Bu Milleti Nasıl Aldattılar?

2011-01-23 10:37:00

İLK MECLİSİN DUVARINA ASILAN AYET-İ KERİME 23 Nisan 1920’de açılan TBMM'nin duvarına levha halinde asılan ayet-i kerime, aslında resmi özel tüm kurumların ve şirketlerin toplantı salonlarına asılması gereken anlam içeriyor. İşte tüm ayrıntıları ile ilk Meclis'ten manzaralar. Nitekim ilk Meclis’in açıldığı gün Meclis duvarına, Kur’an-ı Kerim’in 42. suresi olan Şûrâ suresinin 38. ayetinde geçen ve “İşlerini istişare ile yürütürler”, anlamına gelen (Ve emruhum şûrâ beynehüm) ilahi kelamı bir levha halinde asıldı. Hakikaten ilk Meclis öyle çalıştı... Tüm işlerini ciddi bir meşveret ile danışarak yaptı. TBMM, 23 Nisan 1920-16 Nisan 1923 tarihleri arasındaki I. Dönem çalışmaları sırasında 2 yıl 11 ay 21 gün (toplam 1.088 gün) faaliyette bulundu. 338 kanun çıkardı. TBMM’nin gizli oturumlarının özellikle cephelerde sıcak savaşın yoğun olarak yaşandığı zamanlara denk gelmesi, gizliliğe ne kadar önem verildiğini göstermesi ve devlet ciddiyetinin ne kadar ön plânda tutulduğunu yansıtması açısından dikkat çekicidir. İlk Meclis’in milletvekillerinin istatistiki bilgilerine bakıldığında, memurların % 27, eşrafın % 14, serbest meslek sahibinin % 13, askerin % 13, din adamının % 11 oranında olduğu görülür. Ülkenin o zamanki eğitim durumu göz önüne alındığında Meclis'in son derece yüksek bir entelektüel seviyeye sahip olduğu görülür. İ lk Meclis’teki milletvekillerinden 92 tanesi Son Osmanlı Meclisi Mebusan'ın üyeleridir. Bunların 14 tanesi Malta'da İngilizlerin sürgüne gönderdiği ve bir şekilde oradan kaçarak gelen mebuslardı. Bu kişiler, Meclisi Mebusan'ın geleneğini, kurallarını ve havasını ilk Meclise taşıdılar... Devamı

İNANMAK,İman Etmek

2011-01-16 20:04:00

بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمـَنِ الرَّحِيمِ  Allah katında Hak Din İslâmdır.. *Ey iman edenler!,Müşrikler ancak bir Necistir.(pisliktir). (Tevbe Suresi/28.Ayet). ) *Yahudi ve Hıristiyanlar da Müşriktir. (Tevbe Suresi/29,30,31,32..)  *Dinlerine ve Milletlerine,uymadıkça yahudiler de hıristiyanlar da asla senden razı olmayacaklardır.De ki: Doğru yol, ancak Allah'ın yoludur. Sana gelen ilimden sonra onların arzularına uyacak olursan, andolsun ki, Allah'tan sana ne bir dost ne de bir yardımcı vardır. (Bakara/120) *Ey iman edenler! Yahudileri ve hıristiyanları dost edinmeyin.Zira onlar birbirinin  dostudurlar (birbirinin tarafını tutarlar). İçinizden onları dost tutanlar,onlardandır.Şüphesiz Allah,zalimler topluluğuna yol göstermez..(Maide/51) *Sizin dininize uyanlardan başka hiçbir kimseye inanmayın." (Resûlüm!) De ki: Doğru yol ancak Allah'ın yoludur. (Ali İmran/73) ... Devamı

TÜRK DIŞ POLİTİKASI

2011-01-05 08:21:00

   Bir devlet varlığını sürdürebilmesi için,Devletin bekası için,Hükümetin,İç ve Dış politikası İstikrarlı olmalıdır.     Komşularıyla iyi geçinen,Ekonomi yönden ticari bağları olan,anarşizmden uzak olan hükümetler başarılı olur.     Son yıllarda Türkiye Ekonomi ve yönetim yönünden adeta dışa bağımlı hale geldi.    Türkiye,Irak savaşında Amerikaya destek verdiği halde,neredeyse Amerikada,Ermeni soykırımı imzadan geçecekti.    Avrupa birliğine girmek için değerlerinden ödün verdi.Yine Avrupa birliğine almadılar. Önce israil ile dostluk grubunu kurdu,sonra düşman oldu.Mavi marmara gemisinde 9 insanımız öldürüldü,Türkiye bir şey yapamadı.     Suriye,PKK ya destek verdi,Türkiye bir türlü önliyemedi.     İsrailden,Amerikadan uçak ve diğer ticari mallarını almaya bağımlı hale geldik. Ergenekon adı altında,askerlerimiz yargılandı.Ergenekonun,PKK ve dış düşmanlarla bağlantısı vurgulandı,hala olumlu sonuç alınamadı.     Avrupaya yaranabilmek için,Cami,Havra,Kiliseyi birleştirmeye çalıştıkları halde,Vanda Ağdamar kilisesi onarılmasına rağmen,Rum patriğine özerklik verilmesine rağmen,Fıransanın,Ermeni soykırımını onaylamasından kurtulamadı.      Suç işleyen çocukların yaşı 18'e yükseltilerek,PKK li gençlerin molotuf atarak araba ve dükkanalrı yakması,masum hale getirilerek,suçlular çocuk mahkemesinde yargılanıp serbest bırakıldılar.       Haburdan giriş yapan onlarca PKK linin yargılanıp serbest bırakılmaları için,çadır mahkemeler kurularak,savcı ve hakimler eşkiyanın ayağına kadar götürdüler.Avrupayı ve Amerikayı y... Devamı

İSLÂMDA KADIN HAKLARI

2011-01-04 06:45:00

SORU: İslâm, kadına niçin hak vermiyor?. Erkeğin yanında niçin ikinci sınıfmuamelesi görüyor?. İkisinin eşit olması lazım değil miydi?. Mesela, niçinerkeğe iki miras, kadına bir miras veriliyor? Niçin şahitlikte iki kadın bir erkeğin yerini tutuyor? Niçin erkek dörde kadar evlenebiliyor?. CEVAP: Bütün bu soruları İslâmiyet hakkında bilgisi olmayanlar soruyor. İslâmiyet’i bir öğrenseler hayretlerinden akılları duracak ve sormayacaklar. Bir de bunlara, radyo, televizyon, gazete ve dergilerin İslâmiyet’i kötülemeleri eklenince tamamen İslâm’a düşman kesiliyorlar. Hemen şunu söyleyelim ki, İslâmiyet değil kadını korumamak (hak vermemek) hayvanları dahi korumuş, onlara ağır yük vurmak ve aç bırakmak suretiyle eziyet eden kimselere dünya ve ahirette ceza vermiştir. Yani İslâm hukukunda hayvanlara eza, cefa edenlere ceza vardır. Bu hususta bir hadis-i şerifi nakledelim. “Peygamberimiz (s.a.v), Ensardan bir adamın bahçesine girdi. Orada bir devebulunuyordu. Deve peygamberimizi görünce inledi ve gözlerinden yaş geldi.Peygamberimiz (s.a.v), deveye yaklaşıp (şefkat ve merhametinden) hörgücünü ve kulak arkasını okşadı. Deve, sesini kesti. Sonra Resul-ü Ekrem (s.a.v); — Bu deve kimindir, buyurdular? Ensardan bir genç: — Benim ya Rasulallah, dedi. Resul-ü Ekrem: — Allah’ın sana emanet ettiği bu deve hakkında Allah’tan korkuyor musun?.. Bak deve senin onun aç bıraktığını ve çok yorduğunu bana şikayet ediyor. (1) Hayvanın hakkını veren İslâmiyet’in kadına verdiği haklara geçmeden, dünyanın ve yüzelli, ikiyüz sene öncesine kadar Avrupa’nın kadına bakış açısına bir bakalım. İslâmiyet’in geldiğ... Devamı

ŞERİAT,İSLAM DEMEKTİR

2010-12-23 10:03:00

(MÂİDE suresi 48. ayet) وَأَنزَلْنَا إِلَيْكَ الْكِتَابَ بِالْحَقِّ مُصَدِّقًا لِّمَا بَيْنَ يَدَيْهِ مِنَ الْكِتَابِ وَمُهَيْمِنًا عَلَيْهِ فَاحْكُم بَيْنَهُم بِمَا أَنزَلَ اللّهُ وَلاَ تَتَّبِعْ أَهْوَاءهُمْ عَمَّا جَاءكَ مِنَ الْحَقِّ لِكُلٍّ جَعَلْنَا مِنكُمْ شِرْعَةً وَمِنْهَاجًا وَلَوْ شَاء اللّهُ لَجَعَلَكُمْ أُمَّةً وَاحِدَةً وَلَـكِن لِّيَبْلُوَكُمْ فِي مَآ آتَاكُم فَاسْتَبِقُوا الخَيْرَاتِ إِلَى الله مَرْجِعُكُمْ جَمِيعًا فَيُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمْ فِيهِ تَخْتَلِفُونَ Sana da, daha önceki kitabı doğrulamak ve onu korumak üzere hak olarak Kitab'ı (Kur'an'ı) gönderdik. Artık aralarında Allah'ın indirdiği ile hükmet; sana gelen gerçeği bırakıp da onların arzularına uyma. (Ey ümmetler!) Her birinize bir şerîat ve bir yol verdik. Allah dileseydi sizleri bir tek ümmet yapardı; fakat size verdiğinde (yol ve şerîatlerde) sizi denemek için (böyle yaptı). Öyleyse iyi işlerde birbirinizle yarışın. Hepinizin dönüşü Allah'adır. Artık size, üzerinde ayrılığa düştüğünüz şeyleri(n gerçek tarafını) O haber verecektir. (CÂSİYE suresi 18. ayet) ثُمَّ جَعَلْنَاكَ عَلَى شَرِيعَةٍ مِّنَ الْأَمْرِ فَاتَّبِعْهَا وَلَا تَتَّبِعْ أَهْوَاء الَّذِينَ لَا يَعْلَمُونَ Sonra da seni din konusunda bir şeriat sahibi kıldık. Sen ona uy; bilmeyenlerin isteklerine uyma. ... Devamı

MÜŞRİKLERİ SEVMİYORUM

2010-12-23 07:59:00

Bakara(*) Sûresinin 98 . Ayetinde Her kim Allah’a, meleklerine, peygamberlerine, Cebrail’e ve Mîkâil’e düşman olursa bilsin ki, Allah da inkar edenlerin düşmanıdır. Bakara(*) Sûresinin 168 . Ayetinde Ey insanlar! Yeryüzündeki şeylerin helal ve temiz olanlarından yiyin! Şeytanın izinden yürümeyin. Çünkü o sizin için apaçık bir düşmandır. Bakara(*) Sûresinin 193 . Ayetinde Hiçbir zulüm ve baskı kalmayıncaya ve din yalnız Allah’ın oluncaya kadar onlarla savaşın. Onlar savaşmaya son verecek olurlarsa, artık düşmanlık yalnız zalimlere karşıdır. ... Devamı

İslamda Aile

2010-12-23 07:56:00

Nisâ(*) Sûresinin 34 . Ayetinde Erkekler, kadınların koruyup kollayıcılarıdırlar.12 Çünkü Allah insanların kimini kiminden üstün kılmıştır. Bir de erkekler kendi mallarından harcamakta (ve ailenin geçimini sağlamakta)dırlar. İyi kadınlar, itaatkârdırlar. Allah’ın (kendilerini) koruması sayesinde onlar da “gayb”ı13 korurlar. (Evlilik yükümlülüklerini reddederek) başkaldırdıklarını gördüğünüz kadınlara öğüt verin, onları yataklarında yalnız bırakın. (Bunlar fayda vermez de mecbur kalırsanız) onları (hafifçe) dövün.14 Eğer itaat ederlerse artık onların aleyhine başka bir yol aramayın. Şüphesiz Allah çok yücedir, çok büyüktür. Nisâ(*) Sûresinin 35 . Ayetinde Eğer karı-kocanın arasının açılmasından endişe ederseniz, erkeğin ailesinden bir hakem, kadının ailesinden bir hakem gönderin. İki taraf (arayı) düzeltmek isterlerse, Allah da onları uzlaştırır. Şüphesiz, Allah hakkıyla bilendir, hakkıyla haberdardır. ... Devamı

ALİMLERE GÖRE PARTİSEL ÇALIŞMA

2010-12-14 00:54:00

ALİMLERE GÖRE PARTİSEL ÇALIŞMA Mısır, Hz. Yusuf as zamanında Darul İslam idi. Çünkü Hz. Yusuf as’ın zamanındaki firavun, Hz. Yusuf as’ın vasıtasıyla müslüman olup imana gelmişti. (İmam Nevevi) Halk kendi kendini yönetir ilkesini savunan demokratik felsefe, şirk ve küfürden başkası değildir. (İslamın Anlaşılması Üzerine-Ali Bulaç’tan) (Lâ-1 Mustafa Çelik) İslami devlette parti nizamı olamaz. İslam parçalanmayı ve çeşitli hile kullanılmasını istemez. (Mevdudi-İslam Anayasası) (Lâ-1 Mustafa Çelik) Bu tür düzenlerin içerisinde islam adına mücadele verileceğini sanmak, hatta bunun gereğini ileri sürmek, ayeti kerimenin bizleri takınmayı emrettiği açık ve seçik yolla ne kadar bağdaşabilir? “De ki: Ey Kitap Ehli! Bizimle sizin aranızda eşitliği sağlayacak bir sözde birleşmeye gelin. Allah’tan başkasına ibadet etmeyelim. O’na (hüküm, din ve değer yargıları koymak yetkisini başkalarına tanımak suretiyle) hiç bir şeyi eş koşmayalım. Kimimiz kimimizi de (uluhiyyet ve Rububiyyete has herhangi bir sıfat veya yetkiye sahip kabul etmek suretiyle) Rabbler edinmesin. Eğer yüz çevirirlerse “Bizim muhakkak müslümanlar olduğumuza şahid olun” deyin (Ali İmran:64) Ayet bizlere açıklığı, netliği, yolların ayrılışını vurgulamayı ve buna dikkat çekmeyi emrederken, bizim demokrasiye ve demokratik saflarda mücadeleye davette bulunmamız ve bunu –kendi adımıza değil- islamın öngördüğü ve tavsiye ettiği mücadele şekil ve metodu diye sunmamız, hiçbir zaman açık ve net bir şekilde yolların ayrıldığı noktada “eşitlikçi bir kelimeye” davet değildir..Demokratik düzenler tarafından “çoğulculuk esasına göre alınan kararlar, ... Devamı

SAPIK KADINLAR

2010-12-11 13:19:00

  HIRISTIYAN ÇIPLAKLARA GÜZEL BIR CEVAP ORIJINAL VIDEO-ŞEREFSIZ VATAN HAİNLERİ – MARKSİST HAİN LAİKCİLER - SEREFSIZ VATANHAINLERI – MARKSIST HAIN LAIKCILER - 10/104- De ki: “Ey insanlar, eğer benim dinimden herhangi bir şüphede iseniz, bilin ki ben, Allah’ı bırakıp da sizin taptıklarınıza tapmam, fakat sizin canınızı alacak olan Allah’a kulluk ederim. Bana mü’minlerden olmam emrolundu.” Zalimlerin Zulmü Ebedi Olmaz CHP’li Canan Arıtman’dan çirkin benzetme www.youtube.com TBMM’de başörtüsü konusunda oylama öncesi kürsüye gelen CHP’li Canan Arıtman adeta kin kustu. Arıtman yasa için Kara Devrim benzetmesinde bulundu. ... Devamı

İslam’a Göre Din Gerçeği

2010-12-06 07:47:00

     Din kelimesi, sadece hak din için, yani özel ve dar anlamıyla İslam için kullanılmaz. Din kelimesinin geniş olarak ele alındığı ıstılahtaki veya pratikteki anlamı;  bir dünya görüşünü, bir hayat şeklini belirleyen  görüşler, emirler ve yasaklar manzumesidir. Yani, üstünlüğü kabul edilen kanun ve kurallarla belirlenmiş yaşama şekline din denir. Dolayısıyla “her din bir hayat şeklidir ve her hayat şekli bir dindir” görüşü, genel itibariyle doğru bir görüştür. Nitekim İslami ıstılahta veya diğer bir deyişle İslami pratikte dinin anlamı; en genel ifadeyle Yaratıcı ile insanların ve insanlar ile tüm yaratılmışların münasebetlerini tanzim eden nizamdır.      Kur’an-ı Kerim’de “din” kelimesi, sağlam bir nizamı, eksiksiz bir düzeni ifade edecek şekilde kullanılır. Söz konusu bu düzen dört unsurdan meydana gelir:      1- Hakimiyet ve yüce egemenlik, 2- Bu yüksek egemenlik ve hakimiyete itaat edip boyun eğme, 3- Bu hakimiyetin otoritesi altında meydana gelen  fikri ve ameli nizam, 4- Bu nizama uymaya ve ihlasla bağlanmaya karşı bu yüce egemenliğin verdiği mükafaat veya karşı gelmek suretiyle isyan etmeğe verdiği ceza.      Kur’an-ı Kerim, bazan bu anlamlardan biri için, bazan da tüm bu dört anlamdan müteşekkil nizam için “din” kelimesini kullanır. Dolayısıyla Kur’an-ı Kerim’in, bu kelimeyle bir hayat nizamını kasdettiği görülür. (Geniş bilgi ve ilgili ayetler için bkz. Mevdudi, Kur’an’a Göre Dört Terim, Beyan Yayınları, s. 99 - 111)                  Kur’an, din konusunda iki tehlikeden bahseder. Bunlardan... Devamı

ŞİRK ASLA AFFEDİLMEZ

2010-12-04 10:11:00

10/104- De ki: “Ey insanlar, eğer benim dinimden herhangi bir şüphede iseniz, bilin ki ben, Allah’ı bırakıp da sizin taptıklarınıza tapmam, fakat sizin canınızı alacak olan Allah’a kulluk ederim. Bana mü’minlerden olmam emrolundu.” 11/101- Biz onlara zulmetmedik. Fakat onlar kendilerine zulmettiler. Rabbinin azap emri gelince Allah’ı bırakıp da taptıkları ilahları kendilerine hiçbir fayda sağlamadı. İlahları onların sadece ziyanlarını artırdı. 11/109- (Ey Muhammed!) Şunların taptıkları şeylerin batıl olduğu konusunda şüpheye düşme. Onlar sadece, daha önce babalarının taptığı gibi tapıyorlar. Şüphesiz biz onlara (azaptan) paylarını eksiksiz olarak tastamam vereceğiz. 11/113 12/103- Sen ne kadar şiddetle arzu etsen de insanların çoğu inanacak değillerdir. 12/104- Halbuki sen buna karşılık onlardan bir ücret de istemiyorsun. O (Kur’an) âlemler içinde ancak bir öğüttür. 12/105 12/10612/107- Yoksa Allah tarafından kendilerini kuşatacak bir azabın gelmeyeceğinden veya onlar farkında olmadan kıyametin ansızın gelip çatmayacağından emin mi oldular? 12/108- De ki: “İşte bu benim yolumdur. Ben ve bana uyanlar bilerek Allah’a çağırırız. Allah’ın şanı yücedir. Ben Allah’a ortak koşanlardan değilim.” 13/33- Herkesin kazandığını görüp gözeten Allah inkâr edilir mi? Halbuki onlar, Allah’a ortaklar koştular. De ki: “Onların isimlerini açıklayın. Yoksa siz (bununla) O’na yeryüzünde bilmediği bir şeyi mi haber vermiş olacaksınız, yoksa boş söz mü etmiş olacaksınız?” Hayır inkâr edenlere hileleri güzel gösterildi ve onlar doğru yoldan saptırıldılar. Allah kimi saptırırsa artık onu doğru yola iletecek yoktur. 13/34- Onlara dünya hayatında bi... Devamı

Zalimlerin Zulmü Ebedi Olmaz

2010-12-02 12:56:00

HIRİSTİYAN, KADINI SİLAH OLARAK KULLANIYOR Örtünmek İslamın Emridir. Helal olsun bu müslüman kardeşimize. İslamı hakkıyla savunuyor. CHP'den,İSLAM DİNİNE HÜCUM CHP Deşifre Olmuştur Bunlar,Türbanlıyı mahkemeye veriyor, Çarşaflıya rozet takıyor.Halkı aldatıyorlar. İT ÜRÜR,KERVAN YÜRÜR‎ Bu Hainlere Aldırış Etmeyiniz. Seçim zamanı gelince,Müslüman olan, bu islam düşmanlarını çok gördük Kürtlerin Osmanlı`ya ihaneti http://www.tumgazeteler.com/?a=1220739 ... Devamı

Küfrü Meşrulaştırmak

2010-12-01 16:13:00

Batılı iptal mücadelesi ve Küfrü “Meşrulaştıranlar'': Bugün parti faaliyetleriyle ortaya serilen görüntü ve özellikle de yaptıkları çağrılar, islami partiyiz diyenlerin onları savunanların söylemleri maalesef Rasulün gösterdiği hareket metodundan oldukça uzaktır. Kur’anı Kerimde: "Andolsun biz her kavme Allaha ibadet edin ve tağuta kulluktan kaçının diye tebliğ etmesi için bir peygamber göndermişizdir."Buyrulur. Evet, Rasulullah’ın ve o şanlı kadronun evvel veya sonra gelenleri hep bu noktayı vurgulamışlardır. "Allaha itaat, tağuta isyan" Oysa günümüz partileri bunun tersine tağutun idaresi altındaki beldelerde onların şeriatlerine ilke ve inkılablarına uyarak bu doğrultuda mücadele vereceklerini beyan ederek, partilerini açıyor ve insanları kendilerine çağırıyorlar. Dikkat buyrunuz kendilerine ...Hiç kimse iddia edemez ki bu partiler Allah ve Rasulüne, ve onlara itaate çağırıyor diye ve dahi nefsaniyetin ağır bastığı bu arena da partiler kıyasıya çoğalıyor niçin?. Elbetteki çağıranların artmasından... Benim fikrim, benim partim, benim yolum, benim adayım, benim ideolojim vs...vs... Aslında bunların temelinde yatan temel saiktir o da bendir, enaniyetdir.Sırf iktidar olmak için, insanlara islamdan dem vurarak, tağuti güçlere köleliğe ve dahi kendi nefsaniyetlerine çağıranlara değil, elbette samimi ve art niyetsiz olarak Allah ve Rasulüne çağıranlara koşacağız... Allah Buyuruyor,Deki:"Ben sizden bir ecir (çıkar, menfaat yada karşılık) beklemiyorum.Benim ecrim Alemlerin rabbinin indindedir."  Ayetiyle de şekli çizilen davet ve mucahede yolunda, katiyyen bir çıkar ve manfaat ilişkisi olmamalıdır. Kendi “ene” leriyle ... Devamı

Herşey bir şiirle başladı !,Mekke'nin Fethi

2010-11-28 12:52:00

      Herşey bir şiirle başladı ! 27 Kasım 2010 Cumartesi 11:22 İşte gözyaşlarınızı tutamayarak dinleyeceğiniz o mükemmel şiir İZLE Her şey bir şiirle başladı. Peygamber huzurunda okunan bir şiirle… Kızgın kum fırtınalarından, Adem vadisinden kopup gelen bir şairle… Ardında kırk süvari, Ve alev alev yanan gözlerinde ihanet haberleri. Bu şair, huzaa kabilesinden Amr bin Salim'di. En üst perdeden okudu şiirini, Ve gözlerini kırpmadan dinledi Nebi; " Kureyşîler sana verdikleri sözde durmadılar, Hudeybiye'de seninle yaptıkları misakı bozdular. Bizi Vetir'de, Kendi yurdumuzda gafil avladılar. Benim kimseyi yardıma çağırmayacağımı, Çağıramayacağımı sandılar." Dedi ve durdu. Şair ağlıyordu. Peygambere çevrildi tüm gözler Ve o an tutuldu nefesler. Sahabenin başları yere değiyordu, Çünkü mübarek alınlarındaki damar belli oluyor, Peygamber celalleniyordu. " Ey Nebi! Allah'ın kullarını yardıma çağır, İçlerinde Allahın Rasulü de olsun Yapılan zulme, öfkesinden renkten renge girsin, Ve büyük bir ordunun başına geçip, Denizler gibi köpürerek akıp gelsin." Şiir bitmişti, Şair de bitmişti. Gözler hâlâ peygamberdeydi, Allahın râsû»lü, ridasını toplayıp ayağa kalktı! Ve sahabe ayağa kalktı. Şimdi konuşan peygamberdi; " Eğer kendime yardım ettiğim şeylerle Huzaalara yardım etmezsem, Ben de yardım görmeyeyim. Varlığım kudret elinde olan Allah'a andolsun ki, Kendimi ve ev halkımı koruduğum gibi, Bunları da koruyacağım. Şimdi haber salın yeryüzüne! Allah'a ve Ahiret gününe iman edenler Medine'... Devamı

Kadir Mısıroğlu - Yahudi Meselesi

2010-11-27 13:29:00

  Kadir Mısıroğlu - Yahudi Meselesi   Devamı

ŞERİAT NEDİR?

2010-11-26 08:34:00

 "şeriat"  (MÂİDE suresi 48. ayet) وَأَنزَلْنَا إِلَيْكَ الْكِتَابَ بِالْحَقِّ مُصَدِّقًا لِّمَا بَيْنَ يَدَيْهِ مِنَ الْكِتَابِ وَمُهَيْمِنًا عَلَيْهِ فَاحْكُم بَيْنَهُم بِمَا أَنزَلَ اللّهُ وَلاَ تَتَّبِعْ أَهْوَاءهُمْ عَمَّا جَاءكَ مِنَ الْحَقِّ لِكُلٍّ جَعَلْنَا مِنكُمْ شِرْعَةً وَمِنْهَاجًا وَلَوْ شَاء اللّهُ لَجَعَلَكُمْ أُمَّةً وَاحِدَةً وَلَـكِن لِّيَبْلُوَكُمْ فِي مَآ آتَاكُم فَاسْتَبِقُوا الخَيْرَاتِ إِلَى الله مَرْجِعُكُمْ جَمِيعًا فَيُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمْ فِيهِ تَخْتَلِفُونَ Sana da, daha önceki kitabı doğrulamak ve onu korumak üzere hak olarak Kitab'ı (Kur'an'ı) gönderdik. Artık aralarında Allah'ın indirdiği ile hükmet; sana gelen gerçeği bırakıp da onların arzularına uyma. (Ey ümmetler!) Her birinize bir şerîat ve bir yol verdik. Allah dileseydi sizleri bir tek ümmet yapardı; fakat size verdiğinde (yol ve şerîatlerde) sizi denemek için (böyle yaptı). Öyleyse iyi işlerde birbirinizle yarışın. Hepinizin dönüşü Allah'adır. Artık size, üzerinde ayrılığa düştüğünüz şeyleri(n gerçek tarafını) O haber verecektir. (CÂSİYE suresi 18. ayet) ثُمَّ جَعَلْنَاكَ عَلَى شَرِيعَةٍ مِّنَ الْأَمْرِ فَاتَّبِعْهَا وَلَا تَتَّبِعْ أَهْوَاء الَّذِينَ لَا يَعْلَمُونَ Sonra da seni din konusunda bir şeriat sahibi kıldık. Sen ona uy; bilmeyenlerin isteklerine uyma. ... Devamı

Filistin ve İsrailin Geçmişi

2010-11-25 14:53:00
Filistin ve İsrailin Geçmişi |  görsel 1
Filistin ve İsrailin Geçmişi |  görsel 2
Filistin ve İsrailin Geçmişi |  görsel 3
Filistin ve İsrailin Geçmişi |  görsel 4

  Yıl 1948..... Aylardan mayıs... İsrail'in bağımsızlığını yeni ilan ettiği günler... Hava sıcak... İkrit köyünde yaşayan bir Filistinli, susayan İsrail askerine toprak testide soğuk su ikram ediyor. Filistinli köylünün kucağında ve yanında çocukları var. Birgün İsrail askerlerinin acımasızca katliam yapacağından, çocukları hedef alacağından habersiz, onun su içişini izliyorlar. El bebek, öl bebek! Yıl 2009..... El bebek, gül bebek büyümek onların da hakkı... Sokaklarda tıpış tıpış yürümek, koşturmak; top, saklambaç ve seksek oynamak onların da hakkı... Akşam işten dönen babalarını kapıda karşılayıp boyunlarına sarılmak, bir öpücük karşılığında çikolata almak onların da hakkı... Ama İsrail bu hakkı çok görüyor Filistinli bebeklere... Bebeklerin biraz büyüyüp çocuk olmasına bile müsaade etmiyor İsrail askerleri... 'Gül bebek' değil, 'Öl bebek' diyorlar âdeta... http://www.haber7.com/haber/20090120/Iste-Filistinli-ile-Israillinin-insanlik-farki.php ... Devamı

Dua ve İbadet

2010-11-23 16:05:00

İbadet Nedir? İbadet, Allah'a tazim ve saygı göstermek ve onun bize verdiği sayısız nimetlere karşı şükran borcunu yerine getirmektir. NİÇİN İBADET EDİYORUZ Bizi yoktan var eden ve yaşatan Allah'tır. Yüce Allah; Vücudumuzu, gören gözler, işiten kulaklar ve konuşan dil gibi mükemmel organlarla donattı. Diğer canlılardan farklı olarak bize akıl verdi ve varlıklar arasında seçkin bir duruma yükseltti. Bunlardan başka, yaşayabilmemiz için teneffüs ettiğimiz havadan, içtiğimiz suya kadar sayısız nimetler verdi. Ayrıca bizi yalnız bırakmadı, Peygamberler ve kitaplar göndererek dünyada ve ahirette mutlu olmanın yollarını gösterdi. Bütün bu iyiliklere karşılık Allah bizden kendisini tanımamızı ve ona ibadet etmemizi istemektedir. Şöyle bir düşünelim: Çok iyiliğini gördüğümüz bir büyüğümüze karşı saygı gösterir iyiliklerine teşekkür ederiz. Bize bir görev verse seve seve yaparız değil mi?. Öyle ise, bizi yoktan var eden ve sayılamayacak kadar nimetler veren Yüce Allah'a karşı teşekkür etmek ve emrettiği ibadetleri seve seve yapmak gerekmez mi?. Elbette gerekir. Yaradılışımızın gayesi Allah'ı tanımak ve ona ibadet etmektir, ibadet görevlerini yaptığımız takdirde hem Allah'ın verdiği nimetlere karşı teşekkür borcunu yerine getirmiş oluruz, hem de onun sevgisini kazanırız. Eğer biz Allah'a karşı ibadet vazifelerini yerine getirir, onun sevgisini kazanırsak, Allah, bize dünyadaki nimetlerinden çok daha fazlasını ahirette verecek ve bizi cennette sonsuz mutluluğa kavuşturacaktır. mehmet selim polat ... Devamı

Kur'an,da Hıristiyanlar

2010-11-22 20:59:00

(BAKARA suresi 62. ayet):  إِنَّ الَّذِينَ آمَنُواْ وَالَّذِينَ هَادُواْ وَالنَّصَارَى وَالصَّابِئِينَ مَنْ آمَنَ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ وَعَمِلَ صَالِحاً فَلَهُمْ أَجْرُهُمْ عِندَ رَبِّهِمْ وَلاَ خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلاَ هُمْ يَحْزَنُونَ  Şüphesiz iman edenler; yani yahudilerden, hıristiyanlardan ve sâbiîlerden Allah'a ve ahiret gününe hakkıyla inanıp sâlih amel işleyenler için Rableri katında mükâfatlar vardır. Onlar için herhangi bir korku yoktur. Onlar üzüntü çekmeyeceklerdir.  (BAKARA suresi 111. ayet):  وَقَالُواْ لَن يَدْخُلَ الْجَنَّةَ إِلاَّ مَن كَانَ هُوداً أَوْ نَصَارَى تِلْكَ أَمَانِيُّهُمْ قُلْ هَاتُواْ بُرْهَانَكُمْ إِن كُنتُمْ صَادِقِينَ  (Ehl-i kitap:) Yahudiler yahut hıristiyanlar hariç hiç kimse cennete giremeyecek, dediler. Bu onların kuruntusudur. Sen de onlara: Eğer sahiden doğru söylüyorsanız delilinizi getirin, de.  (BAKARA suresi 113. ayet):  وَقَالَتِ الْيَهُودُ لَيْسَتِ النَّصَارَى عَلَىَ شَيْءٍ وَقَالَتِ النَّصَارَى لَيْسَتِ الْيَهُودُ عَلَى شَيْءٍ وَهُمْ يَتْلُونَ الْكِتَابَ كَذَلِكَ قَالَ الَّذِينَ لاَ يَعْلَمُونَ مِثْلَ قَوْلِهِمْ فَاللّهُ يَحْكُمُ بَيْنَهُمْ يَوْمَ الْقِيَامَةِ فِيمَا كَانُواْ فِيهِ يَخْتَلِفُونَ  Hepsi de kitabı (Tevrat ve İncil'i) okumakta oldukları halde Yahudiler: Hıristiyanlar doğru yolda değillerdir, dediler. Hıristiyanlar da: Yahudiler doğru yolda değillerdir, dediler. Kitabı bilmeyenler de birbirleri hakkında tıpkı onların söylediklerini söylediler. Allah, ihtilâfa düştükleri hususlarda kıyamet günü onlar hakkında hükmünü verecektir.  (BAKARA suresi 116. ayet):  وَقَالُواْ اتَّخَذَ اللّهُ وَلَدًا سُبْحَانَهُ بَل لَّهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ كُلٌّ لَّهُ قَانِتُونَ  "Allah çocuk edindi" de... Devamı

Namaz Sureleri

2010-11-03 12:29:00

  Fatiha Suresi     Tıkla >>    1.Rahmân ve rahîm olan Allah'ın adıyla.  2.Hamd, âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur.  3.O, rahmândır ve rahîmdir.  4.Ceza gününün mâlikidir. 5.Ancak sana kulluk ederiz ve yalnız senden medet umarız.  6.Bize doğru yolu göster. 7.Kendilerine lütuf ve ikramda bulunduğun kimselerin yolunu; gazaba uğramışların  ve  sapmışların yolunu değil! Fil Suresi      1.Rabbin fil sahiplerine neler etti, görmedin mi?  2.Onların kötü planlarını boşa çıkarmadı mı?  3.Onların üstüne ebâbil kuşlarını gönderdi. 4.O kuşlar, onların üzerlerine pişkin tuğladan yapılmış taşlar atıyordu. 5.Böylece Allah onları yenilip çiğnenmiş ekine çevirdi. Kureyş Suresi          1.Kureyş'e kolaylaştırıldığı,  2.Evet, kış ve yaz seyahatleri onlara kolaylaştırıldığı için,  3.Onlar, şu evin Rabbine kulluk etsinlerki,  4.Kendilerini açlıktan doyuran ve her çeşit korkudan emin kıldı. Maun Suresi     1.Dini yalanlayanı gördün mü?  2.İşte o, yetimi itip kakar;  3.Yoksulu doyurmaya teşvik etmez;  4.Yazıklar olsun o namaz kılanlara k... Devamı

İMAM-I AZAM'DAN OĞLUNA NASİHAT

2010-10-13 20:08:00

  İmam-ı Azam Ebu Hanife oğlu Hammad’a bir vasiyette bulunmuş eğer bunları tatbik ederse dünya ve âhiret mutluluğuna erişeceğini söylemiştirtavsiyesi şu şekildedir: 1. Bütün günahlardan sakınmalı ve takva sahibi olmalısın 2. Daima ilmi arayarak cehaletten kurtulmaya çalışmalısın 3. Din ve dünya için muhtaç olduğun kimselerle arkadaşlık yapmalısın 4. Ölmeyecek kadar ve sadece zaruri hallerde nefsinin istek ve arzularını yerine getirmelisin 5. Müslüman veya zımmilere düşmanlık ve eziyet etmemelisin 6. ALLAH’ın sana verdiğine kanaat etmelisin 7. İnsanlara muhtaç olmamak için çalışmalısın 8. Seni ilgilendirmeyen işlerle meşgul olmamalısın 9. Hiç kimseyi kendinden küçük görmemelisin 10. İnsanları selâmlamalı; onlara tatlı söz söylemeli; iyilik yapanları sevmeli kötülük yapanlarla iyi geçinmeye çalışmalısın 11. ALLAH’ı çok zikretmeli ve Resûlüllah’a da çok salavat getirmelisin 12. Peygamber Efendimizin her zaman okuduğu ve bütün istiğfarların efendisi diye adlandırdığı şu istiğfar duasını her zaman okumalısın: “Ey ALLAH’ım!.. Sen benim Rabbimsin. Senden başka ilah yoktur. Beni sen yarattın ve ben de senin kulunum. Gücümün yettiği kadar sana verdiğim ahd ve vaadim üzerindeyim yaptıklarımın kötülüklerinden sana sığınırım. Bana verdiğin ve üzerimde tamamladığın nimetlerini ikrar ediyorum. Günahlarımı da ikrar ediyorum. Beni bağışla çünkü senden başka günahları bağışlayacak kimse yoktur.” (Buhari Daavat:2/16) Her kim bunu gece uyumadan önce söylerse o gece öldüğü zaman cennete girer. Her kim bu... Devamı

Osmanlıda RECM Cezası

2010-10-10 09:20:00

  KÖTÜLÜĞÜ ALENİ YAPAN 6753 - İbnu Abbâs radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "(Zina suçu sebebiyle) herhangi birini şahitsiz olarak recmetseydim, falann kadını recmederdim. Çünkü onun konuşmasından, vaziyetinden ve yanına girip çıkanlardan dolayı ciddi bir şüphe hasıl olmuştur." RECM Taşla öldürme, taşa tutma, birine taş atma, sövme, lânet etme, kovma, birinin namusuna iftira etme, kötü zanda bulunma; evli veya dul bulunan erkek veya kadının zina etmesi halinde İslâm mahkemesi kararıyla taşlanarak öldürülmesi anlamında bir fıkıh terimi. R.c.m kökünden mastar, çoğulu "rucüm" dür. Aynı kökten "racîm"; recm olunan, taşlanan, kovulan ve lânetlenen anlamındadır. Kur'an-ı Kerim'de bu anlamda "recm" ifadesi bulunmamaktadır. Bir ayette gaybı taşlamak" (el-Kehf, 18/22), başka bir yerde, "yıldızları Şeytanlar için atış taneleri yaptık" (el-Mülk, 67/5) ayetinde "atış taneleri" anlamında "rucûm" çoğul olarak gelmiştir. Zina edenin taşlanması Sünnet, ve icma delillerine dayanır. Zina bütün semavî dinlerde haram kılınmış ve çok kötü bir fiil olarak kabul edilmiştir. İslâm'da zina büyük günahlardan olup, ırz, namus ve neseplere yönelik olduğu için, cezası da hadlerin en şiddetlisidir. Zinanın cezası, fiili işleyenin evli veya bekâr oluşuna, İslâmî emir ve yasaklarla yükümlü bulunup bulunmamasına göre kısımlara ayrılır. Dayak, taşla öldürme, sürgün ve İslâm devleti'nin koyacağı ta'zir cezası bunlar arasındadır. Yüz Değnek Cezası Bekâ... Devamı

Hakimiyet Allahındır

2010-10-10 07:20:00

   Hakimiyeti Sadece Allah (c.c)'a Has Kılmak Hayatın her yönünde sadece Allah’ın hükmü uygulanmadıkça İslam tahakkuk etmiş olmaz. Kişinin müslüman olabilmesi için hayatının her alanında sadece Allah (c.c)’ın hükmünü uygulayıp kabul etmesi gerekir. Allah (c.c) şöyle buyuruyor: “De ki: Ey kitap ehli! Yalnız Allah’a kulluk etmemiz, O’na hiç bir şeyi ortak koşmamak ve Allah’ı bırakıp birbirimizi rab olarak benimsememek üzere bizimle sizin arasındaki müşterek bir söze gelin! Eğer yüz çevirirlerse, bizim müslüman olduğumuza şahid olun, deyin.” (Al-i İmran: 64) İmam Taberi bu ayet hakkında şöyle dedi: “Allah (c.c) bu ayette şöyle buyuruyor: “Ey Muhammed! Kitap ehline yani, yahudi ve hristiyanlara şöyle de: “Müşterek bir söze gelin.” Yani; aramızda müşterek olan adaletli bir söze gelin. Adaletli sözden kasıt; Allah’ı birlemek, O’ndan başkasına ibadet etmemek, O’ndan başkasına ibadet edenlerden beri ve uzak olmak ve hiç bir şeyi O’na ortak koşmamaktır. “Birbirimizi rab olarak benimsememek.” Yani; Allah’a isyan konusunda birbirimize itaat etmeyelim ve birbirimize Allaha secde ettiğimiz gibi secde etmeyelim. “Eğer yüz çevirirlerse” yani; onların gelmeleri için emrettiğimiz bu adaletli sözden yüz çevirip gelmezlerse, o zaman ey mü’minler! Bu adaletli sözden yüz çevirip gelmeyenlere şöyle deyin: “Şahit olunuz ki biz müslümanız.” Onları rab edinmekten kasıt; Allah’ın yasaklarını ihlal etmede liderlere tabi olup emirlerini dinlemek ve liderlerin yasakladığı şeylerde onlara itaat etme... Devamı

ŞİA'NIN İTİRAZLARI ve İFTİRALARI

2010-10-08 07:53:00

KUR'AN-I KERİM'E İTİRAZLARI,Hz. ALİ'YE DAHİ İFTİRALARI. http://mehmetselimpolat.blogcu.com/put-perestlik/8981550 Yukarıdaki iddia Hz Ali'nin halifeliği boyunca elinde imkan olduğu halde Kur'an'dan çıkarıldığını iddia ettikleri kısmı açıklamaması ve onunla insanları amel etmeye davet etmemesi iftirasının delilidir. MİSYONERLERİN SEVİNCİ «Fasl-ul-Hıtab fi İspati Tahrifi Kitabi Rabbi-l-Erbab» isimli kitap Iran. Necef ve diğer bölgelerde yayınlandığında Hristıyan misyonerler bu kitabın neşrine sevinerek kendi dillerine çevirdiler Çünkü bu kitap Kur'an'ın muharref olduğunu beyan ediyordu Bu da misyonerlerin tam arzuladığı bir şeydi Bu durumu Muhammed Mehdi isfahani el-Kazımı «Ahsenul-Vedia» isimli (Ravzatul Cennat isimli kitabın zeylidir) kitabının ikinci cild sh. 90'da zikretmiştir Şia'nın Buhari'si EI-Kafi (1278 İran baskı sh 54) de iki sarih nass vardır. Şöyle : «Cabir El-Ca'fi'nin şöyle dediği rivayet olunur: Ebu Cafer (Aleyhisselam)'ı şöyle derken işittim : KUR'AN'IN İNDİRİLDİĞİ ŞEKİLDE TOPLANDIĞINI YALANCILARDAN BAŞKASI IDDIA ETMEMİŞTİR ONU İNDİRİLDİĞİ GİBI ALI B EBI TALIB VE ONDAN SONRAKI IMAMLARDAN BAŞKASI HIFZEDIP TOPLAMAMIŞTIR.» Şia nezdinde bizdeki Sahihi Buhari kadar değerli olan bu Kafi kitabını her Şii okur ve bu nassa da iman eder. Biz de deriz ki : Şia kesin olarak Ebu Cafer'e iftira etmektedir Zira Hz. Ali (RA) Kufe'deki hilafeti müddetince Hz Osman (RA)'ın topladığı mushaftan başka bir şey ile amel etmemiştir. Ve başka bir mushaf neşretmemiştir. Şayet elinde başka bir mushaf olsaydı onu en azından halifeliği zamanında neşreder onunla amel edilmesini emrederdi. Eğer kendisinde başka bir mushaf var "e bunu da müslümanlardan sakladıysa o zaman Allah'a. Peygamberine ve İslam dinine ihanet etm... Devamı

PUT PERESTLİK

2010-10-06 07:12:00

Evet 1400 yıl önce 10 Megapixel Fotokamerayla çekilmiş Hz. Ali ve oğulları Hz. Hüseyin ve Hz. Hasan`ın resimleri… HZ. ÖMER (RA) ANLATIYOR : CAHİLİYE DÖNEMİNDE  BİZLER HELVADAN PUTLAR YAPAR ,ONLARA TAPARDIK SONRADA  YOLCULUK ESNASINDA ACIKINCA ONLARI YERDİK..."            İNSANLAR KENDİ PUTLARINI ÖNCE KENDİLERİ YAPARLAR SONRA DA  O PUTLARI ÖNCE KENDİLERİ YERLER ... EY GÜNÜMÜZÜN İNSANLARI SİZ DAHA YEMİYECEKMİSİNİZ  KENDİ ELLERİNİZLE YAPTIĞINIZ PUTLARINIZI…  YOKSA YA KAFANIZ  ÇALIŞMIYOR, YA MENFAATLERİNİZ UYUŞMUYOR…. Atatürk’ü “tanrılaştırma” temayülü Bir kısım “Atatürkçüler”, Atatürk’ün de nihayet bir “insan” olduğunu kabullenemiyorlar. Bu yüzden “insan boyut”unu ele alan yazılara ve araştırmalara saldırıyorlar.  Çünkü içlerinde Behçet Kemal’in, Tekin Alp’in, Edip Ayel’in, Kemalettin Kamu’nun ve Yusuf Ziya’nın Atatürk’ü var. Gençler hatırlamaz, ama 30’lu yıllarda Behçet Kemal Çağlar “Atatürk Mevlidi” yazarken, Tekin Alp takma ismini kullanan Moiz Kohen de “Türk’ün Yeni Amentüsü”nü yazmıştı.  Buyurun: Sabır taşına dönüşüp okuyabilirsiniz… Alıntı: TÜRK'ÜN AMENTÜSÜ (!) “Kahramanlık örneği olan ve vatanın istikbâlini yoktan var eden Mustafa Kemâl’e, onun cengâver ordusuna, yüce kanunlarına, mücahid analarına ve Türkiye için ahiret günü olmadığına îmân ederim. İyilikle fenalığın insanlardan geldiğin... Devamı

RECM-2 (ZİNÂ HADDİYLE İLGİLİ HÜKÜMLER)

2010-10-05 19:41:00

Ana sayfa » Kütübü Sitte » Hudud ZİNÂ HADDİYLE İLGİLİ HÜKÜMLER 1561 - İbnu Abbâs (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: "Hz. Ömer (radıyallahu anh)'i hutbe verirken dinledim. Şöyle demişti: "Allah Teâla hazretleri Muhammed (aleyhissalâtu vesselâm)'i hak (din ile) gönderdi ve O'na Kitab'ı indirdi. Bu indirilenler arasında recm âyeti de vardı! Biz bu âyeti okuduk ve ezberledik. Ayrıca, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) zinâ yapana recm cezasını tatbik etti, ondan sonra da biz tatbik ettik. Ben şu endişeyi taşıyorum: Aradan uzun zaman geçince, bazıları çıkıp: "Biz Kitabullah'da recm cezasını görmüyoruz (deyip inkâra sapabilecek ve) Allah'ın kitabında indirdiği bir farzı terkederek dalâlete düşebilecektir. Bilesiniz, recm, kadın ve erkekten muhsan olanların zinâları, -delil veya hamilelik veya itiraf yoluyla- süb–t bulduğu takdirde, onlara tatbik edilmesi gereken Kitabullah'da mevcut bir haktır. Allah'a kasemle söylüyorum, eğer insanlar: "Ömer Allah Teâla' nın kitabına ilâvede bulundu" demeyecek olsalar, recm âyetini (Kitabullah'a) yazardım." Buhârî, Hudud 31, 30, Mezâlim 19, Menâkibu'l-Ensar 46, Megâzi 21, İ'tisâm 16; Müslim, Hudud 15, (1691); Muvatta, Hudud 8, 10, (, 823, 824); Tirmizî, Hudud 7, (1431); Ebu Dâvud, Hudud 23, (4418). 1562 - İbnu Abbâs (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: "Allahu Teâlâ Kur'ân-ı Kerim'inde: "Kadınlarınızdan fuhşu irtikâb edenlere karşı içinizden dört şahid getirin. Eğer şehâdet ederlerse onları ölüm alıp götürünceye, yahud Allah onlara bir yol açıncaya ka... Devamı

ŞİA GERÇEĞİ

2010-10-05 06:26:00

ŞİA GERÇEĞİ: KUR’AN-I KERİM BOZULMUŞTUR! Posted by bbcislam Haziran 20, 2009 İRAN ANALİZ ÖZEL / İslam dini tarafından batıl ve bidat fırka olarak adlandırılan Şii mezhebine dair ilmi ve eserlerin orijinal nüshalarına yer vererek aktardığımız Kur’an-ı Kerim’in bozulmuş, tahrif edilmiş ve değiştirilmiş olduğu yönündeki Şii alimlerin kitaplarıyla ilgili bilgileri paylaşmaya devam ediyoruz. Kur’an’ın bozulduğu iddiasıyla ilgili yüzlerce Şii eserden bir yenisi daha.. Eserin adı Mir’at’ul Ukûl fi Şerhi Ahbar el Resul, yazar Allame Şeyhul İslam el Mevla Muhammed Bakır el Meclisi. Bu eserde tıpkı Humeyni ve diğer yüzlerce Şii alimin eserinde olduğu gibi Meclisi de Kur’an’ın tahrif edildiği yönünde iftiralarda bulunmaktayız. ESER ADI: Mir’at’ul Ukûl fi Şerhi Ahbar el Resul MÜELLİF: Allame Şeyhul İslam el Mevla Muhammed Bakır el Meclisi YAYINEVİ: Darul Kutub el İslamiyye Sayfanın başında Şii alim Ali bin Hakim, Hişam bin Salim ve onun da İbni Abdullah’a dayandırdığı hadiste Hz. Peygamberin (sav) şöyle dediğini iddia etmektedir: “Muhakkak ki Kur’an Cebrail vasıtasıyla Muhammed (as)’a 17.000 ayet olarak getirilmiştir.” Sonrasında Şii alim bu sözde hadisin şerhinde aşağıdaki iftiraları dile getirmektedir: Kitabın 12. bölümü sayfa 125′te sözde 28. hadiste Şii alim el Meclisi güvenilir olarak iddiada bulunarak Şeyh Hişam bin Salim’den rivayetle (Harun bin Müslim) Kur’an’ın eksik ve değiştirilmiş olduğu yönündeki birçok doğru ve güvenilir haberin bulunduğunu; ve benim nezdimde bu babda bulunan haberlerin mütevatir olduğu…” iftirasını aktarmaktadır. http://bbcislam.wordpress.com/2009/06/20/sia-gercegi-kur%E2%80%99an-i-kerim-bozulmustur/ ... Devamı

Şia Mezhebi

2010-10-04 21:23:00

  ŞÎA Hz. Peygamber'in vefatından sonra İmametin Hz. Ali ve evlatlarına ait bir hak olup nass ve tayinle gerçekleşeceğini iddia eden birbirlerinden farklı mezheplerin müşterek adı. Şîa kelimesi Arapcada şe-ye-a kökünden fırka, bölük, taraftar, yardımcı, bir kimseye uyan ve yardımcı olan manalarına gelen bir kelimedir. Kur'ân-ı Kerîm'de değişik yerlerde geçen bu kelime (bk. el-En'am, 6/65, 159; el-Hicr, 15/10; Meryem, 19/69; el-Kasas, 28/4, 15; er-Rûm, 30/32; Sebe, 34/54; el-Kamer,54/-51; es-Saffât, 37/83) Arapçada daha çok taraftar anlamında kullanılmıştır. Genel olarak halife Osman b. Affan'ın öldürülmesinden sonra meydana gelen olaylarda Ali b. Ebi Talib tarafını tutan, onunla birlikte düşmanlarına karşı savaşan ve mücadele edenlere Ali b. Ebi Talib'in taraftarları (Şatu Ali b. Ebi Talib) denildiği görülmektedir (eş-Şehristan, el-Milel ve'nNihal, I, 146). Şîa kelimesinin bu manada kullanılışı genel olarak Hz. Hüseyin'in 10 Muharrem 61/10 Ekim 681 tarihinde Kerbelâ'da şehid edilişinden sonraya kadar devam etmiştir. Kerbelâ hadisesinden bir süre sonra Şîa kelimesi bir terim olarak Emevilere karşı Hz. Hüseyin'in intikamını almak, Hz. Ali ve soyunun haklarını aramak, onun nesline yardım etmek için bir araya gelenleri ve onlara taraftar olanları ifâde etmeye başlamıştır. Şîa'nın ne zaman doğduğu konusu oldukça ihtilaflıdır. Şii kaynaklar, Hz. Peygamber zamanında, Ali b. Ebî Talib'i diğer sahabelerden üstün gören ve onu halifeliğe en layık sahabi olarak kabul eden Ebu Zer el-Gıfarî, Selmân el-Farisî, Mikdad b. el-Esved gibi ashabın ilk şiîler olduğunu, bu bakımdan Şîa'nın Hz. Peygamber devrinde doğduğunu belirtmektedir (bk. En-Nevbaht, Firaku'ş-şî... Devamı

Laiklik Besmelesizlik (mi) dir?...

2010-10-04 14:01:00

Laiklik Besmelesizlik (mi) dir?... Ahmet ANAPALI | habervakti 25 Eylül 2010 Cumartesi 12:26 Laiklik mefhumunun birgün Müslümanların üzerine bir “karabasan” gibi çökeceğini biliyor  muydu Hz. Resul aleyhisselam, bilemem. Lâkin besmeleyi bir mü’minin her eyleminin başına yerleştirmesiyle lâik mantığa en büyük protestoyu yaptığı da bir hakikat…                       Besmele insanın "Allah’lı" iş yapması, Allah’ı işine karıştırması, Allah’tan yapacağı iş için müsaade istemesidir. Dolayısıyla besmele Allah’sızlığı reddetmektir.             Bu manada besmele, islâmî dünya görüşünün anahtarı mesabesindedir.  Laik dünya görüşü, iş yaparken besmelesiz olmaktır. Lâik olmakla olmamak arasındaki fark besmeleli olmakla olmamak arasındaki fark kadardır.  Besmeleli yapılan iş, meşruiyetini bizzat Allah’tan alır ve meşru işlere besmele ile başlanır. Besmelesiz işlerse şeytana layıktır.                     Besmelesizlik demek olan “Lâisizmin” aynı zamanda şeytanî bir dünya görüşü olduğunu bilmem söylemeye gerek var mı?... işte bunun için Allah resulu her eylemine “Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla” başlayarak bu çağdaş sapkınlığı daha o zamandan mahkûm etmiştir.                      Allah’sız Bir Dünyayı Kimler ister?             Allah’ın varlığı... Devamı

TAKIYYE MESELESİ

2010-09-30 10:01:00

TAKIYYE MESELESİ Samimi olarak karşılıklı anlaşmanın ilk engeli «Takıyye» diye isimlendirdikleri inançlarıdır. Zira bu dini inanç onlara inanmadıkları şeylere inanmış gibi görünmelerini mubah kılmaktadır. Anlaşma istemedikleri halde istiyormuş gibi görünmeleri bizim saf kalblilerimizi aldatabilir Çünkü onlar anlaşmaya razı olmadıkları gibi bu anlaşmayı kendi saflarına katılmakta olduğunu görürler ve zerre kadar kendi taassuplarından vazgeçmezler Takıyye ocakları temsilcileri bizleri anlaşmaya doğru adım attıklarına ikna etseler dahi Şia taifesinin hepsi, üst tabaka olsun, avam tabakası olsun bu gülüne oyunun temsilcilerinden ayrı kalacak ve onların kendileri  namına konuşmalarını kabul etmeyeceklerdir.    ŞİA MEZHEBİ, HAK MEZHEP DEĞİLDİR, BATILDIR. >  İSLÂM,MEZHEP ve FUKAHALARINI BİRLEŞTİRME KONUSU > ŞİA'NIN EHL-İ SÜNNET'E MUHALEFETİ > ŞİİLER SADECE TEFERRUATTA DEĞİL , TEMELDE MÜSLÜMANLARA MUHALEFET ETMEKTEDiRLER! > ŞİA'NIN ARASINDA Kİ İHTİLAFLAR > FAYDALI BİR AÇIKLAMA > SÜNNİ ve ŞİİLERE GÖRE,KUR'AN ve SÜNNET > SONUÇ > TAKIYYE MESELESİ > KUR'AN-I KERİM'E İTİRAZLARI > Hz. ALİ'YE DAHİ İFTİRALARI,MİSYONERLERİN SEVİNCİ > İDARECİLER HAKKINDA GÖRÜŞLERİ > HZ. EBU BEKİR VE ÖMER'E KİNLERİ > ŞİİLİKTEN KOMÜNİSTLİĞE > RİC'AT İNANCI ve FİKİRLERİ HİÇ DEĞİŞMEMİŞTİR ... Devamı