte şu memleketi kurtaralım. Bizim gayemizin ne olduğu sizce malûmdur Hocam!” demişti. Konuşmada diğer mebus (milletvekili) arkadaşlar da bulunmuşlardı.Mustafa Kemal muvaffak olmak için kendisinden dua istedi. Bediüzzaman ise, “Memlekete hizmet edenlerin duasını Allahü Teâlâ kabul eder. Vatan için çalışanların say ü mesaisini Allah boşa çıkarmaz. Biz de duamızı yaparız” demişti…Bir gün yine Mecliste oturmuş bir sohbet toplantısı yapıyorduk. Orada Mustafa Kemal Paşa ve Bediüzzaman da vardı. Mustafa Kemal: “Hocam bizim gayemizi biliyor musun? Nedir acaba?”Bediüzzaman cevaben:“Biliyorum. Bu vatanı kurtarıp, düşmanı bu topraktan atmaktır. Bir bina... Devamı

KUR'AN YÖNTEMİNİN YAPISAL ÖZELLİĞİ

2008-11-11 21:34:00

mehmet selim polatKUR’ANÎ YÖNTEMİN YAPISAL ÖZELLİĞİKur’an Mekke’de inen bölümü Allah elçisine on üç yıl boyunca tek meseleden söz etti. Sunuş biçimi tekrarlanmadan, kesinlikle değişmeyen tek bir meseleden...Kur’ani üslüp her seferinde, bu meseleyi ilk kez dile getiriyormuşçasına yepyeni bir sunuş biçimi ile sunuyordu.Bu temel mesele :Akide meselesi...Akide meselesinin başlıca kurallarını “uluhiyet-ubudiyet” (tanrısallık-kulluk) ve bunların arasındaki ilişki oluşturuyordu. Allah hikmeti gereği , elçilik (risalet) görevinin başladığı ilk günden beri akide meselesi birincil mesele olarak kabul edilmiş; Allah Elçisi davete ilk adımı, insanları “Allah’tan başka ilah olmadığı”na tanık olmaya çağırmakla atmış , on üç yıllık risalet süresince insanlara gerçek Rabb’lerini; sadece ona kulluk etmelerini öğretmekle geçirmiştir.Bu dine inanan kimseler öncelikle onu akide, ahlak, ibadet ve bir yaşama biçimi olarak vicdanlarında, hayatlarında yaşadılar. Ardından bir rejim, yasama ve yürütme sistemi haline getirdiler. Bu dini yerleştirmeleri karşılığında kendilerine tek bir şey vaat edilmişti onlara. O vaatte cennet Bu yüce gayeyi gerçekleştirmek için uygulanacak en kutsal metot davete o dönemde başlanıldığı gibi başlamaktan başka bir şey değildir. Davet adına sadece şu bayrağı , “La ilahe illallah” bayrağını yükseltmek., onun yanı sıra başka bayrakları yükseltmemek.Şayet bu davet mücadelesine ilk adım olarak ulusçuluğa, toplumculuğa, ahlakçılığa davetle başlansaydı ya da La ilahe illallah bayrağının yanı sıra başka bayrak yükseltilseydi bu yöntem salt Allah adına uygulanan bir yöntem olmazdı.Kur’an sadece insanın “fıtratına” sesleniyordu; kendi varoluş b... Devamı

İSLAMDA CİHAD

2008-11-11 21:31:00

mehmet selim polatİSLAM’DA CİHAD“Allah’ın, Hz.Resul’e vahyettiği ilk ayet: “Yaratan Rab’binin adıyla oku” (Alak,96:1) ayetidir. Bu ayet onun risalet görevinin başlangıcı idi. Risaletin bu aşamasında Cebrail O’na, sadece kendi kendine okumasını önermişti. Çünkü bu aşamada Resulullah başkalarını uyarmakla görevlendirilmiş değildir. Cenab-ı Hak ona, önce “Oku!” sonra: Ey örtüsüne bürünen peygamber kalk ve uyar...” buyurmuştu. Bu emrin ardından kendi kabilesini , çevresinde yaşayan diğer Arap kabilelerini, yarımadada yaşayan tüm arap milletini ve son olarak tüm dünya insanlığını uyarması buyurulmuştu.       Rasulullah peygamberlik görevi ile görev-lendirilişinden itibaren on yıl boyunca savaşsız ve haraçsız, sadece uyarma yöntemi ile davet etti insanları. Bu dönem içerisinde kendisine karşı yapılanlara sabretmesi, görmezlikten gelmesi, aldırış etmemesi emredildi.Daha sonra hicret etmesine ve düşmanları ile savaşmasına müsaade edildi. Ardından kendisi ile savaşanlarla savaşması , bir köşeye çekilip savaşmayanlara dokunmaması; en son olarak “din” tamamen Allah’a has kılınıncaya dek müşriklerle savaşması buyuruldu. “Berae” (Tevbe) suresi indirilince şu konular hakkın-daki hükümler top yekün olarak indirilmişti. Hz. Peygamber kitap ehlinden düşmanlık edenlerle, cizye (haraç) verinceye ya da İslam’a girinceye dek savaşmakla görevlendirildi. Ayrıca bu süre zarfında kafir ve münafıklarla cihad etmesi, onlara katı davranmaması; kafirlerle kılıç, süngü vb. silahlarla savaşması; münafıklarla ise farklı biçimde mücadele etmesi, lisan ve delil ile onları iknaya çalışması; bunların yanı sıra kafir ve müşriklerle sureti ... Devamı

İSLAM MEDENİYETİ

2008-11-11 21:30:00

mehmet selim polatİŞTE İSLAM MEDENİYETİİslam sadece iki tip toplum tanır: “İslam Toplumu”, ve “Cahiliyye toplumu”...İslam toplumu itikad, ibadet, şeriat(yasama ve yürütme)sosyal ve siyasal nizam, ahlak ve yaşama biçimi olarak İslam’ın topyekün uygulandığı yaşanıldığı toplum tipidir.Cahili toplum tipi ise, İslam’ın inanç sisteminin (İslam akidesinin) düşünce yapısının, değerlerinin, ölçülerinin sosyal ve siyasal sisteminin, ahlak ve yaşama biçiminin yürürlükte olmadığı bir toplumdur.Bazen Allah’ı inkar etmez ancak, yeryüzüne müdahale etmekten elini çektirip sadece göklerin sevk ve idare edilmesi görevini O’na tevd’i eder. Yaşama biçimi olarak Onun koyduğu şeriatı uygulanamaz. İnsanların hayatını topyekün düzenlemek için bizzat Allah’ın koyduğu değişmez değerleri yürürlüğe koymaz; kilise, manastır, havra ve mescitlerde insanların tanrılarına ibadet etmelerini serbest bırakır fakat, bu insanların, Allah’ın şeri’atını hayatlarına hakim kılma taleplerini yasaklarlar. Böylelikle Kur’an kesin bir nasla belirttiği halde“Gökte de ilah, yerde de ilah olan O’dur” (Zuhruf,36:84)Allah’ın yeryüzüne ilişkin “uluhiyet” sıfatını fonksiyonsuz hale getirerek onu inkar etmiş olurlar. İşte bu tür özelliklerinden ötürü bu toplum tipleri, Cenab-ı Hakk’ın şu ayette sınırlarını belirlediği dinin sınırları dışındadırlar:“ Hüküm ancak Allah’ındır. O, sırf kendisine kulluk etmenizi emretti.. İşte dosdoğru din budur.” (Yusuf, 12:40)Bu ayet uyarınca söz konusu toplum Allah’ın varlığını kabul etse de kiliselerde, manastırlarda havra ve mescitlerde insanların serbestçe ibadet etmelerine müsamaha gösterse de cahiliyye toplumu sınıfına ... Devamı

İSLAM ve KÜLTÜR

2008-11-11 21:28:00

mehmet selim polatİSLAM DÜŞÜNCESİ VE KÜLTÜR“Allah’ın şeriatı” denilince bu kavramla, yüce Allah’ın, insanlığın hayatını düzenlemek için bizzat koyduğu ilkelerin tümü kastedilir. Bu olgu ise itikad, hüküm(yönetim) ahlak, yaşam biçimi ve bilgi edinme ilkelerinde somutluk kazanır.Bazılarına garip gelecek ama –İslami alanda yapılan araştırmaları okuyuculara bile- sanatsal ve düşünsel etkinlik alanlarında da dayanılacak başvurulacak kaynak yine İslam düşüncesi ve onun dayanağı olan Rabbani kaynaktır.Müslüman bir kimse inançla, varlıkla ilgili genel düşünce, ibadetler, ahlak ve davranış biçimleri, değerler, ölçüler, prensipler, siyasi, iktisadi ve sosyal kurumları düzenleyen temeller, insani faaliyetlerin dinamikleri ve insani tarihin hareketlerinin yorumu... ile ilgili hakikatlere özgü kılınmış bütün bu işlerde rabbani kaynaktan başka bir kaynağa başvurma hakkı yoktur. Müslüman kimse bütün bu konularda, sadece inancını yaşamına uygulayan, dinine, takvasına güvenilir bir müslümandan bilgi edinmek zorundadır. Bu konularda ancak evsaftaki bir kişi, onun üstadı olabilir.Fakat kimya, biyoloji, fen astronomi, tıb, zanaat, tarım, yönetim biçimleri bunlara benzeyen pozitif konularda hem müslüman hem de gayri müslim olan birisinden edinebilir.Müslüman, cahiliyye dünya görüşünün ürettiği her türlü eserden yararlanabilir. Ancak bunu yapması, düşüncelerini bilgilerini bu temele dayandırmak için değil, sadece cahiliyye sisteminin doğrudan nasıl sapıttığını bilmek, bu insansal sapmaların yeniden nasıl tahsis edilebileceğinin, nasıl dosdoğru bir hale getirileceğini; bütün bu sapmaların İslam düşüncesini meydana getiren temel dinamikler ve İsla... Devamı

GEÇİŞ DÖNEMİ

2008-11-11 21:27:00

mehmet selim polatUZUN SÜRELİ BİR GEÇİŞ DÖNEMİİslam, anlaşılıyor ki , doğuda batıda dünyanın neresinde olursa olsun, geldiği dönemde ve bugün insanlığın boyun eğdiği dünya düzenleri, düşünce yapıları siyasal sistemleri, kurumları, gelenek ve görenekleri, alışkanlıklarında somutlaşmış insani istekleri kamçılayarak çığırından çıkarmak için gelmemiştir. Bilakis bütün bunları ortadan kaldırmak için gelmiştir o. onları topyekün yürürlükten kaldırıp insanlığın hayatını kendi özgün temelleri üzerine yerleştirmek için gelmiştir İslam. İslam kendi eksenine oturan, kendisinden filizlenip yükselen yepyeni bir yaşama biçimi, yepyeni bir “dünya düzeni” kurmak için gelmiştir. İslam’ı insanlara sunarken kekelememek ve tereddütlü konuşmamak, böyle konuşarak insanları kuşkuya düşürmemek; İslam’a inanmaları halinde bu imanın hayatlarında, hayat hakkındaki görüşlerinde çok köklü değişiklikler meydana getireceğinin, kendilerini ikna etmeden bırakmamamız için bu hakikati benliklerimizde güçlü ve berrak bir biçimde özümsemeliyiz. Evet İslam’a inanmaları onların hayatlarını, hayat hakkındaki düşüncelerini(dünya görüşlerini) değiştireceği gibi, tutum ve davranışlarını da aynı biçimde değiştirecektir. İslam, onların hayatlarındaki bu köklü değişimi, önceki hayatları ile kabili kıyas olmayacak hayırları onlara vererek gerçekleştirecektir. Onların düşüncelerini insani basitliklerden, ilahi yüksekliklere yüceltmek, böylelikle insan hayatına layık en yüksek seviyeye yaklaştırmakla gerçekleştirecektir bu değişimi. İçine battıkları cahiliyye kalıntılarından hiçbir şey bırakmayacaktır onlarda.Onlara hoş ... Devamı

İMANIN YÜCELİĞİ

2008-11-11 21:25:00

mehmet selim polatİMANIN YÜCELİĞİAllah:“Gevşemeyin, üzülmeyin, en üstünsünüz, eğer inanıyorsanız? Buyuruyor. (Al-i İmran, 3:139)Bu uyarı, inanan bir bilincin, bir düşüncenin ve ölçünün şeyler, olaylar, değerler ve kişiler karşısında sürekli takınması gereken tavrı belirlemektedir.Bu uyarı, mü’min bir benliğin her şey, her konum, her değer ve herkes karşısında sürekli takınması gereken üstünlük durumunu ifade eder. İmanı ve imandan kaynaklanan bütün değerleri, iman temelinden başka temellere dayanan düşüncelerden ve onlardan kaynaklanan değerlerden yüce tutma durumunu...Varlığın hakikati hakkında düşünce ve kavramam açısından en yüce mevkide olan gene mü’mindir. Çünkü İslam’ın getirdiği ölçüler içerisinde bir olan Allah’a iman etmek, bu büyük hakikati en kamil manada kavramam şeklidir. Bu kavrama biçimi ideolojiler, inanç biçimleri ve düşünce yığınları ile karşılaştırıldığında ; ister bu düşünce yapıları, inanç biçimleri ve ideolojiler eski ve yeni büyük felsefi ekollerin ürünü olarak gelsin, ister putperestlerin ve tahrife uğramış kitaplıların inançlarına dayandırılsın; isterse de karanlık maddecilik ideolojileri ile saptırılmış ideolojiler olsun... bu aydınlık, açık seçik, estetik ve uyumlu kavrayış biçimi, bu düşünce yığınları ve bu saçma sapan ideolojilerle karşılaştırıldığında, İslam inancının azameti, daha önce hiç böylesine ortaya çıkmamış bir biçimde tecelli eder. Bu bağlamda, bu bilgiye sahip olanların, elbette o bilgiye sahip olmayanlardan daha yüce bir konumda olduklarında şüphe yoktur.Vicdan, bilinç, ahlak ve yaşama biçimi açısından en üst&u... Devamı

DOĞRU YOL

2008-11-11 21:22:00

mehmet selim polatYOL BU YOLDUR!Büruc suresinde anlatıldığı gibi Ashab-ı Uhdud olayı, her yerde ve her kuşakta insanları Allah’a davet eden mü’minlerin üzerinde durup düşünmesi gereken önemli bir hakikattir. Kur’an mü’minler için yol işaretleri çizmekte ve gayb aleminde, örtüler altında Allah’â gizlediği, yol boyunca karşılaşmaları olası ihtimallere onların benliklerini hazırlamaktadır.Uhdud ashabı, Rab’lerine inanmış ve imanlarını herşeyden yüce tutmuş bir cemaatin öyküsüdür. Bu mü’minler, ‘hakk’a ve aziz, hamid olan Allah’a inanma özgürlüklerini insanların kendi onurları ile yaşama haklarını gaspeden; insanın Allah katındaki üstünlüğünü alaya alan, insanlara ettikleri dayanılmaz işkencelerle eğlenen, insanlar alevler içerisinde kıvrandığı sırada onların bu durumuna bakıp zevk alan sadist zalim, hain düşmanların baskıları ve işkenceleri ile karşılaştılar.Bu kalplerdeki iman, o işkence ve baskılar üzerine yükseldi, kalplerdeki iman yaşamaya karşı zafer kazandı. Tağuti diktatörlerin tehditlerine aldırmadı, dinlerinden dönmeye yanaşmadılar. İmanları uğruna ateşte yandı ve öldüler...Bu Ashab’ı Uhdud olayında mü’minlerin ruhu bütün korkulara, bütün tüm dünyevi acılara karşı; dünyanın ve dünya hayatının bütün albenilerine karşı; imtihana, işkencelere karşı, bütün çağlarda, topyekün insanlığın şeref duyacağı türden bir zafer kazanmışlardır. İşte asıl zafer budur.Nedenler farklı da olsa insanların tümü eninde sonunda ölür. Fakat insanların hepsi böylesi bir zafer kazanamaz; böylesi bir yüceliğe ulaşamaz.; böylesi bütün dünyevi bağlardan tamamen kurtulup mutlak özgürlüğü kaza... Devamı

''HANİF DOSTLAR''ın Sapıklıkları

2008-11-10 17:50:00

mehmet selim polatÎMAN ve İSLÂMGüzel Yazılar HANİF DOSTLAR (!)Tek Kur’an Diyenler Sapıklık İçindedirler.İslam Dininin Kaynakları :Kitap,Sünnet,Kıyas ve İcmadır.((Radyoman))gibi sahtekarları tanıyormusunuz?.Tanımıyorsanız.(Radyoman)diye arayın,Sapık olduğunu öğrenirsiniz.Sual: Yabancı bir yazar, “Müslümanlıktan daha kıymetli olan hanif dinidir. Hanif dinine uymak gerekir” diyor. Hanif ne demektir?.CEVAPHanif, doğru inanan, hak yolda olan, İslamiyet’e sarılan, Allah’ı bir bilen demektir. Ebu Hanife de kelime olarak hanif babası, doğrunun babası demektir. Baba kelimesi Türkçe’de maksadı tam anlatamıyor, yerine konacak tam bir kelime de yok. Fakat para babası, fakir babası ifadelerinde baba kelimesi daha iyi anlaşılıyor. O halde hanif babası, hakiki Müslümanların babası, hak yolda söz sahibi kimse demektir. Kur’an-ı kerimde de aşağıda bildirildiği gibi, Hz İbrahim, hanif bir Müslümandı. Yoksa onun dini İslamiyet’ten ayrı bir din değildi. Zaten bütün Peygamberler, itikad olarak aynı şeyi bildirmişlerdir. İnsanlar sonradan bozmuşlardır. İtikadda ayrılık olmaz.Bir âyet meali şöyledir:(Allah, Nuh, İbrahim, Musa ve İsa’ya emrettiklerini size de din olarak emretmiştir.) [Şura 13]Dinlerdeki imanı farklı gibi göstermek yanlıştır; fakat, dinleri, yani kalb ile, beden ile yapılması ve sakınılması lazım olan şeyleri farklı olduğundan, Müslümanlıkları da ayrıdır. Mesela Musa aleyhisselamın dininde iç yağı yemek haram idi.Ve cumartesi günü balık avlamak,Haramdı yani yasaktı.Yasağa uymadılar ve Allahda onları Helak etti...Balık..Bkara/65.Nisa/47.Nisa/154.A’raf/163.Nahl/124...İç yağ...En’am/146.DİKKAT (!):Adamın biri, Kur’an uydurma söz değildir anlamındaki âyetteki söz kelimesinin Arapça’sını almış, Kur’an uydurma hadis değildir d... Devamı

KELİME-İ TEVHİD

2008-11-06 02:43:00

mehmet selim polatALLAHDAN BAŞKA İLAH YOKTURTıkla>>AnnemHer gecenin,sabahı var,inandım.Günahkarım,geçte olsa uyandım.Allahım senden budur muradım.islamı hakim kıl,artık bunaldım. mehmet selim polat Tıkla>>Ses Klibi  Tıkla>>Gaflet Uykusu ... Devamı

Muhammed s.a.s.En Güzel Örnektir

2008-11-05 07:11:00

mehmet selim polat(AHZÂB suresi 21. ayet)لَقَدْ كَانَ لَكُمْ فِي رَسُولِ اللَّهِ أُسْوَةٌ حَسَنَةٌ لِّمَن كَانَ يَرْجُو اللَّهَ وَالْيَوْمَ الْآخِرَ وَذَكَرَ اللَّهَ كَثِيرًاAndolsun ki, Resulullah, sizin için, Allah'a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah'ı çok zikredenler için güzel bir örnektir.  Devamı

BOŞANMAK

2008-11-04 19:23:00

mehmet selim polat KUR'AN,A GÖRE BOŞANMAK(BAKARA suresi 227. ayet): Eğer (müddeti içinde dönmeyip kadınlarını) boşamaya karar verirlerse (ayrılırlar). Biliniz ki, Allah işitir ve bilir. (BAKARA suresi 228. ayet): Boşanmış kadınlar, kendi başlarına (evlenmeden) üç ay hali (hayız veya temizlik müddeti) beklerler. Eğer onlar Allah'a ve ahiret gününe gerçekten inanmışlarsa, rahimlerinde Allah'ın yarattığını gizlemeleri kendilerine helâl olmaz. Eğer kocalar barışmak isterlerse, bu durumda boşadıkları kadınları geri almaya daha fazla hak sahibidirler. Erkeklerin kadınlar üzerindeki hakları gibi, kadınların da erkekler üzerinde belli hakları vardır. Ancak erkekler, kadınlara göre bir derece üstünlüğe sahiptirler. Allah azîzdir, hakîmdir. Devamını Oku>> KUR'AN,A GÖRE BOŞANMAK Devamı

ANAYASA MAHKEMESİ NE YAPMAYA ÇALIŞIYOR?-2

2008-11-04 14:17:00

mehmet selim polat ANAYASA MAHKEMESİ NE YAPMAYA ÇALIŞIYOR? Örtünmek İçin Giyinenleri Ayıplayan Yarı Çııplakların Sosyal Sevişmeleridir Canımı Sıkan... 29-10-2008 10:23:07     Yine Türkiye, yine demokrasinin beynine inen bir balyoz üstelik demokrasi adına indirilmiş. Demokles'in kılıcının gölgesinde üstüne üstlük. Nedir demokrasi? Kimdir demokrat? Nedir bu dillere pelesenk olmuş, üzerinde bir türlü anlaşılamayan garip şey.          Bazı insanlar bazı şeyler yaparlar, bunlar bizim demokratik haklarımızdır derler, buna mukabil bazı kurumlar da bunları yasaklar, gerekçe, antidemokratik olması. "Ötekiler" bastırır demokrasi isteriz diye, berikiler dayatır alın size demokrasi diye. Bu cümbüş biteviye sürer gider. Tabi cümbüş diyoruz ama, hep öyle güllük gülistanlık değildir durum. Bazen Demokles'in kılıcının gölgesinde verilen  -ki muhtemelen sızlatmıştır Demokles'in kemiklerini-  karara uyulmaması, uymayanlara, işlerinden-okullarından olmak ya da direnmek durumunda da biber gazı, cop olarak geri döner. Devamı>>ANAYASA MAHKEMESİ NE YAPMAYA ÇALIŞIYOR? http://mselimpolat.blogcu.com/... Devamı