ADALET ve RAHATLIK

2007-02-16 11:29:00

ADALET ve RAHATLIK       Rum Meliki Kayser,Hz.ömer'in halini görmesi ve yaptıklarını araştırması için bir elçi göderir.elçi Medine'ye gelince halka,''Padişahınız nerede?'' diye sorar.Halk,''Bizim padişahımız yoktur,emirimiz vardır,o da şimdi Medine'nin dışındadır.'' der.Elçi,hz.Ömer'i aramaya çıkar,onu güneşin altında sıcak kumların üstünde kamçısını yastık yaparak başının altına koymuş,başından akan terler yerleri ıslatır bir halde bulur.koskoca emiri bu halde görünce içine bir titreme gelir ve kendi kendine:     ''Yeryüzündeki bütün padişahların kendisinden korktuğu biri nasıl böyle tek başına olabilir?.''diye düşündükten sonra Hz. ömere(r.a) şöyle der:''Ey Ömer! Sen adilsin ve onun için bütün korkulardan eminsin.Bu sebeple rahat rahat uyuyabiliyorsun.Bizim padişahlarımız ise zulmediyorlar.Onlar devamlı korku içindedirler.Ben şahadet ederim ki sizin dininiz haktır.Şayet elçi olarak gönderilmeseydim,elbette Müslüman olurdum.Fakat ileride geri döneceğim ve Müslüman olacağım.''der. mehmet selim polat Devamı

Kur’ân-ı Kerim’de “Sünnet”in Bazı Anlaml

2007-01-19 13:28:00

Kur’ân-ı Kerim’de “Sünnet”in Bazı Anlamları   1- Kur’ân-ı Kerim’de “sünnet” lafzı yol, sîret, geçmişlerin izledikleri yol anlamında kullanılmıştır. Bu yol kimi zaman övülen bir yol olabilir, bu da hak ve hidayet yoludur. Yüce Allah’ın şu buyruğunda bu anlamda kullanılmıştır: ”Allah size açıkça bildirmek, sizi sizden öncekilerin sünnetlerine iletmek... ister.” (en-Nisa, 4/26) Yani yüce Allah sizden öncekilerin yollarına iletmek ister. Bu da onların öğülmeye değer olan yollarıdır. “Sünnetullah: Allah’ın sünneti” bazan yerilen bir işe karşılık Allah’ın cezası anlamında kullanılmıştır. Bu da onun peygamberlerine karşı gelip, sapıklık ve batıl içerisinde kalmaya devam eden ümmetlerin helak edilmesi demektir. Yüce Allah’ın şu buyruğu bu kabildendir: ”Eğer (şirke) dönerlerse, kendilerinden öncekilerin sünneti muhakkak devam etmiş olur.” (el-Enfal, 8/38) Yani sırat-ı müstakimi bırakıp, başka yolları izledikleri için Allah’ın onları helak etmesi gerçekleşmiştir, geçip gitmiştir. Yüce Allah’ın şu buyruğunda da bu anlamdadır: ”Öncekilerin sünneti de geçmiş bulunduğu halde...” (el-Hicr, 15/13) Bu da yalanlamaları üzerine yüce Allah’ın o kavimleri helak etmekte sünnet kıldığı yol anlamındadır. 2- “Sünen” lafzı geçmiş ümmetlerin karşı karşıya kaldığı defalarca tekrarlanan hadiseler ve olaylar anlamında da kullanılmıştır. Yüce Allah’ın şu buyruğunda bu anlamdadır: “Sizden evvel birçok sünnetler gelip geçmiştir. Onun için yeryüzünde gezin dolaşın da yalanlayanların sonları nice oldu görün.” (Âl-i İmrân, 3/137) Yani yüce Allah’ın peygamberleri yalanlayan ümmetler hakkında sünnet olarak kıldığı birtakım olaylar sizden önce geçip gitmiş bulunmaktadır. 3- “Sünnetullah” lafzı O’nun hükmü asla geri kalmayan, değişmez kazası anlamında da kullanılmıştır. Yüce Allah’ın şu b... Devamı

Ana Gibi Yâr Olmaz

2007-01-19 00:23:00

Atalarımız; "Ana gibi yâr, vatan gibi diyâr olmaz." demişlerdir. Hakîkaten dünyâyı diyâr diyâr gezsek, anamız gibi bizi bağrına basarak sevecek ve şefkatle kucaklayacak bir ana bulamayız. İnsan, hanımı gibisini veya ondan daha iyisini her yerde bulabilir, fakat ana gibisini hiç bir diyârda bulamaz. Âile içinde çocuk üzerinde en çok hakkı olan ve hizmeti geçen annedir. Anne, hâmile kaldığı andan itibâren çocuk yüzünden sıkıntı çekmeye başlar. Doğum sırasında bu sıkıntı, zirveye ulaşır. Kimi zaman doğum, annenin hayâtına mâl olur. Annenin esas hizmeti, doğumdan sonra başlar. Çocuğun emzirilmesi, giydirilmesi, temizliğinin yapılması, terbiye edilmesi ve tedâvîsi gibi ardı arkası kesilmeden ömür boyu sürecek bir hizmet dönemi içersine girer. Cenâb-ı Hakk’ın özellikle annelere lutfettiği şefkat duygusu, anneleri; istirâhatini, sıhhatini, yeme-içme ve giyinmesini düşünmeden bütün imkânlarıyla çocuğuna hizmete sevkeder. Annenin bu sonu ve sınırı olmayan fedâkârlıklarının bedelini, evlâdın maddî bir karşlıkla ödemesi mümkün değildir. Rasûlullah (s.a.v.) Efendimiz’in huzuruna bir adam geldi ve: "Yâ Rasûlallâh! Anam iyice ihtiyarladı. Ben onu kendi ellerimle yediriyor, içiriyor ve sırtımda taşıyorum.. Hâsılı her türlü ihtiyâcını karşılıyorum.. Mükâfâta hak kazandım mı?." dedi. Rasûlullâh (s.a.v.) Efendimiz cevâben: "Hayır, bu senin yaptıkların, ananın senin üzerindeki haklarının yüzde birine bile karşılık değildir. Fakat sen, iyilik ediyorsun. Allâh sana bu az iyilik karşılığında çok sevap verir." buyurdular. (1) Hz. Peygamber (s.a.v.)’in: "Cennet annelerin ayakları altındadır." (2) hadîs-i şerîfi de annelerin lâyık oldukları yüce mertebeyi belirlemekte ve erkekle eşit olmaktan öte üstün haklara sahib bulunduklarına işaret etmektedir. İbn-i Amr (r.a.) anlatıyor: "Bir adam cihâda iştirâk etmek için Hz. Peygamber (s.a.v.)’den izin istedi. Rasûlullâh (s.a.v.): "Annen, baban sağ mı?" diye sordu. Adam: "Evet." deyince Rasûlullâh (s.a.v.): "Onlara hizmet de ... Devamı

Fayda Vermeyen İlimden Allaha Sığınırım

2007-01-15 23:06:00

Peygamberimiz s.a.s.). Dua ediyor.(..Yarab Fayda vermeyen İlimden Sana sığınırım.) Ya ,zararlı ilimden Allaha nasıl sığınırdı?, varın siz düşünün. *Biri faydasız,içi boş ilim.diğeri. *Zararlı ilim,şerli ilim. Müslüman her ilmi öğrenmekle mükelleftir,islami ilmi öğrenmesi ise kişiye farzdır.Dinini araştırıp bilmeyen,bilip amel etmeyen,amel edip de ihlas ile yönelmiyen ilimden hayırmı gelir?.Bu zamanda cahilin bilmediği yoktur,o her şeyi okumadan bilir,araştırmadan bilir,çünkü kendisini dünyanın akıllı insanı sannır,Halbuki Peygamberimiz buyuruyorki:(Men kale ena alimün fehuve cahilün=Her kim ben alimim derde bilgiçlik taslarsa bilki o cahildir.) Biz ölçüyü,ipin ucunu çoktan kaybettik,Osmanlı yıkılırken,müslümanlıkta yıkıldı.Heyhat islam mekkede doğdu,osmanlıda büyüdü,Türkiyede öldü,1400 yaşındaydı. Kuranın varlığı bize lazım değil, emir ve yasakları,ve hükümranlığı bize lazımdır. malesef,KURANI kamusal alanın dışına çıkardılar. Evlere hapsettiler,sonunda götürüp mezarlıkta okuyarak toprağa gömdüler, üzerinede bir tas su içtiler. Peki kim yaptı?,bunları atalarımız yaptı,zalimler yıktı,bizde alkış tutuyoruz. Hala müslümanız diyoruz,elhamdu lillah,çok şükür,hadi zalimlerin suratına tükürün. Devamı