Kur'an'da kulluk kavramı

2010-03-04 19:44:00

Kur'an'da kulluk kavramı Kur'an'da «kul» kelimesi Allah'a kulluk edeni içerir. O'na kulluk etmeyen kimseye, Allah'ın kulu denmez.     «Benim kullarıma karşı senin bir egemenliğin olmayacak (ey iblis)» (15 Hicr 42).     Âyet şöyle devam ediyor:     «Ancak sana uyan azgınlar müstesna.» Bu âyette müfessir ve âlimlerin çoğunluğunun dediği gibi munkatı' istisna  vardır. (Yani şeytana uyanlar, şeytanın kuludur. Allah'ın kullarıyla aynı cinsten olamazlar. Munkatı' istisna, ayrı cinsten olan şeyler arasında olur.)     «Bir pınar, ondan Allah'ın kulları içer» (76 İnsân 6).     «Rahmân'ın yeryüzünde sükûnetle yürüyen kulları» (25 Furkân 63) .     «Kulumuz Davud'u  an» ( 38 Sa'd 17).     «Gerçekten O'na yanık» ( 38 Sa'd 17).     «Kulumuz Eyyûb'u da an» ( 38 Sa'd 41).     «Kullarımız İbrahim, İshâk ve Ya'kûb'u da an» ( 38 Sa'd 45).     «Kullarımızdan bir kul buldular» (18 Kehf 65).     «Her türlü eksiklikten münezzehtir. O kulunu gece yürüten Allah» (17 İsrâ 1).     «Doğrusu o, çok şükredici bir kul idi» (17 İsrâ 3).     «Kulumuza indirdiğimizden şüphe içindeyseniz» (2 Bakara 23).     «Kuluna ne vahyettiyse vahyetti» (53 Neml 10)     «Ve Allah... Devamı

SORU ve CEVAPLAR-Devam-3

2010-03-03 16:09:00

SORU-CEVAP S. Imam Ebu Muhammed Matüridi nerelidir, ne zaman vefat etmiştir?  C-Semerkand’ın Maturid köyündendir. Türktür. Hicri (333) tarihinde vefat etmiştir. S. Imam Ebü’l Hasani’l Esari Hazretleri nerelidir?, Ne zaman vefat etmiştir?  C-Basra’lı olup Hicri (324) tarihinde vefat etmiştir. S. Namazın kazaya kalmasının meşru sebepleri kaçtır, sayarmısınız?  C-Üçtür. A) Uyku B) Muharebe esnasında düşmandan hiç fırsat bulamamak C) Unutmak. S. Kaç tane kandil vardır, nelerdir?  C-Beş tane kandil vardir.  Mevlid Kandili : Peygamberimizin dünyaya geldiği gecedir.  Regaib Kandili : Hz. Amine’nin Peygamberimize hamile olduğunu anladığı gecedir.  Mirac Kandili : Peygamberimizin, ilahi saltanatı seyretmek üzere Allah’ın daveti ve gücü ile bir mucize olarak göklere ve daha nice alemlere seyahat ettiği gecedir.  Berat Kandili : Kur’an-i Kerim’in levh-i mahfuzdan sema-i dünyaya indirildiği, insanların bir senelik hayat ve rızıklarının gözden geçirildiği, müslümanların af ve lütuflara nail olduğu gecedir.  Kadir Gecesi : Kur’an-i Kerim’in dünya semasından Peygamberimize indirilmeye başladığı gecedir. S. Kabir suali kime sorulmaz?  C-Peygamberlere, çocuklara ve delilere. S. Din nedir?  C-Akıl sahibi insanları kendi istek ve arzularıyla sırf hayır ve saadete ulaştıran, ilahi bir kanundur. S. Islam nedir?  C-Peygamber Efendimizin tebliğ buyurduğu hükümleri kalb ile tasdik, dil ile ikrar edip, onları bütün hayatında yaşamaktır.  http://mehmetselimpolat.wordpress.com/ http://www.facebook.com/notes/mehmet-selim-polat/90-tane-soru-ve-cevaplari/335713419091 http://sites.google.com/site/dindensapmalar/dini-bilgiler-soru-cevapli Ses Kay... Devamı

SORU ve CEVAPLAR-Devam-2

2010-03-03 16:05:00

SORU VE CEVAPLAR: S. Peygamberimizin ilk hanımı kimdir?  C-Hz.Hatice (r.a.) validemizdir. Efendimizden 15 yaş büyük olup 25 sene beraber hayat sürmüştür. 43. Peygamberimizin son hanımı kimdir?  Hz. Aise (r.a.) validemizdir. S. Peygamberimizin 53 yaşindan sonra evlenmesinin sebep ve hikmetlerinin bazılarını sayarmısınız?  C-Peygamberimiz, kabilelerin Islamiyete bağlanmalarını temin, ayrıca kadınlara ait hükümleri kadınlar vasıtasıyla yaymak, bazılarını sefaletten kurtarmak, bazılarının ise iffet ve namuslarını korumak için onlarla evlenmiştir. Asıl hikmet ve gaye kadınlar vasıtasıyla Islam’ı yaymaktır. S. Peygamberimizin en son vefat eden eşi kimdir?  C-Hz. Aişe (r.a)’dir. S. Gelmiş ve gelecek insanların en yücesi kimdir?  C-Peygamberimiz Muhammed Mustafa Sallallahü aleyhi ve sellem’dir. S. Peygamber Efendimizin kaç torunu vardır?  C-Iki torunu vardır :1) Hasan 2) Hüseyin (radiyallahü anhuma) hazretleridir. S. Bunlar kimin çocuklarıdır?  C-Hz. Ali ve Hz. Fatima (r.a.)’nındır. S. Allah’ın emrettiği şeylerin en önemlisi nedir?  C-Tevhid’dir. S. Tevhid nedir?  C-Allah’ı bir bilmek, yalnız ona kulluk etmektir. S. Allah’ın yasakladığı en büyük günah nedir?  C-Şirk’tir. S. şirk nedir?  C-Allah’a ortak koşmak, ondan başka Allah olduğunu söylemek. S. Peygamber kime denir?  C-Ahkam-ı ilahiyeyi insanlara tebliğ için Allah’ın vazifelendirdiği zata denir. S. Allah, peygamberleri niçin gönderdi?  C-Şirkten korumak, tevhide çağırmak için. S. Allah tarafından mahlukata gönderilen peygamberlerin sayısı kaçtır?  C-Peygamberimizden yapılan bir rivayete göre yüz yirmi dört bin, bir rivayete göre, iki y&u... Devamı

SORU ve CEVAPLAR-1

2010-03-03 15:56:00

  Soru ve Cevaplar S. Müslümanmısın?. C-Elhamdülillah Müslümanım. S. Müslümanım demenin manası nedir?  C-Allah’ı bir bilmek, Kur’an-ı Kerim’i ve Muhammed Aleyhisselam’ı tasdik etmektir. S. Ne zamandan beri Müslümansın?  C-“Bela” dediğimiz zamandan beri Müslümanım. S. “Bela” zamanı neye derler?  C-Misak’a derler. Yani Cenab-ı Hakk ruhlarımızı yarattığı vakit bunlara hitaben: “Elestü birabbiküm” yani (Ben sizin rabbiniz değil miyim ?) diye sordu.  Onlar da: “Bela” (Evet Rabbimizsin) dediler. O zamandan beri Müslümanım demektir. S. Rabbin kimdir?  C-Allah c.c. S. Seni kim yarattı?  C-Allah c.c. S. Sen kimin kulusun ?  C-Allah’ın kuluyum. S. Allah kaçtır diyenlere ne dersin?  C-Allah birdir derim. S. Allah’in bir olduğuna delilin nedir?  C-Sure-i Ihlas’ın ilk ayeti kerimesidir. S. Bunun manası nedir?  C-Sen söyleki ey Habibim Allah birdir.. S. Allah’ın varlığına aklı delilin nedir?  C-Bu alemin varlığı ve alemdeki nizam ve intizamın devamıdır. S. Allah’ın zati hakkında düşünce caiz midir?  C-Caiz değildir. Çünkü akıl Allah’ın zatini anlamaktan acizdir. Allah’ın ancak sıfatı hakkında düşünülür. S. Nereden geldin, nereye gideceksin?  C-Allah’dan geldim, Allah’a gidecegim. S.Niçin geldin?  C-Allah’a kulluk için. S. Iman-ı yeis nedir?  C-Firavun gibi ölürken iman etmektir. S. Bu iman muteber midir?  C-Değildir. S. Tevbei yeis nedir?  C-Imanı ve ameli olan kimsenin ölürken günahlarından tevbe etmesidir. S. Bu tevbe muteber midir?  C-Muteberd... Devamı

İslâm’da Laiklik Yoktur.إِنَّ الدِّينَ عِندَ اللّهِ الإِسْلاَمُ

2010-02-19 06:17:00

  İSLÂM’DA LAİKLİK YOKTUR .إِنَّ الدِّينَ عِندَ اللّهِ الإِسْلاَمُ  Allah katında tek Din İslâmdır. Laiklik; geniş ve basit tanımı ile, dinin siyasal hayatın dışına itilmesi, din adamları sınıfının devletin siyasal hayatında din adına etkin olmalarının engellenmesi diye ifade edilir. Buna cevap olarak deriz ki:  Laiklik Fransa’da kilisenin ve papazların siyasete karışmasından sonra Rönesanss ile kiliseyi ve din adamlarını devlet yönetiminden uzaklaştırmak için çıkarılmış bir sistemdir. Fakat İslam’da batıda bilinen şekliyle bir “ din adamları “ sınıfının varlığı söz konusu değildir. Dolayısı ile böyle bir sınıfın din adına siyasal etkinliklerde bulunması söz konusu değildir. Dolayısıyla böyle bir sınıfın din adına siyasal etkinliklerde bulunmalarından ve devletin siyasetinden aktif bir rol oynamalarından söz edilemez.Çünkü böyle bir sınıf yok ki, bu sınıfın icra edeceği fonksiyon kabul veya redde konu olsun. Bugün içinde yaşadığımız dünyada,  İslam adına meydanlara, gazetelere, ekranlara, kürsülere çıkan pek çok alim ,önder, siyasi, akademisyen, maalesef İslam dışı olduğu bizzat kendi taraflarınca bu kadar net bir biçimde ortaya konan Laikliği ve Demokrasiyi sahipleniyorlar, bunları benimsediklerini söyleyebiliyorlar. Üstelik bazıları daha da ileri giderek bu cahiliyye hükümlerinin Allah’ın dinine de iftira ederek, İslami olduklarını, İslam’la bağdaştıklarını iddia edebiliyorlar . أَفَحُكْمَ الْجَاهِلِيَّةِ يَبْغُونَ وَمَنْ أَحْسَنُ مِنَ اللّهِ حُكْمًا لِّقَوْمٍ يُوقِنُونَ   “Onlar hala cahiliyye hükmünü mü arıyorlar?. Kesin bilgiye inanan topluluk için hükmü Allah’tan daha güzel olan kimdir?. “&nbs... Devamı

MEZHEPLERİN DOĞUŞU

2010-02-18 11:49:00

Mezhepler nasıl ve ne zaman doğmuştur?          Peygamberimiz (S.A.V.) hayatta iken herhangi bir mezhebe ve müçtehide ihtiyaç duyulmuyordu. Çünkü peygamberimiz doğrudan meseleleri ve ilgili hükümleri asıl kaynagindan, yani VAHY'den aliyordu. Dünya işlerinde Peygamberimizin (S.A.V.) bazen kendi görüşünü ortaya koyduğu vakidir. Yani bazi hususlarda kendileri içtihad ederlerdi. Ancak dini konularda buna gerek duyulmaz, Cebrail'in vahiy indirmesi beklenirdi.          Ashab devrinde de içtihada gerek görülmediği gibi, mezheblere lüzum hissedilmemiştir. Ashab'dan biri karşısına çikan bir mesele hakkında kendinde bir çözüm bulamadığında, onu arkadaşlarına sorar, doğruyu öğrenip öylece cevap verir veya meseleyi çözerdi. Ancak Ashab-i Kiram fethedilen Islam ülkelerine dağılıp her biri gittiği ülkede Islami yayarken ancak kendi bildiklerini öğretebildi. Zamanla Islam Devletinin sınırları genişlemiş, ashab azalmış ve yeni yeni meseleler ortaya çıkmış, böylece farklı görüşler ortaya çıkmaya başlamıstır.          Tabii'nin devrine gelindiğinde ise meselenin önemi kavranmıs ve ümmeti dinin kaynağında birleştirip Vahdet'i sağlamak için Peygamberimiz (S.A.V.)'in hadislerini toplama, tasnif, tahlil, birbirleriyle ve Kur'an ile karsılaştırmak süretiyle hüküm çıkarma çalışmalarına girişilmiştir.           Işte atılan bu ilk adımla birlikte ilim adamları kollarını sıvayarak işe koyulmuştur. Ancak kendine güvenen ilim adamları bu işe koyulurken "biz bir mezhep kur... Devamı

MÜNAFIKLAR

2010-02-16 11:48:00

"münafıklar" (36 sonuç) وَإِذَا لَقُواْ الَّذِينَ آمَنُواْ قَالُواْ آمَنَّا وَإِذَا خَلَوْاْ إِلَى شَيَاطِينِهِمْ قَالُواْ إِنَّا مَعَكْمْ إِنَّمَا نَحْنُ مُسْتَهْزِؤُونَ BAKARA suresi 14. ayet (Bu münafıklar) müminlerle karşılaştıkları vakit "(Biz de) iman ettik" derler. (Kendilerini saptıran) şeytanları ile başbaşa kaldıklarında ise: Biz sizinle beraberiz, biz onlarla (müminlerle) sadece alay ediyoruz, derler.   مَثَلُهُمْ كَمَثَلِ الَّذِي اسْتَوْقَدَ نَاراً فَلَمَّا أَضَاءتْ مَا حَوْلَهُ ذَهَبَ اللّهُ بِنُورِهِمْ وَتَرَكَهُمْ فِي ظُلُمَاتٍ لاَّ يُبْصِرُونَ BAKARA suresi 17. ayet Onların (münafıkların) durumu, (karanlık gecede) bir ateş yakan kimse misalidir. O ateş yanıp da etrafını aydınlattığı anda Allah, hemen onların aydınlığını giderir ve onları karanlıklar içinde bırakır; (artık hiçbir şeyi) görmezler.   وَإِذَا لَقُواْ الَّذِينَ آمَنُواْ قَالُواْ آمَنَّا وَإِذَا خَلاَ بَعْضُهُمْ إِلَىَ بَعْضٍ قَالُواْ أَتُحَدِّثُونَهُم بِمَا فَتَحَ اللّهُ عَلَيْكُمْ لِيُحَآجُّوكُم بِهِ عِندَ رَبِّكُمْ أَفَلاَ تَعْقِلُونَ BAKARA suresi 76. ayet (Münafıklar) inananlarla karşılaştıklarında "İman ettik" derler. Birbirleriyle başbaşa kaldıkları vakit ise: Allah'ın size açtıklarını (Tevrat'taki bilgileri), Rabbiniz katında sizin aleyhinize hüccet getirmeleri için mi onlara anlatıyorsunuz; bunları düşünemiyor musunuz? derler.       وَإِذَا قِيلَ لَهُمْ تَعَالَوْاْ إِلَى مَا أَنزَلَ اللّهُ وَإِلَى الرَّسُولِ رَأَيْتَ الْمُنَافِقِينَ يَصُدُّ... Devamı

YOL BU YOLDUR!

2010-02-09 07:45:00

YOL BU YOLDUR! Büruc suresinde anlatıldığı gibi Ashab-ı Uhdud olayı, her yerde ve her kuşakta insanları Allah’a davet eden mü’minlerin üzerinde durup düşünmesi gereken önemli bir hakikattir. Kur’an mü’minler için yol işaretleri çizmekte ve gayb aleminde, örtüler altında Allah’â gizlediği, yol boyunca karşılaşmaları olası ihtimallere onların benliklerini hazırlamaktadır. Uhdud ashabı, Rab’lerine inanmış ve imanlarını herşeyden yüce tutmuş bir cemaatin öyküsüdür. Bu mü’minler, ‘hakk’a ve aziz, hamid olan Allah’a inanma özgürlüklerini insanların kendi onurları ile yaşama haklarını gaspeden; insanın Allah katındaki üstünlüğünü alaya alan, insanlara ettikleri dayanılmaz işkencelerle eğlenen, insanlar alevler içerisinde kıvrandığı sırada onların bu durumuna bakıp zevk alan sadist zalim, hain düşmanların baskıları ve işkenceleri ile karşılaştılar. Bu kalplerdeki iman, o işkence ve baskılar üzerine yükseldi, kalplerdeki iman yaşamaya karşı zafer kazandı. Tağuti diktatörlerin tehditlerine aldırmadı, dinlerinden dönmeye yanaşmadılar. İmanları uğruna ateşte yandı ve öldüler... Bu Ashab’ı Uhdud olayında mü’minlerin ruhu bütün korkulara, bütün tüm dünyevi acılara karşı; dünyanın ve dünya hayatının bütün albenilerine karşı; imtihana, işkencelere karşı, bütün çağlarda, topyekün insanlığın şeref duyacağı türden bir zafer kazanmışlardır. İşte asıl zafer budur. Nedenler farklı da olsa insanların tümü eninde sonunda ölür. Fakat insanların hepsi böylesi bir zafer kazanamaz; böylesi bir yüceliğe ulaşamaz.; böylesi bütün dünyevi bağlardan tamamen kurtulup mutlak özgürl&uu... Devamı

İŞTE İSLAM MEDENİYETİ

2010-02-09 07:44:00

İŞTE İSLAM MEDENİYETİ İslam sadece iki tip toplum tanır: “İslam Toplumu”, ve “Cahiliyye toplumu”... İslam toplumu itikad, ibadet, şeriat(yasama ve yürütme)sosyal ve siyasal nizam, ahlak ve yaşama biçimi olarak İslam’ın topyekün uygulandığı yaşanıldığı toplum tipidir. Cahili toplum tipi ise, İslam’ın inanç sisteminin (İslam akidesinin) düşünce yapısının, değerlerinin, ölçülerinin sosyal ve siyasal sisteminin, ahlak ve yaşama biçiminin yürürlükte olmadığı bir toplumdur. Bazen Allah’ı inkar etmez ancak, yeryüzüne müdahale etmekten elini çektirip sadece göklerin sevk ve idare edilmesi görevini O’na tevd’i eder. Yaşama biçimi olarak Onun koyduğu şeriatı uygulanamaz. İnsanların hayatını topyekün düzenlemek için bizzat Allah’ın koyduğu değişmez değerleri yürürlüğe koymaz; kilise, manastır, havra ve mescitlerde insanların tanrılarına ibadet etmelerini serbest bırakır fakat, bu insanların, Allah’ın şeri’atını hayatlarına hakim kılma taleplerini yasaklarlar. Böylelikle Kur’an kesin bir nasla belirttiği halde “Gökte de ilah, yerde de ilah olan O’dur” (Zuhruf,36:84) Allah’ın yeryüzüne ilişkin “uluhiyet” sıfatını fonksiyonsuz hale getirerek onu inkar etmiş olurlar. İşte bu tür özelliklerinden ötürü bu toplum tipleri, Cenab-ı Hakk’ın şu ayette sınırlarını belirlediği dinin sınırları dışındadırlar: “ Hüküm ancak Allah’ındır. O, sırf kendisine kulluk etmenizi emretti.. İşte dosdoğru din budur.” (Yusuf, 12:40) Bu ayet uyarınca söz konusu toplum Allah’ın varlığını kabul etse de kiliselerde, manastırlarda havra ve mescitlerde insanların serbestçe ibadet etmelerine müsamaha göster... Devamı

İSLAM’DA CİHAD

2010-02-09 07:42:00

İSLAM’DA CİHAD “Allah’ın, Hz.Resul’e vahyettiği ilk ayet: “Yaratan Rab’binin adıyla oku” (Alak,96:1) ayetidir. Bu ayet onun risalet görevinin başlangıcı idi. Risaletin bu aşamasında Cebrail O’na, sadece kendi kendine okumasını önermişti. Çünkü bu aşamada Resulullah başkalarını uyarmakla görevlendirilmiş değildir. Cenab-ı Hak ona, önce “Oku!” sonra: Ey örtüsüne bürünen peygamber kalk ve uyar...” buyurmuştu. Bu emrin ardından kendi kabilesini , çevresinde yaşayan diğer Arap kabilelerini, yarımadada yaşayan tüm arap milletini ve son olarak tüm dünya insanlığını uyarması buyurulmuştu.        Rasulullah peygamberlik görevi ile görev-lendirilişinden itibaren on yıl boyunca savaşsız ve haraçsız, sadece uyarma yöntemi ile davet etti insanları. Bu dönem içerisinde kendisine karşı yapılanlara sabretmesi, görmezlikten gelmesi, aldırış etmemesi emredildi.Daha sonra hicret etmesine ve düşmanları ile savaşmasına müsaade edildi. Ardından kendisi ile savaşanlarla savaşması , bir köşeye çekilip savaşmayanlara dokunmaması; en son olarak “din” tamamen Allah’a has kılınıncaya dek müşriklerle savaşması buyuruldu. “Berae” (Tevbe) suresi indirilince şu konular hakkın-daki hükümler top yekün olarak indirilmişti. Hz. Peygamber kitap ehlinden düşmanlık edenlerle, cizye (haraç) verinceye ya da İslam’a girinceye dek savaşmakla görevlendirildi. Ayrıca bu süre zarfında kafir ve münafıklarla cihad etmesi, onlara katı davranmaması; kafirlerle kılıç, süngü vb. silahlarla savaşması; münafıklarla ise farklı biçimde mücadele etmesi, lisan ve delil ile onları iknaya çalışması; bunların yanı sıra kafir ve müşriklerle sureti ... Devamı

Hayat Yolunda

2010-01-01 17:20:00

Hayat Yolunda Hayat yolunda,Çelme atan çok olur.  Üzülme,Adli ilahide hak yerini bulur.  Zulme,sessiz kalırsan,başın ağarır.  Sessiz kalanları sevmez Allahım.  Doğrularla eğriler beraber yaşar.  İnsanoğlu beşerdir elbette şaşar.  Sen doğru yoluna devam et,yaşar.  Terazide hakkını verir Allahım.  Hiç kimse ben haksızım demez.  Hakkı bilir amma yola gelmez.  Bu dünya hiç kimseye kalmaz.  Ahirette hesabını görür Allahım.   Mehmet Selim Polat http://www.antoloji.com/siir/siir/siir_SQL.asp?sair=59890&siir=1313920&order=oto ... Devamı

MUTLU NOELLER MÜSLÜMAN!

2009-12-31 08:51:00

بســـم الله الرحمن الرحيم   (TEVBE suresi 23. ayet) يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ لاَ تَتَّخِذُواْ آبَاءكُمْ وَإِخْوَانَكُمْ أَوْلِيَاء إَنِ اسْتَحَبُّواْ الْكُفْرَ عَلَى الإِيمَانِ وَمَن يَتَوَلَّهُم مِّنكُمْ فَأُوْلَـئِكَ هُمُ الظَّالِمُونَ Ey iman edenler! Eğer küfrü imana tercih ediyorlarsa, babalarınızı ve kardeşlerinizi (bile) veli edinmeyin. Sizden kim onları dost edinirse, işte onlar zalimlerin kendileridir. (MÂİDE suresi 51. ayet) يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ لاَ تَتَّخِذُواْ الْيَهُودَ وَالنَّصَارَى أَوْلِيَاء بَعْضُهُمْ أَوْلِيَاء بَعْضٍ وَمَن يَتَوَلَّهُم مِّنكُمْ فَإِنَّهُ مِنْهُمْ إِنَّ اللّهَ لاَ يَهْدِي الْقَوْمَ الظَّالِمِينَ Ey iman edenler! Yahudileri ve hıristiyanları dost edinmeyin. Zira onlar birbirinin dostudurlar (birbirinin tarafını tutarlar). İçinizden onları dost tutanlar, onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğuna yol göstermez.   (BAKARA suresi 120. ayet) وَلَن تَرْضَى عَنكَ الْيَهُودُ وَلاَ النَّصَارَى حَتَّى تَتَّبِعَ مِلَّتَهُمْ قُلْ إِنَّ هُدَى اللّهِ هُوَ الْهُدَى وَلَئِنِ اتَّبَعْتَ أَهْوَاءهُم بَعْدَ الَّذِي جَاءكَ مِنَ الْعِلْمِ مَا لَكَ مِنَ اللّهِ مِن وَلِيٍّ وَلاَ نَصِيرٍ Dinlerine uymadıkça yahudiler de hıristiyanlar da asla senden razı olmayacaklardır. De ki: Doğru yol, ancak Allah’ın yoludur. Sana gelen ilimden sonra onların arzularına uyacak olursan, andolsun ki, Allah’tan sana ne bir dost ne de bir yardımcı vardır.   “Allah’tan başkasına yemin eden, şüphesiz apaçık bir şirk koşmuştur. (Hadis-i Şerif) (Tirmizi)   (TEVBE suresi 28. ayet)  Ey iman edenler! Müşrikler ancak bir pisliktir. Onun için bu yıllarından sonra Mescid-i Haram’a yaklaşmasınlar. Eğer yoksulluktan korkarsanız, (biliniz ki) Allah dilerse sizi kendi lütfundan zengin edecektir. Şüphesiz Allah iyi bilendi... Devamı

Komşularla Münasebetlerde ADAB

2009-12-28 22:28:00

KOMŞULUK ADABI: İslâmiyet komşu hakkına, komşularla iyi geçinmeye çok büyük ehemmiyet vermiştir. Hz. İbni Ömer'in (r.a.) rivayetine göre, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) komşu hakkının ehemmiyeti için şöyle buyurmuştur: "Cebrail (a.s.) bana komşuyu tavsiyede o kadar ileri gitti ki, yakında onu (komşuyu) komşusuna varis yapacak zannettim." (Ramûz, c.2/375-1)   Atalarımız, "Ev alma, komşu al" demiştir. Çünkü iyi komşulara sahip olmak bir insanın dünyada karşılaşacağı en büyük saadetlerdendir. Bir insan ömrünün büyük kısmını komşularıyla birlikte geçirir.   Komşuluk münâsebetlerinde dikkat edilmesi gereken başlıca hususlar şunlardır:   * Komşuya en ufak eziyet ve sıkıntı vermekten çekinilmelidir. Gürültü yapmak, olur olmaz vakitlerde , halı, yolluk v.ş. çırpmak, komşuyu incitici söz söylemek, komşunun yardımına koşmamak gibi hallerden şiddetle sakınılmalıdır.   * İyi insan olmanın şartlarından birisi de komşuya eziyet etmemektir. İyi olmanın bir ölçüsü de komşusunun o kimseden razı olması ve onu övmesidir. Şimdi bu hususla ilgili hadis-i şeriflere bakalım:   (Hz. Enes r. a. naklediyor) "Komşusuna eza eden Bana eza etmiş ve Bana eza eden de Allah'a eza etmiş olur. Kim komşusu ile kavga ederse, benimle kavga etmiş olur. Benimle kavga eden de Allah'la kavga etmiş olur." (Ramûz, c.2/395-7)   Komşu hakkı   Komşusunun, kendisinde ne gibi hakları bulunduğunu soran bir sahabeye Hz. Peygamber (s.a.s) şöyle cevap vermiştir: "Hastalanırsa ziyaretine gidersin, vefat ederse cenazesini kaldırırsın. Senden borç isterse borç verirsin. Darda kalırsa yardım edersin. Başına bir felâket gelirse teselli edersin. Evinin damını on... Devamı

YALANCILIK-SÖZÜNDE DURMAMAK

2009-12-28 21:09:00

YALANCILIK-SÖZÜNDE DURMAMAK Yalan, kişinin gerçeği saklayıp bildiğinin aksini söylemesidir. Gerek yalancılık ve gerek sözünde durmamak, çok kötü, çok çirkin bir huydur. Müslüman her zaman doğru söylemeli ve doğru olmalıdır. Yalancılık ve sözünde durmamak "münafıklık alametlerinden"dir.   Cenab-ı Hakk, "Yalan sözden kaçının" (Hac, 22/60) diye emrettiği halde basit dünya menfaatleri için yalan söyleyenler vardır. Özellikle yalan yere şahitlik yapmak çok kötü bir davranış ve büyük bir günah sayılmıştır. Gerçek bir müslüman kendi aleyhinde de olsa, doğru söylemeli ve asla yalana yaklaşmamalıdır. Çünkü Allah Teâla şöyle buyurmuştur:   "Ey iman edenler! Hak üzere durup adaleti yerine getirmeğe çalışan hâkimler ve Allah için doğru söyleyen şâhidler olun. Velev ki, o şahitliğiniz nefisleriniz yahut ana babanızla yakın akrabanız aleyhine olsun. İster üzerine şahitlik yapılan kimseler zengin veya fakir bulunsun" (Nisa, 4/135).   Bu hususta Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:   "Şu dört şey kimde bulunursa bulunsun tam bir münafık olur. Bunlardan biri kendisinde bulunan kimse de, onu terk edinceye kadar bir münafıklık vasfını taşır. Bu vasıflar şunlardır: Konuştuğu zaman yalan söyler, söz verdiği zaman sözünde durmaz, anlaşma yaptığı zaman vaz geçer, düşmanlık yaptığı zaman da sınırı aşar ve daha çok kötülükte bulunur." (Buhari, İman, 24)   Anne-babalar çocuklarını çok küçük yaştan itibaren doğru söylemeye alıştırmalı, onların yalan söylemelerine asla müsamaha göstermemeli, yalan sözün çok çirkin bir davranış olduğunu onlara telkin etmelidirler. Söz veripte sözünde durmamak veya randevusuna mazereti olmaksızın söz verdiği saatten geç gitmek de yalancılığın bir nevidir, bir Müslümana yakışmayan bir davranıştır.   Yalanın kötülüğüne gelince, Peygamberimiz (s.a.s.); "Yalan kötülüğe, kötülük Cehennem'e götürür. İnsan yalancılık yapa yapa, nihayet Allah katında yalancılardan yazılır" (Buharî,... Devamı

Adalet Hukukun Temelidir

2009-12-09 14:59:00

ADALET Zulüm ve taşkınlığın zıddı olan adalet; her şeyi yerli yerine koymak, hak edenin hakkını vermek şeklinde tarif edilebilir. Bu sebepten toplumdaki dirlik ve düzen, ancak adalet sayesinde sağlanabilir. Toplumda kurulmuş olan dirlik ve düzenin devamı da, yine adaletle mümkündür.   Adaletle ilgili olarak Nahl sûresinde şöyle buyurulur: "Muhakkak ki Allah; adaleti, ihsanı ve yakınlara vermeyi emreder. Çirkin işleri, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. Düşünüp tutasınız diye Allah size öğüt verir."(Nahl, 90)   İşte kesin bir ifade ile her insan için emredilmiş olan adalet; yaşantı haline getirilmesi gereken ahlâkî bir değerdir. Bu açıdan her insanı ilgilendirir. İnsanın adaleti yaşantı haline getirmesi demek: hangi işi yapıyorsa, o işi hakkıyla yapması demektir. Bir başka deyişle adalet, işi nasıl yapmak gerekiyorsa o şekilde yapmaktır.   Âyette emredilen "ihsan" ise, esasen iyilik yapmak anlamına gelir. İhsanı, bir insanın görevini en iyi şekilde yapması şeklinde anlamak da mümkündür. İhsan, bu anlamıyla, adalet ile yakından ilişkilidir.   Mâide sûresinde Allah şöyle buyurur: "Ey iman edenler; Allah için hakkı ayakta tutan, adaletle şahitlik eden kimseler olun. Bir topluluğa duyduğunuz kin, sizi adaletsizlik yapmaya itmesin. Adaleti her zaman yerine getirin. Takvaya en yakın davranış şekli budur. Allah'tan korkun. Çünkü Allah, yaptığınız herşeyden haberdardır."(Maide, 8)   Görüldüğü gibi ister ferd, isterse toplum halinde olsun adalet, girilen her türlü beşerî ilişkide gözetilmesi gereken temel ahlâkî bir fazilettir. Gerek ferdin mutluluğu gerekse toplumun huzuru, adaletin sağlanmasıyla mümkündür. Çünkü bir toplumda işler; yapılması gerektiği şekilde yapılmaz, ehline teslim edilmez ve hak edenin hakkı verilmezse, o toplumda dirlik ve düzenden bahsetmek mümkün olmaz.   Toplumda sosyal barış, adalet ile sağlanabilir. Adalet olmayınca sosyal barış da olmaz. Görüldüğü gibi, toplumdaki... Devamı

Aldatmak

2009-12-09 14:36:00

MÜSLÜMANI ALDATTILAR Müslüman; ıslah adına, tebliğ adına dininden ve dâvâsından her çeşit tâvizi verebilen, Allah’ın hor gördüklerini hoş gören, “gelene ağam, gidene paşam” diyen, tepkisiz, buğzsuz, nefretsiz, dolayısıyla kişiliksiz insan değildir. Düşünmeyen, hakkı yaşamayan bir çevrede, mü’min boyun eğen, sesini çıkarmayan, tepki göstermeyen, silik bir şahsiyet olamaz. “Münkerler” etrafını kuşattığından, en azından kendini kurtarmak, bulaşıcı mikroplara karşı mücadele ederek koruyucu hekimlik tedbirlerini almak, yani “nehy-i anilmünker” yapmak mecbûriyetindedir. Tevhid eri olabilmek için; Allah’ın dışında politik, medyatik, sosyal, sanatsal, sportif, maddî, fikrî, nefsî... alanlardaki tüm ilâhları reddetmek, putların ve putçuluğun her tezâhürüne, endâdın her görüntüsüne, fanatikliğin her çeşidine tavır almak olmazsa olmaz bir zarûrettir.  Ne     YapmakLazım? Muvahhid olmak, mü’mince yaşamak ve müslümanca ölmek için tâğutlara, zorbalara, ilâhlık taslayan şahıs, ilke ve kurallara, kısacası Allah’a itaat etmeyenlere “lâ” isyan bayrağını çekmek şarttır. Bu tavır takınılmadan, izzet ve onurunu korumak da, mü’min kalıp mü’min ölmek de mümkün değildir (2/Bakara, 256). Trafik ışığı olarak kırmızı lâmba konusunda itaatsizliğin cezası değerlendirilir de, Allah’ın koyduğu helâl-haram hududuna itaatsizlik, her iki dünyada cezasız mı kalır dersiniz?. Mehmet Selim Polat... Devamı

Yalanlama Küfrü

2009-10-11 19:52:00

Allah (c.c) şöyle buyuruyor: “Allah’a karşı yalan uydurandan veya hak kendisine geldikten sonra onu yalanlayandan daha zalim kim vardır? Cehennemde kafirler için bir yer yok mudur?” (Ankebut: 68)                                                 Yalanlama küfrü iki çeşittir a) - Haber veren kişiyi yalanlama: Bu küfür çeşidi insanın, Rasulullah (s.a.s)’ın haberini ve ona Rabbinden gelen şeyi duyduktan sonra risaletini ve haberini reddedip yalanlamasıdır. Kalpleriyle Rasulullah (s.a.s)’in yalancı olduğuna inananlar gibi... İbni Kayyım dedi ki: “Yalanlama küfrüne gelince: Rasulün yalancı olduğuna inanmaktır. Kafirlerin içinde bu tür küfür azdır. Çünkü Allah (c.c) rasullerini desteklemiş, onların davet ettiği şeyin doğruluğunu göstermesi, karşı çıkanların mazeretlerini yok etmesi için mucizeler ve deliller vermiştir.” (Medaricu’s-Salikiyn c: 1 s: 337) b) - Haberi yalanlamak: Bu küfür çeşidi insanın İslam dininde bilinmesi gerekli olan bir haberi yalanlamasıdır. Namazın, zekatın veya haccın farz olduğunu kabul etmeyen bir kişinin imanı olmadığına hükmedilir. Kelimei şehadet getirse bile... Aynı şekilde zinanın, sebebsiz adam öldürmenin, içkinin, hırsızlığın, faizin veya bunun gibi Allah (c.c) ve rasulünün haber verdiği ve dinde bilinmesi gerekli haram olan şeylerin haramlığını kabul etmemek küfürdür. Dinde bilinmesi gerekli olan şeylerden kasıt ise, genel bilgidir.Yani istisnasız bütün müslümanların bildiği, bilinmemesi mazeret olmayan bilgilerdir.mehmet selim polat... Devamı

Türk Silahlı Kuvvetlerini Kim Yönetiyor?

2009-10-01 10:22:00

>>>TSK'dan başörtüsü fetvası !>>>TSK'dan Başörtüsü FETVASI,Diyanete İhtiyaç Kalmadı>>>Kıbrısta Boşu Boşuna Öldük,Denktaş'tan 'dinde başörtüsü yok' fetvası>>>Kenan Evren`den başörtüsü fetvası!mehmet selim polat... Devamı

TSK'dan başörtüsü fetvası !

2009-10-01 10:12:00

 Kışlalarda uyguladığı başörtüsü  yasağıyla sık sık gündeme gelen  TSK, başörtüsü ve çarşaf  konusunda fetva (!)  yayınlayarak, askerlere dağıttı. Genelkurmay Başkanlığı'nın  hazırlayarak askerlere dağıttığı bir kitapçıkta, başörtüsü ve çarşaf konusunda fetva verilmiş. Başörtüsü” hakkında; “Başörtüsü, bir Kur'an hükmü ve ifadesi değildir… Peçe ve çarşaf ise İran ve Bizans kaynaklıdır” denilen kitapçık, “Kamu Kurum ve Kuruluşları'ndaki Kıyafet Düzenlemesi” adı altında yayınlandı.Genelkurmay Başkanlığı tarafından askerlere dağıtılan ve üzerinde “Hizmete Özel” yazan kitapçıkta, başörtüsünün bir Kur'an hükmü ve ifadesi olmadığı iddia ediliyor ve “Türk gelenek ve göreneklerinde türban, peçe ve çarşaf yoktur. Türban, belirli dini inanışın simgesi olarak, toplum yaşamımıza bilinçli olarak sokulmuştur. Peçe ve çarşaf ise, İran ve Bizans kaynaklıdır” deniliyor. Kitapçıkta, Kur'an'ın örtünme ile ilgili ayetlerinin, doğruluğu ve gerçekliği tam olarak bilinmeyen hadislere dayanılarak açıklandığı, söz konusu hadislerin de Kur'an hükümleri gibi ortaya konulduğu öne sürülüyor. Genelkurmay Başkanlığı'nın söz konusu kitapçığı, kendisi gibi resmi kurum olan Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu'nun 29 yıl önce verdiği ve 'Başörtüsünün dinin emri olduğu'na yönelik kararını dikkate almadığını gösteriyor. İŞTE O SKANDAL İFADELER Ergenekon Terör Örgütü soruşturması kapsamında gözaltına alınan ve örgütün yöneticisi olduğu gerekçesiyle yargılanan Ergenekon sanığ... Devamı

TSK'dan Başörtüsü FETVASI,Diyanete İhtiyaç Kalmadı

2009-10-01 10:08:00

başörtüsü fetvası">SONSAYFA GÜNDEM HABERLERİ       TSK kitabında başörtüsü fetvasıKitapçıkta, başörtüsünün bir Kur'an hükmü ve ifadesi olmadığı iddia ediliyor.  Asker,İslam adına Fetva vermeye  başladı.Herkes Görevini yapmalı,Olur-  olmaz Zırvalamamalı. Örtünmek İslamın emridir.Türk Silahlı  Kuvvetleri görevini yapsın,başkasının işine burnunu sokmasın. --------- Genelkurmay  Başkanlığı tarafından    askerlere dağıtılan ve üzerinde      "Hizmete Özel" yazan kitapçıkta, başörtüsünün bir Kur'an hükmü ve ifadesi olmadığı iddia ediliyor ve "Türk gelenek ve göreneklerinde türban, peçe ve çarşaf yoktur. Türban, belirli dini inanışın simgesi olarak, toplum yaşamımıza bilinçli olarak sokulmuştur. Peçe ve çarşaf ise, İran ve Bizans kaynaklıdır" deniliyor.Kitapçıkta, Kur'an'ın örtünme ile ilgili ayetlerinin, doğruluğu ve gerçekliği tam olarak bilinmeyen hadislere dayanılarak açıklandığı, söz konusu hadislerin de Kur'an hükümleri gibi ortaya konulduğu öne sürülüyor. Genelkurmay Başkanlığı'nın söz konusu kitapçığı, kendisi gibi resmi kurum olan Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu'nun 29 yıl önce verdiği ve 'Başörtüsünün dinin emri olduğu'na yönelik kararını dikkate almadığını gösteriyor.İŞTE O SKANDAL İFADELERErgenekon Terör Örgütü soruşturması kapsamında gözaltına alınan ve örgütün yöneticisi olduğu gerekçesiyle yargılanan Ergenekon sanığı emekli Orgeneral Hurşit Tolon'da ele geçirilen 14 sayfalık kitapçıkta şu ifadeler yer alıyor:"Bu kitap, irticai unsurların baş &o... Devamı

Kıbrısta Boşu Boşuna Öldük,Denktaş'tan 'dinde başörtüsü

2009-10-01 10:03:00

Denktaş'tan 'dinde başörtüsü yok' fetvasıKuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) eski Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, başörtüsü yasağının kalkmasının tehlike olduğunu savunduDenktaş, "Başörtüsü Anadolu'da saf insanlara anlatıldığı için inanıyorlar. Kur'an-ı Kerim'de böyle bir şey yok. Diyanet İşleri Başkanı olmasa olmazı değildir diyor. Namuslu şekilde giyinmektir esas." dedi.Rauf Denktaş, Kocaeli Yükek Öğrenin Derneği tarafından düzenlenen 'Ulusal ve Uluslararası Boyutta Kıbrıs Gerçeği' konulu konferansa katıldı.Burada Kıbrıs'ın geçmişinde günümüze nasıl geldiğini anlatan Denktaş, Anan Planı'nın hata olduğunu ve Ak Parti'nin bu plana destek vermesinden dolayı eleştirdi.Denktaş, konferansta Kıbrıs gerçeğinden daha çok başörtü yasağı üzerinde durdu. Yasağı savunan Denktaş, başörtü yasağının kaldırılmasının tehlike olduğunu söyledi. Rauf Denktaş başörtü ile ilgili görüşlerini şöyle aktardı:"Bu olay Anadolu'da saf insanlara kimler tarafından anlatılıyor. Efendim türban Allah'ın emridir anlatılıyor. İnsanlar da inanıyor. Kur'an-ı Kerim'de böyle bir şey yok. Diyanet İşleri Başkanı olmazsa olmazı değildir diyor. Namuslu şekilde giyinmektir esas. Oranı buranı açıp göstermek değil. Bir gidişat var. Üniforma haline getirtilmiş. Anlatıyorlar, 'Türban yasaklanmış değildi. Nasıl yasaklandı. İstediniz cuma günü tatil edilsin namaza gitmek için. Üniversitede mescit açtırmak istendi. Şeriat gelecek laiklik gidecek sözleri çıktı üniversite içinde.' Onun üzerine laiklikte sorumlu olan devlet bunu yasaklamak zorunda kaldı. O günden bugüne laikliğe karşı uniforma olmaktan çıktı mı? Çıkmadı çoğaldı."Denktaş, başörtüsü konusunda şunları söyledi:"Her başı bağlı olan aynı görü... Devamı

Kenan Evren`den başörtüsü fetvası!

2009-10-01 10:01:00

Kenan Evren`den başörtüsü fetvası!Özhan Haluk Satır`ın haberiBir gazetecinin son günlerdeki türban gündemi ile sorusuna isteksizce cevap veren 7. Cumhurbaşkanı Kenan Evren, tartışmaların bir an önce son bulmasını savundu.Türkiye"ye türban tartışmalarının İran"ın dini liderleri Humeyniile birlikte başladığını savunan Evren, türban takmamanın günah olmadığını savunduğu sözlerinde, "Allah kadınların saçının görünmesini istemeseydi, kadınları kel yaratırdı" şeklinde ilginç yorum getirdi.Emekli Genel Kurmay 2. Başkanı Fikret Küpeli ile birlikteManisa"nın Turgutlu ilçesinde gelen 12 Eylül"ün mimarı, 7. Cumhurbaşkanı Kenan Evren, son günlerdeki türban tartışmalarına, ilginç yorumu ile farklı bir boyut getirdi.Aile dostu olan iş adamı Mehmet Altan"ı çiftliğini ziyaretinin ardından çocukluğunun bir bölümünün geçtiğini belirttiği Turgutlu"nun meşhur köftesini yiyen Evren"e, Turgutlulu olanEmekli Orgeneral Fikret Küpeli, Kaymakam Sadettin Kalkan,Belediye Başkanı Serhat Orhan ve çok sayıda koruma eşlik etti. Türkiye"nin birçok yerinde köfte yediğini, fakat en lezzetlisini Turgutlu"da bulduğunu söyledi. Turgutlu"daki kentsel gelişmeyi memnuniyetle karşılayan Evren, çalışmalarından dolayı Belediye Başkanı Serhat Orhan"ı kutlayarak teşekkür etti.Bir gazetecinin türbanla ilgili sorusuna isteksizce cevap veren 7. Cumhurbaşkanı Kenan Evren, türban tartışmalarının bir an önce son bulmasını istedi. "Türbanı savunanlarla savunamayanlar arasından sorun çıkabilir" diyen Evren, türban takmanın günah olmadığını savunarak, "Bu sıralar türbanla yatıp, türbanla kalkıyoruz. Bu çok saçma. Allah kadınların saçının görünmesini istemeseydi, k... Devamı

Namazı Terk Etmenin Hükmü (Şafii Mezhebine Göre)

2009-09-01 04:30:00

Namazın TerkedilmesiNamazı inkâr ederek terkeden bütün alimlerin görüşü ile kâfir olup, islam dininden çıkar.Namazın farz olduğuna inanmakla beraber, tembellik ve dünya meşgaleileri sebebi ile terkedene gelince; bunlar bir özür sayılmaz çünkü hadisi şerifler bu kimselerin de küfre girdiğini açıklamıştır.Namazı bile bile terketmenin kişiyi küfre götürdüğünü açıklayan hadisler şunlardır:1- Cabir (r.a.)'den rivayeten, Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Kişi ile küfür arasında, namazı terketmek vardır." [1]2- Büreyde (r.a.)'den rivayeten, Resulullah (s.a.v.):"Bizimle kafirler arasındaki ahd, namazdır. Kim namazı terkederse kâfir olmuştur." [2] buyurmuştur.3- Abdullah bin Amr bin As'dan rivayeten, Resulullah (s.a.v.) bir gün namazdan bahsederken şöyle buyurmuştur:"Namaza devam eden kimse için kıyamet gününde namaz bir nur, bir delil ve bir kurtuluştur. Namaza devam etmeyen kimseler için namaz bir delil ve kurtuluş değildir. Ve o kimse kıyamet gününde Karun, Firavun, Hâmân ve Uheyy bin Halef ile beraber olacakın:" [3]Namazı bilerek terkedenin ahirette küfür önderleriyle beraber olması, o kimsenin küfür üzerinde olduğunu gösterir.İbn Kayyım şöyle demiştir:"Namazı terkedeni ya malı, ya reisliği, ya memuriyet görevi, ya da ticareti engeller. Malı, namazını kılmaktan engelleyenler, Karun'la beraber; Saltanatı namaz kılmasını engelleyenler, Firavun'la beraber, Memuriye ti ve vezirliği engelleyenler, Hâmân'la beraber, Ticareti engelleyenler de, Ubeyy bin Halef ile beraberdirler."[1] Müslim,82[2] Ebu Davud,4678; Tirmizı.2621; Nesai,23l; İbni Mace, 1079 (Neylü’l-Evtar)[3] Ahmed, Taberaınî ve İbni Hibban rivayet etmiştir.... Devamı

İSLÂM'DA AHLAK

2009-08-30 01:18:00

İslam dininde ahlakın büyük bir önemi ve değeri vardır. İslamın gayesi insanları güzel ahlak sahibi yaparak olgunlaştırmaktır. İslam güzel ahlak demektir. Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:  "Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim." (Keşfü'l-Hafa, c.1, s.211) Bir müslümanın değeri ahlakının güzelliği ile ölçülür. Peygamber Efendimiz:  "Sizin bana en sevimliniz ve kıyamet gününde bana en yakınınız ahlakı en güzel olanınızdır." (Riyazü's-Salihin, c.2, s.54) buyurarak bu gerçeği dile getirmiştir.  Peygamberimize:  "Allah katında en sevgili kullar kimlerdir?" diye sordular:  Peygamber Efendimiz:  "Ahlakı en güzel olanlardır" (Seçme Hadisler, s.32) buyurdu. İbadetler nasıl dinimizin emri ise, ahlaki vazifeleri yerine getirmek de dinimizin emridir. İslamda ibadetlerin gayesi de kişileri kötülükten sakındırmak ve iyi ahlak sahibi yapmaktır.mehmet selim polat... Devamı

İMAN İLE AMEL ARASINDAKİ MÜNASEBET

2009-08-30 01:14:00

İMAN İLE AMEL ARASINDAKİ MÜNASEBETBir müslüman, dinin hükümlerini inkâr etmedikçe ve kalbinde iman bulunduğu sürece ibadet yapmasa bile dinden çıkmaz, kafir olmaz, yine müslümandır. Ancak, Allah'ın emri olan ibadet görevlerini yerine getirmediği için günâh işlemiş ve cezayı hak etmiş olur.  İbadetler, imanın olgunlaşmasını ye güçlenmesini sağlar. Ahirette cezadan kurtulmamıza ve cennet nimetlerine kavuşmamıza vesile olur. Sade bir imanla yetinip ibadetleri terketmek imanın zayıflamasına ve iman nurunun sönmesine sebep olur.  Bunu bir misâl ile açıklayalım:  İman, açıkta yanan bir lambaya benzer. Lambanın sönmemesi için cam fanus ile korunması gerekir. Eğer bu şekilde korunmaz, açıkta yanmaya devam ederse hafif bir rüzgârın etkisi ile sönebilir. İman da, kalbimizde yanan bir ışıktır. Koruyucusu ibadetlerdir. Namaz, oruç ve diğer ibadetleri yapmakla hem Allah'a karşı borçlu olduğumuz görevleri yerine getirmiş, hem de imanımızı korumuş oluruz.  İbadetler yapılmadığı takdirde, iman ışığı açıkta yanan lamba gibi korumasız kalır. Günün birinde sönebilir, imanın yok olması, müslümanın en kıymetli varlığı olan cennetin anahtarını kaybetmesi demektir. Bu sebeple ibadetlerin, imanımızın korunmasında ve cennette sonsuz hayata kavuşmamızda çok önemli yeri vardır.  İbadet ve salih amel (iyi ve güzel işler), sahibinin imanını olgunlaştırır. Allah Teâlâ'nın vadettiği ve Resulullah (s.a.s)'ın müjdelediği ebedî nimetleri ve rıza-i ilâhîyi kazandırır. O halde, kalbde bulunan iman nurunu parlatmak ve kuvvetlendirerek onu kemale erdirmek için Allah'a ibadet etmek, iyi ve salih ameller yapmak gerekir. Çünkü eseri dış hayatta ve toplumda görülmeyen bir... Devamı

NAMAZIN ÖNEMİ

2009-08-30 01:08:00

NAMAZIN ÖNEMİİslâmın beş şartından ikincisi namaz kılmaktır. Namaz, tekbir ile başlayıp selâm ile son bulan, belli fiil ve sözleri içine alan bir ibadettir. Allah'a karşı tesbîh, ta'zîm ve şükrün ifadesidir.  İnsanların ilk görevi, Allah'ın varlığına ve birliğine, Hazreti Muhammed (s.a.s.)'in peygamberliğine inanmaktır. İmandan sonra farzların en önemlisi namazdır. Beş vakit namaz, hicretten bir buçuk yıl önce Mîrac gecesinde farz kılınmıştır.   Namaz, rûhu temizleyen, kalbi aydınlatan, insanı Allah'ın huzuruna yükselten bir ibadettir.  Doğrusu, geçici hayatın son bulmayacak birçok kazançları ancak namaz sayesinde elde edilir. Namaza ayrılan saatler, sonsuzluk aleminin tükenmez mutluluk günlerini hazırlamış olur  Sevgili Peygamberimiz: "Namaz dinin direğidir." (Keşfu'l-Hafa, c.2, s.31) buyurarak, namazın dinimizde çok önemli bir ibadet olduğunu belirtmiştir. Namaz, bize beden ve ruh temizliği kazandıran bir nurdur. Bu sayede müslüman günah kirlerinden arınır ve cennete girmeye lâyık temiz bir kul olur.   Peygamberimiz (s.a.s.) efendimiz bu konuda şöyle buyurdu:   "Sizden herhangi birinizin kapısı önünde bir nehir bulunsa, ve o kimse nehirde günde beş defa yıkansa kendisinde kirden birşey kalır mı?"   Dinleyenler:   "Hiç kir kalmaz Ya Rasûlellah!" diye cevap verdiler.   Peygamberimiz:   "İşte beş vakit namaz da buna benzer, Allah namazla günahları siler." (Buhari, c.2, s.475)buyurdu.   Namaz, kalplere Allah korkusunu yerleştirerek insanı günah işlemekten korur. Bu gerçek Kur'an-ı Kerim'de şöyle bildirilmektedir:   "Sana vahyolunan kitabı oku, namazı dosdoğru kıl. Gerçe... Devamı

İNANÇ YÖNÜNDEN İNSANLAR

2009-08-30 01:06:00

İnsanlar inanç yönünden üç kısma ayrılır:  1) Mü'min: Allah'ın varlığına ve birliğine, Hazreti Muhammed (s.a.s.)'in Allah'ın Peygamberi olduğuna kalbi ile inanan ve bu inancını dili ile söyleyen kimselere "Mü'min" denir.  2) Münafık: Allah'ın varlığına ve birliğine, Hazreti Muhammed (s.a.s.)'in peygamberliğine kalbi ile inanmadığı halde, dili ile inandığını söyleyen kimselere "münafık" denir.  3) Kâfir: Allah'ın varlığına ve birliğine ve Hazreti Muhammed (s.a.s.)'in peygamberliğine kalbi ile inanmayan ve inanmadığını dili ile de söyleyen kimselere "Kâfir" denir.  Mü'min olanlar, cennette sonsuz ve mutlu bir hayata kavuşacaklar; münafık ve kâfirler cennete giremeyecek, inaçsızlıklarının cezasını cehennemde çekeceklerdir.mehmet selim polat Devamı

İSLÂM DİNİNİN ÖZELLİKLERİ

2009-08-30 01:03:00

İSLÂM DİNİNİN ÖZELLİKLERİ  1) İslâm, son dindir. İslâm dini'nden başka din gelmeyecek, hükümleri kıyamete kadar devam edecektir. İslâm dini'ni insanlara tebliğ eden Hz. Muhammed (s.a.s.) son Peygamberdir, ondan sonra başka peygamber gelmeyecektir.  2) İslâm evrensel bir dindir. Önceki peygamberlerin tebliğ ettikleri dinler, belirli milletlere geldiği halde İslâm dini, bütün dünya milletlerine gönderilmiştir.  3) İslâm dini'nin hükümleri bütün insanların ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde mükemmeldir. Bu sebeple başka bir dine ihtiyaç kalmamıştır.  4) İslâm dini, kendinden önce Allah tarafından gönderilen peygamberleri ve ilâhi kitapları tasdik eder.  5) İslâm dini, önceki peygamberlerin tebliğ ettiği dinlerin hükümlerini yürürlükten kaldırmıştır. Çünkü onlar, belirli milletlere sınırlı zamanlar için gönderilmişti. Halbuki İslâm dini, bütün milletlere gönderilen ve kıyamete kadar değişmeden devam edecek olan din'dir.  İSLÂM'I EVRENSEL YAPAN ÖZELLİKLER  İslâm dini'ni evrensel yapan birçok özellikler vardır. Bunlardan bazıları şunlardır:  1. İslâm Bütün İnsanlığa Gönderilen Son Din'dir:  İslâm, bütün insanlığa gönderilen ve kıyamete kadar devam edecek olan son ilahî din'dir. Nitekim; Peygamberimiz, İslâm dini'ni dünya milletlerine tebliğ etmek maksadıyla o dönemdeki ülkelerin devlet başkanlarına mektuplar göndererek onları İslâm dini'ni kabul etmeye çağırmıştır.  2. İslâm Akıl ve İlim Dini'dir:  İslâm dini, akla büyük önem vermiş, mükellef olmak için akıllı olmayı şart koşmuştur. ... Devamı

Zina Eden Cezalanmalı

2009-08-28 01:21:00

Zina Eden Cezalanmalı(NÛR suresi 2. ayet)الزَّانِيَةُ وَالزَّانِي فَاجْلِدُوا كُلَّ وَاحِدٍ مِّنْهُمَا مِئَةَ جَلْدَةٍ وَلَا تَأْخُذْكُم بِهِمَا رَأْفَةٌ فِي دِينِ اللَّهِ إِن كُنتُمْ تُؤْمِنُونَ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ وَلْيَشْهَدْ عَذَابَهُمَا طَائِفَةٌ مِّنَ الْمُؤْمِنِينَZina eden kadın ve zina eden erkaekten her birine yüz sopa vurun; Allah'a ve ahiret gününe inanıyorsanız, Allah'ın dininde (hükümlerini uygularken) onlara acıyacağınız tutmasın. Müminlerden bir gurup da onlara uygulanan cezaya şahit olsun..Zina işleyen Mutlaka cezalandırılmalıdırZina eden Bekar ise Yüz değenek vurularak cezalandırılır.Zina eden evli ise recmedilerek ö... Devamı

Allah’ın Kanunları Dışındaki Her Kanun,TAĞUTTUR

2009-08-16 07:33:00

(ÂLİ IMRÂN suresi 19. ayet)          إِنَّ الدِّينَ عِندَ اللّهِ الإِسْلاَمُ وَمَا اخْتَلَفَ الَّذِينَ أُوْتُواْ الْكِتَابَ إِلاَّ مِن بَعْدِ مَا جَاءهُمُ الْعِلْمُ بَغْيًا بَيْنَهُمْ وَمَن يَكْفُرْ بِآيَاتِ اللّهِ فَإِنَّ اللّهِ سَرِيعُ الْحِسَابِAllah nezdinde hak din İslâm'dır. Kitap verilenler, kendilerine ilim geldikten sonradır ki, aralarındaki kıskançlık yüzünden ayrılığa düştüler. Allah'ın âyetlerini inkâr edenler bilmelidirler ki Allah'ın hesabı çok çabuktur.Allah (c.c)’ın kanunlarına ters düşen her türlü kanun taguttur.Allah (c.c) şöyle buyuruyor:“Tağuta muhakeme olmak isterler.” (Nisa: 60) Ayette kastedilen tağut; Allah (c.c)’ın kanunları dışındaki bütün     &... Devamı