KÜFÜR'ün ORTAK Mücadelesi

2010-05-22 21:04:00

 

ÇEŞİTLİ KÜFÜR ÖNCÜLERİNİN ORTAK MÜCADELESİ
ŞEYTAN:

(Araf 14)- İblis: Bana kıyamete kadar ömür ve mühlet ver, dedi. (15)- Allah da: Sen mühlet verilenlerdensin, buyurdu. (16)- İblis: Öyle ise beni azdırmana karşılık yemin ederim ki insanoğullarını saptırmak için muhakkak senin doğru yoluna oturacağım, vesvese verip, pusu kuracağım. (17)- Sonra onlara önlerinden ve arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım, sen de çoğunu şükrediciler bulamayacaksın, dedi.

(A’raf 20)- Derken onların, kendilerinden gizli kalan çirkin yerlerini kendilerine göstermek için onlara fısıldadı: Rabbiniz, başka bir sebepten dolayı değil, sırf ikiniz de birer melek ya da ebedî kalıcılardan olursunuz diye sizi şu ağaçtan men etti, dedi. (21)- Ve onlara: Elbette ben size öğüt verenlerdenim, diye de yemin etti. (22)- Böylece onları aldatarak aşağı sarkıttı ( önceki mevkilerinden indirdi )…

Şeytan, Âdem ve Havva’ya; “ Ben sizin iyiliğinizi istiyorum. Bu ağaçtan yerseniz ya ebedileşir ya da melek olursunuz ” diyerek kandırmıştır. Günümüzde de iyiliğini istiyorum diyerek aynı metot uygulanmaktadır.

(Haşr 16)- ( Yahudileri kandıran münafıkların durumu da ) tıpkı şeytanın durumuna benzer ki insana " İnkâr et " dedi, ( insan ) inkâr edince de: Ben senden uzağım, ben âlemlerin Rabb'i Allah'tan korkarım! dedi.

(İbrahim 22) - ( Hesapları görülüp ) iş bitirilince şeytan diyecek ki şüphesiz Allah size gerçek olanı vaat etti, ben de size vaat ettim ama size yalancı çıktım, zaten benim size karşı bir gücüm yoktu, ben sadece sizi ( inkâra ) çağırdım siz de benim davetime hemen koştunuz. O halde beni yermeyin kendinizi yerin, ne ben sizi kurtarabilirim ne de siz beni kurtarabilirsiniz, kuşkusuz daha önce ben, beni ( Allah’ a ) ortak koşmanızı reddettim. Şüphesiz zalimler için elem verici bir azap vardır.

MÜŞRİKLER

(Hud 110)- …Muhakkak ki onlar, bundan ( Kur’an’dan ) kuşkulu bir şüphe içindedirler.

            (Enbiya 3)- Kalpleri hep eğlencede ( gaflette ), hem o zalimler aralarında şu gizli fısıltıyı yaptılar: Bu, ancak sizin gibi bir insan. Artık göz göre göre sihre mi gidip uyarsınız?

(Yusuf 106)- Onların çoğu şirk koşmadan Allah'a iman etmezler ( imanlarına az çok bir şirk karıştırırlar ).

Eski müşrikler ya ağaçtan ya taştan put edinirdi. Şimdi ise Allah’a karşı genellikle parayı, malı, makamı, toplumu, şehveti, silahı veya gücü yada kahramanlaştırdıkları aciz bir insanı ilahlaştırmaktadırlar.

(Maide 82)- İman edenlere karşı düşmanlık yönünden insanların en şiddetlisi olarak yahudileri ve Allah'a ortak koşanları (müşrikleri) bulursun…

(Zümer 3)- İyi bil ki halis din ancak Allah'ındır. O'ndan başka birtakım dostlar tutanlar da şöyle demektedirler: Biz onlara sadece bizi Allah'a daha çok yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz. Şüphe yok ki Allah, onların aralarında ihtilaf edip durdukları şeyde hükmünü verecektir. Herhalde yalancı ve nankör olan kimseyi Allah doğru yola çıkarmaz.

YAHUDİLER

(Nisa 44)- Kendilerine kitaptan bir nasip verilmiş olanları görmüyor musun? Onlar, sapıklığı satın alıyorlar ve sizin de yoldan sapmanızı istiyorlar.

(Nisa 46)- Yahudilerden bir kısmı, ( Allah'ın kitabındaki ) kelimeleri esas manasından kaydırıp dillerini eğerek ve dine saldırarak “ Sözünü işittik, emirlerine isyan ettik, dinle, dinlemez olası ve râinâ ( bizi gözet ) ” diyorlar. Hâlbuki onlar " İşittik ve itaat ettik; dinle ve bize de bak " deselerdi bu, kendileri için daha hayırlı ve daha doğru olurdu. Fakat Allah, küfürleri yüzünden kendilerini lanetlemiştir. Artık onlar, pek azı müstesna, iman etmezler.

HIRİSTİYANLAR

(Tevbe 31)- Onlar, Allah’tan başka bilginlerini ve rahiplerini de kendilerine Rab edindiler, Meryem oğlu Mesih'i de. Oysa onlar bir olan Allah'a ibadet etmekle emrolunmuşlardı. Allah’tan başka hiçbir ilâh yoktur. O, müşriklerin ortak koştuğu şeylerden de münezzehtir. (32)- Allah'ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar, Allah da razı olmuyor. Fakat kâfirler istemeseler de Allah nurunu tamamlamayı diliyor. (33)- O öyle bir Allah’tır ki, Resulünü hidayetle ve hak dinle bütün dinlere üstün kılmak için göndermiştir. Müşrikler hoşlanmasalar da. (34)- Ey iman edenler, şurası bir gerçektir ki, yahudi hahamları ile hıristiyan rahiplerinin birçoğu insanların mallarını haksız yere yerler ve Allah yolundan saptırırlar…

Yahudiler Allah’ı bırakıp hahamlarının, hıristiyanlar da papazlarının emir ve yasaklarını tercih ederek ilahlaştırdılar. Ardından hakla savaşmaya başladılar.

(Maide 72)- Andolsun, " Allah, Meryem'in oğlu Mesih'tir " diyenler elbette kâfir olmuşlardır…

Allah tektir. En hoşlanmadığı şey kendisine ortak edinilmesidir.

(En’am 20)- Kendilerine Kitap verdiğimiz kimseler, Peygamber'i, kendi oğullarını bildikleri gibi, bilirler. Kendilerine yazık edenler var ya! İşte onlar iman etmezler.

(Maide 18)- Yahudiler ve hıristiyanlar, " Biz Allah'ın oğulları ve sevgilileriyiz " dediler. De ki:  O halde niçin günahlarınızdan ötürü ( Allah ) size azap ediyor? Hayır, siz de O'nun yaratıklarından birer insansınız. O dilediğini bağışlar, dilediğine azap eder. Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan her şeyin mülkü Allah'ındır. Nihayet dönüş de O'nadır.

(Bakara 135)- Bir de: Yahudi veya hıristiyan olunuz ki, hidayet bulasınız, dediler. Sen onlara de ki: Hayır! Hanif olarak hakka tapan İbrahim'in dinine ( uyarız ) ki o hiçbir zaman müşriklerden olmadı. (136)- Deyiniz ki " Biz, Allah'a iman ettik ve bize ne indirildiyse İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakup'a ve torunlarına ne indirildiyse, Musa'ya ve İsa'ya ne indirildiyse ve bütün peygamberlere Rablerinden ne verildiyse hepsine iman ettik. Biz onların arasında fark gözetmeyiz ve biz ancak O'na boyun eğen müslümanlarız " (137)- Eğer onlar da sizin iman ettiğiniz gibi iman ederlerse doğru yola girmiş, hidayeti bulmuş olurlar. Yok, eğer yüz çevirirlerse onlar sadece ve sadece didişmenin içindedirler. Allah onlara karşı sana yeter. Ve O, işitendir, bilendir.

            Tam bilmeden inandıkları dinlerine başkalarını çağırarak hem kendilerini hem de başkalarını ateşe çağırmış olurlar.

NE KADAR FARKLI OLSALARDA TÜM İNKÂRCILAR TEK MİLLETTİR

(Yunus 39)- Tersine onlar bilgisini kavrayamadıkları ve henüz açıklamasına da muhatap olmadıkları bir mesajı yalanladılar. Onlardan öncekiler de böyle yalanlamışlardı. Gör bakalım, o zalimlerin sonu nice oldu?

Öncekiler gibi dinleyip araştırmadan inkâr ederek kaybettiler.

(Hud 19)- Onlar insanları Allah yolundan alıkoyarlar. O yolu eğri göstermeye yeltenirler ve ahireti de inkâr ederler.

Hem inanmazlar hem de inandırmamaya çalışırlar.

(Furkan 5)- Kur'an öncekilerin masallarıdır; başkalarına yazdırmış da sabah akşam kendisine okunmaktadır, dediler.

(Nahl 24)- Onlara: Rabbiniz ne indirdi? denildiği zaman " Öncekilerin efsanelerini " dediler.

(Enbiya 5)- Onlar: Hayır, bunlar karışık rüyalardır; yok, onu kendisi uydurdu, yok o bir şairdir. Böyle değilse önceki peygamberler gibi, o da bize bir mucize getirsin, dediler.

Onlar Kur’an’ı rüya, masal veya efsane olarak görürler. Hâlbuki Kur’an’da masal ( olmamış olaylar ) da efsane ( ulaşılamayacak hedefler ) de yoktur.

(R’ad 31)- Bir Kur'an ki onunla dağlar yürütülse veya onunla yer parçalansa veya onunla ölüler konuşturulsa ( o yine bu Kur'an olurdu ). Fakat emir bütünüyle Allah'ındır. İman edenler, kâfirlerden ümit kesip daha anlamadılar mı ki Allah dileseydi, elbette insanların hepsine toptan hidayet buyururdu. O küfürde direnenlerin kendi sanatlarıyla başlarına musibet inip duracak yada yurtlarının yakınına konacak. Nihayet Allah'ın vaadi gelecek. Muhakkak ki, Allah vaat ettiği zamanı şaşırmaz.

Dağlar yürütülse, ölüler konuşturulsa bile şartlanmış bazı kâfirler yine de iman etmezler.

(Şuara 200, 201)- Böylece onu günahkârların kalplerine soktuk ( okuyup anladılar, ama yine de ) acıklı azabı görünceye kadar ona iman etmezler. 202- İşte bu ( azap ) onlara, kendileri farkında olmadan, ansızın geliverecektir. (203)- O zaman " Bize ( iman etmemiz için ) mühlet verilir mi acaba? ” diyeceklerdir.

Bazı kâfirler de azabı görünceye kadar iman etmez.

(Kalem 44)- Bu sözü yalanlayanı bana bırak. Onları bilmedikleri yönden derece derece azaba yaklaştıracağız. (45)- Onlara mühlet veriyorum. Doğrusu benim tuzağım sağlamdır. (46)- Yoksa onlardan bir ücret istiyorsun da bu yüzden onlar ağır bir borç altında mı kalıyorlar? 47- Yoksa gayb onların yanlarında da onlar mı yazıyorlar?

(Beyyine 6)- Kâfirler, gerek kitap ehlinden olsun gerek puta tapanlardan olsun muhakkak, cehennem ateşindedirler. Orada ebedî olarak kalacaklardır. Onlar, insanların en şerlileridir.

Bu şerli insanların camilere saldırmaları, pislik atmaları, müslümanların evlerini kundaklamaları, hayâ ve ahlaklarını yok etme çabalarından Allah’a sığınarak müslümanlara sevgi, saygı beslemeli ve önem vererek her yönden onları geliştirmeye çalışmalıdır.

(Fussilet 33)- Allah'a davet eden, salih amel işleyen ve " Ben gerçekten müslümanlardanım " diyen kimseden daha güzel sözlü kim olabilir?

(Hicr 2)- Bir zaman gelecek ki inkâr edenler “ keşke müslüman olsaydık ” diyeceklerdir.

0
0
0
Yorum Yaz