Yahudi alimleri

2007-01-08 15:21:00

Bazı selef alimleri tagutu; yahudilerin anlaşmazlık esnasında kendilerine muhakeme oldukları yahudi alimleri olarak isimlendirmişlerdir. İşte bu kimseler, insanlara hükmederken Allah (c.c)’ın indirdiği dışındaki şeylerle hükmederlerdi.  İbni Abbas (r.a) şöyle dedi: “Tagut; yahudilerden bir adamdır ve ismi Ka’b b. Eşref’tir. Yahudiler aralarında ihtilaf ettikleri konularda Allah (c.c) ve rasulünün hükmüne muhakemeye çağrılınca: “Biz sizi, Ka’b b. Eşref’e muhakeme olmaya çağırırız” derlerdi. İşte: “...Reddetmeleri emrolunmuşken taguta muhakeme olmak isterler”  (Nisa: 60)                                        ayeti bunun üzerine inmiştir. Bu görüş; Dahhak, Mücahid ve Rebi b. Enes’in görüşüdür. (Bu görüşlerin hepsi Suyuti-Ed Durerul Mensur, Taberi, Kurtubi ve İbni Kesir Tefsirlerinde geçmektedir.)      Tagutun en kapsamlı ve geniş manası; Sahabe ve tabiinin çoğunluğuna göre; tagut şeytandır. Malik b. Enes ve arapça dil alimlerine göre; tagut, Allah (c.c)’tan başka ibadet edilen herşeydir. Bu iki tarif en kapsamlı tariflerdir. Diğer tarifler ise bu iki tarifin dallarıdır. Tagutla ilgili olarak yapılan bu iki kapsamlı tarif, aslında bir tek asla dayanmaktadır. Fakat bu aslın hem zahiri görünüşü hem de gerçeği vardır. Bu sebeble bu aslın zahirine göre tagutu tarif eden alimler tagutu; “Allah (c.c)’tan başka ibadet edilen her şey” olarak açıklamışlardır. Tagutun gerçeğine göre tagutu tarif eden alimler ise; tagutu; “şeytan” olarak açıklamışlardır. Zira insanı Allah (c.c)’tan başkasına ibadete ve küfrün her çeşidine çağıran şeytandır.  Allah (c.c) şöyle buyuruyor: “Görmedin mi? Biz gerçekten şeytanları,... Devamı

Tartışma Konusu Olan Hadisler

2007-01-07 13:37:00

İnsanların, sihhati (doğruluğu) konusunda anlaşmazlığa düştükleri bazı hadisler nakledilmiştir. Mesela; "Abdestsiz namaz olmaz." (İbn Mâce, Tahâre, 41'de; "Abdesti olmayanın namazı yoktur" anlamında.) "Allah'ın adını zikretmeksizin abdest alanın abdesti yoktur."  (İbn Mâce, Tahâre, 41)  Birinci hadis Hz. Peygamberin: "Taharetsiz (yani abdestsiz) namaz olmaz" (Buhârî, Vudû', 2; Müslim, Tahâre, 1; Ebû Dâvûd, Tahâre, 31) hadisi gibidir. Bu konuda müslümanlar arasında ittifak vardır. Namaz için abdest farzdır. Böyle bir durumda, kılınan namazın kabul edilmemesi, namaz için gerekli olan bir şeyin terkedilmesi dolayısıyladır. Abdest alırken Allah'ın adını anmanın gerekliliği konusunda ise, görüş ayrılıkları vardır. İlim adamlarının çoğunluğu, bunu vacib görmektedir. Bu da Mâlik'in, Ebû Hanife'nin, Şafiî'nin görüşüdür. İmam Ahmed'den gelen iki rivayetten birisi de böyledir. Hırkî, Ebû Muhammed ve başkaları bu rivayeti tercih etmektedir. İlim ehlinden küçük bir grubun savunduğu ikinci görüşe göre ise, Allah'ın adının anılması vacibtir. İmam Ahmed'den gelen diğer rivayet de bu şekildedir. Bu rivayeti Ebû Bekr Abdülaziz ile Kadı Ebû Ya'lâ ve arkadaşları tercih etmiştir. Peygamber Efendimizin: "Mescide komşu kimse, namazını mescidde kılmadıkça kabul olmaz" (Suyûtî, el-Câmiu's-Sagîr, "Lamelif" harfi.) hadisi de böyledir. Bu hadisi Dârakutnî rivayet etmiştir. İlim adamlarından kimisi bu hadisin merfû' olarak rivayetini zayıf kabul etmekte ve bunu, Ali (r.a)'nın sözlerinden birisi olarak değerlendirirken, Abdülhak gibi bazıları da bunu merfû bir hadis olarak kabul etmektedir. Peygamber (s.a.v)'e atfedilen: "Oruca geceden niyet etmeyenin orucu yoktur" (Nesâî, Siyam, 68; Darimi, Savtn, 10'da: "Fecirden önce niyyet etmeyenin orucu yoktur" anlamında.) hadisi de bu şekildedir. Bu hadis Sünen sahipleri tarafından rivayet edilmiştir. Merfu olarak rivayetinin sahih olmadığı, ancak mevkuf o... Devamı

ATEİZM

2006-12-27 01:42:00

Hiçbir ilâh kabul etmeyen, Tanrıtanımaz felsefi doktrinlerin ortak adı. Sistemleştirilmiş bir ekol oluşturulmaksızın filozoflardan bir bölümünce benimsenmiş olan bu anlayış, doğrudan doğruya tanrının varlığını inkâr üzerine kuruludur. Bu özelliğiyle de benzer yanlar taşıyor olsa da- tanrının varlığını ya da mahiyetini tartışan doktrinlerden ayrılır; tanrının yokluğunu kesin bir biçimde öne sürer. Hemen hemen tüm felsefe ekolleri ve öğretileri gibi ateizm'in kökleri de Eski Yunan'a uzanır. Maddeci yapı belirten çeşitli felsefe okullarının bağlıları, ontolojik yorumları sonucunda ateist bir inanç sergilemişlerdir. "Gölge etme başka ihsan istemem" sözüyle yaygın bir ünü bulunan Diyojen bunlardan biri ve felsefe tarihinde kâfir diye nitelenen ilk kimsedir. Atom kuramcısı Demokrit, onun izleyicisi Leocippus, Sofist'lerden Gorgias ve Protegoras, kendi adıyla anılan ekolün kurucusu Epikür, öne sürdükleri materyalist görüşler bağlamında birer ateist olarak göze çarparlar. Rönesans'tan sonra Batı'da varlığını hissettiren din-dışı eğilimler ve özellikle de evrenin, doğanın ve insanın, insan toplumunun dinden bütünüyle soyutlanarak yorumlanması sonucu ortaya çıkan görüşler, ateist tutumlara büyük katkılarda bulunmuş, onlara bolca kullanabilecekleri veriler sağlamıştır. Nitekim, dinden ve törelerden bağımsız bir siyasetin oluşturulması savını öne süren Makyavel, ateizm'i bu alana sokarken; birer ateist olmadıkları hâlde Dekart, David Hume ve Kant gibi kimselerin akılı dinden bağımsız kılma çabaları ve bu doğrultuda öne sürdükleri düşünceler çağdaş ateizm'e tutanaklar hazırlamış oldu. Pozitivist yorumlarla oluşturulan bilimsel kuramlar ve evrene yönelik rasyonalist bakış açılarının oluşturduğu ortam, Feuerbach'ın öne süreceği düşünceler için çok elverişliydi. XIX. Yüzyılın en önemli ve sonraki dönemler bakımından da en etkili ateisti olan bu düşünür, Tanrı'nın insana özgü ülkülerin bir yansıması olduğunu, insanın özgürlüğünün Tanrı'yı ... Devamı

Her Şey Zıttıyla Bilinir

2006-12-18 08:48:00

Her şey zıttıyla bilinir:   İyi ile kötü,gece ile gündüzTatlı ile acı,İman ile küfür,islam ile karşıtı gibi her şey zıttıyla bilinir. İslam dini içkiyi yasak etmiştir,niçin yasak etti diye eleştirmeye gerek bile kalmadan,kişi tırafik kazalarına baktığında hikmetini kavrar.Ramazanda aç kalınca,fakirle zenginin durumunu kavrar,meşru veya gayri meşru her şey zıttıyla bilinir. Kötülükleri kabul etmek mümkün değildir,ama hikmetini düşünerek,doğru yolda olduğuna şükretmeli ve kötülerle mücadele etmelidir.Bilmeden mücadele edilmezki. İslamın kemal bulmasında yegane unsur,Putların var olması,ebu cehil,ebu lehep gibi müşriklerin olmasıdır. Bunlar olmasaydı islamı anlatmayada gerek olmazdı,savaş ve sıkıntıalarda olmazdı,mücadelede olmazdı. Allah bir imtihan oluşsun diye böyle yaratmıştır. Açık-saçık ve fahişeler olmasaydı,huzurlu bir yuvanın kıymetide bilinmezdi. Yaratılana kızmadan,yaradanı tenkit etmeden kişi mücadele etmekle mükelleftir.   mehmet selim polat   Devamı

İlim-Araştırma-Bilgi

2006-12-16 11:55:00

(NAHL suresi 43. ayet): وَمَا أَرْسَلْنَا مِن قَبْلِكَ إِلاَّ رِجَالاً نُّوحِي إِلَيْهِمْ فَاسْأَلُواْ أَهْلَ الذِّكْرِ إِن كُنتُمْ لاَ تَعْلَمُونَ Senden önce de, kendilerine vahyettiğimiz kişilerden başkasını peygamber olarak göndermedik. Eğer bilmiyorsanız, bilenlere sorun. (ENBİYÂ suresi 7. ayet): وَمَا أَرْسَلْنَا قَبْلَكَ إِلاَّ رِجَالاً نُّوحِي إِلَيْهِمْ فَاسْأَلُواْ أَهْلَ الذِّكْرِ إِن كُنتُمْ لاَ تَعْلَمُونَ Biz, senden önce de, kendilerine vahiy verdiğimiz kişilerden başkasını peygamber olarak göndermedik. Eğer bilmiyorsanız bilenlerden sorunuz. (ENBİYÂ suresi 59. ayet): قَالُوا مَن فَعَ&#... Devamı

Ahdi Cedid

2006-12-15 02:02:00

Yeni ahid, yeni sözleşme. Hristiyanlara göre, putperestliğe sapan yahudîlerin bu durumlarına acıyan Cenâb-ı Allah, İsrâiloğulları ile yeni bir sözleşme yapmıştır. Bu sözleşme Hristiyan inancına göre, Allah'ın kendi oğlunu insan şeklinde dünyaya göndermesi, Mesih'in çarmıha gerilmesi ve öldürülüp tekrar diriltilmesi gibi sapık bilgilerle yoğrulmuş bir akîdeyi yansıtan muharref kitap İncil'den ibarettir. Buna göre Ahd-i Cedîd yalnız hristiyanlara ait olan kutsal kitaba yani İncil'e verilen isimdir. Yahudiler ve hristiyanların müşterek olarak inandıkları Ahd-i Atik'in otuz dokuz bölümü ile Ahd-i Cedîd biraraya getirilerek bunlara "Kitâb-ı Mukaddes" adı verilmiştir.İncil'in Hz. İsa'ya Cenâb-ı Allah tarafından indirildiği hususunda Kur'an-ı Kerim'in Mâide Suresi, 5/46. âyeti ile şöyle buyrulmaktadır:"Ardından da (bu peygamberlerin) izlerince Meryem oğlu İsa'yı kendinden önce gelen Tevrat'ın bir tasdikçisi olarak gönderdik. Ona da içinde bir hidâyet, bir nur bulunan İncil'i verdik. Bu ondan önceki Tevrat'ın bir doğrulayıcısı ve takva sahipleri için bir hidayet ve öğüt vericidir.""Göz nuru" anlamına gelen İncil, Hz. İsâ (a.s.)'ın kendi konuştuğu İbrânî dilinin bir lehçesi olan Süryanice ile nâzil olmuştur. Fakat bugün Hz. İsâ'nın konuştuğu lehçe ile tam olarak uyuşan bir nüshası yoktur. Bu da bugün hristiyanların elinde bulunan İncil nüshalarının tamamen değiştirilmiş olup aslının bulunmadığını göstermektedir. Zira İncil'in Hz. İsâ'nın dünyadan ayrılışından en az elli yıl sonra ve başkaları tarafından yazıldığı bilinen bir husustur. Ahd-i Cedîd'in içinde dört adet İncil mevcut olup bunların hepsi Hz. İsâ (a.s.)'ın hayatını anlatmaktadır.Bugün elde olup Hristiyanlar tarafından kabul gören dört İncil, ilk dönemlerde birçok Hıristiyan tarafından reddedilen ve asla kabul görmeyen kitaplardı. Hıristiyanlığın ilk dönemlerinde din adamları ve kiliselerin elinde çok sayıda ayrı ayrı İnciller vardı. Bunun i... Devamı

Ahd-i Atik

2006-12-15 02:00:00

Eski ahid, eski sözleşme. Ehl-i kitap yani yahudî ve Hristiyanlarca kutsal sayılan kitaplardan bir kısmı. Ahdi atik'in Rab Yahve (Yahova) ile İsrailoğulları arasındaki bir sözleşme olduğuna inanılır. Yahudi inancına göre Rab, Hz. İbrahim (a.s.) ile bir sözleşme yapmış, aynı sözleşme daha sonraki peygamberler ile de tekrarlanmıştır. Bu sözleşme ile Rab Yahova İsrailoğullarını kendi kavmi ilân etmiş ve onları diğer insanlardan üstün kılacağını, onları Arz-ı Mev'ud* (Vadedilmiş Topraklar)'a götüreceğini söylemiştir. Yahudiler de bu vaade karşılık Rablerine verdikleri sözü tutup onun emirlerinden çıkmayacaklardı. Ahd-i Atik'in ilk otuzdokuz bölümünün kutsallığı konusunda görüş birliği olup, bunlar Kitab-ı Mukaddes'in ilk kısmını oluştururlar. Dokuz tanesi ise sadece Katolikler tarafından kutsal sayılmaktadır.Ahd-i Atik üç büyük bölümden oluşmaktadır. Bunlardan Nebiim ve Kütübim kısımları Hz. Davud'a indirilen Zebur'dur. Ahd-i Atik'in en önemli bölümü ise Tora (Tevrat) olup Hz. Musa'ya indirilen kısımlardır. Bunlara Esfâr-ı Hamse (Beş Sifr) adı verilmektedir ki bunlar: Tekvin, Huruç, Levitik, Âdât ve Tesniye'dir. Bizim Tevrat dediğimiz bunlardan ibarettir .Tevrat kelime olarak İbranî'ce olup "şeriat ve hak sözler" anlamını taşımaktadır. Kur'an-ı Kerim'de de Tevrat kelimesi için "İnsanlar için bir hidayet" olarak indirildiği (Âli İmrân, 3/3-4) ifade buyurulmaktadır. Hz. Musa hayattayken okuma yazma bilenlerin azlığı ve bu ilâhî kitabı ezberleyenlerin hemen hemen yok oluşu Tevrat'ın elde çok az nüshasının bulunmasına sebep olmuştu. Zamanla az olan bu nüshalar çeşitli sebeplerden dolayı korunamamıştı. Bilhassa Babil İmparatoru Buhtunnasır'ın Kudüs'ü zapt ve tahrip ederek İsrailoğulları âlimlerini öldürmesi ve şehri tahrip sırasında elde mevcut olan Tevrat nüshalarının yanması Tevrat'ın aslının kaybolmasına yol açmıştı. Bunun için de İsrailoğullarının elinde ilâhî bir emirler manzumesi kalmamış, dini hüküm v... Devamı

BASİRET

2006-12-10 16:37:00

(EN'ÂM suresi 104. ayet): قَدْ جَاءكُم بَصَآئِرُ مِن رَّبِّكُمْ فَمَنْ أَبْصَرَ فَلِنَفْسِهِ وَمَنْ عَمِيَ فَعَلَيْهَا وَمَا أَنَاْ عَلَيْكُم بِحَفِيظٍ (Doğrusu) size Rabbiniz tarafından basiretler (idrak kabiliyeti) verilmiştir. Artık kim hakkı görürse faydası kendisine, kim de kör olursa zararı kendinedir. Ben üzerinize bekçi değilim. (A'RAF suresi 203. ayet): وَإِذَا لَمْ تَأْتِهِم بِآيَةٍ قَالُواْ لَوْلاَ اجْتَبَيْتَهَا قُلْ إِنَّمَا أَتَّبِعُ مَا يِوحَى إِلَيَّ مِن رَّبِّي هَـذَا بَصَآئِرُ مِن رَّبِّكُمْ و... Devamı