
| TERK EDİLEN İSLAM |
Ermeni Mezalimi
Bu arada bir iki kıyas yapmakta da fayda olduğunu düşünüyoruz. Ermeni ve Rumlar Anadolu’nun çeşitli bölgelerinde Müslümanlara ait evleri basıp soyarlarken,[1] aynı günlerde Osmanlı Hükümeti Ermenilerin iaşe giderleri için Merkez’den Anadolu’ya sürekli yeni ödenek gönderiyordu.[2] Ayrıca “köylerde bulunan ve kendisini geçindiremeyecek kadar aciz olan Ermenilere sahip çıkılmasını” isterken,[3] hatta parası olmayan “Ermenilere harcırah verilmesi” için valiliklere talimatlar gönderildi.[4] Meselâ Mütareke hükümleri gereği Batum’un boşaltılması gündeme geldiğinde Osmanlı askerleri burayı vasıta bulunamadığı için kışın ağır koşulları altına yürüyerek terk etmek zorunda kalırken, Osmanlı Devleti savaş boyunca himayesine aldığı Ermeni kız, kadın ve çocuklarını gitmeleri gereken mahallere sevk ederken, yollarda eziyet çekmemeleri için araçla sevklerini kararlaştırdı.[5] Osmanlı Hükümeti ihtiyaç sahibi Ermenilere harcırah verilmesi için karar alırken, Ermenilerin yaptığı zulümden canını zor kurtararak, “Başka yerlere hicret eden Erzurum belediye memurlarının maaşlarının ödenmesine imkân olmadığını ilân etti.[6] Yine aynı şekilde çeşitli vilayetlerde “Beş altı aydan beri maaşını alamamış çok sayıda Türk memur” bulunuyordu.[7] Meselâ Ermeniler Kastamonu’da Hocazade Ahmed Nuri Efendi’nin evine saldırıp neyi var neyi yoksa hepsini çalıp götürürlerken,[8] yine aynı günlerde Osmanlılar, Erzurum Ermeni Katolik rahiplerinden Vahan ve Kençüryan Serap Efendilere iyi muamele edilmesi” için Başkent’ten ta Erzurum’a talimat gönderiyordu.[9] Yine aynı şekilde, Ermeni halkı savaş boyunca Türklere karşı kışkırtan din adamları da koruma altına alındı. Mesela bunlardan birinde, “İzmir Ermeni Piskoposu İnciyan Matyos Efendi’nin rûhani reis olarak Konya’ya gönderilmesi ve bu şahsa gerek yolculuğunda gerekse de gittiği yerlerde gerekli her türlü yardımın yapılması” istendi.[10] Hükümet Ermeni ve Rumların daha rahat etmeleri ve sıkıntı çekmemeleri için ek tahsisat çıkartırken,[11] hâlbuki aynı günlerde Rumlar Samsun tarafına giden ve emanet eşyaların taşındığı “Emanet Postası”na taarruzda bulunarak ne var ne yoksa her şeyi gasp etmişlerdi.[12] Bu arada harp dolayısıyla parçalanmış aile durumuna düşen Ermeni ve Rumların birbirine kavuşturulması konusunda da valiliklere emir gönderildi.[13] İşgalcilerin Türklere ait erzak ambarlarına el koyması büyük güçlüklere sebep oluyor, halk ciddi oranda açlık çekiyordu. Aynı dönemde Ermenilerin iaşe giderleri için Merkez’den para gönderilirken, devletin normal cari giderleri için para talep eden Anadolu’daki resmî kurumlara, “Bütçede bulunan paranın devletin maddî sıkıntısı sebebiyle ancak önemli hususlara sarf edilmesi ve buna göre tahsisat miktarının tayin edilmesi” isteniyordu.[14] Hatta Hükümet, “Ermeni ve Rumlara Müslümanlara yapılan yardımdan farklı bir yardım yapılmaması” için valilikleri uyardı.[15] Bu konuda yardım edilen halkın Müslüman Ermeni ile Hıristiyan Ermeni gibi bir ayrıma tabi tutulmaması da istendi.[16] Osmanlı Devleti’nin yaptığı tüm bu insanca yaklaşımlara rağmen Ermeniler, Türkler Mütareke’nin imzalanması ve Güneydoğu Anadolu topraklarının Fransızlara bırakılmasından sonra bile, bu topraklarda 20 binden fazla Ermeni’nin Türkler tarafından öldürüldüğü iddiasından vazgeçmediler.[17] İtilâf devletleri de bu söylentilerin doğru olup olmadığını araştırma ihtiyacı hissetmedi. Tıpkı bugün terör örgütünün yaptığı onca katliama rağmen görmezden geldikleri ve açıkça kınamadıkları gibi… SONUÇ Osmanlı Devleti ve Müslüman Türk halkı, yıllardır Ermeni ve Rumlar tarafından yapılan fenalıklara, yine fenalıkla mukabele etmedi, intikam hırsı içinde olmadı ve insanına kin ve nefret aşılamadı. Nitekim Ermeni ve Rumların bu topraklarda yaptığı onca fecaate rağmen Anadolu insanı yetişen kuşaklarını bu mezalimi yapan milletlere karşı düşmanca duygularla yetiştirmedi. Kin aşılamadı. Aslında bu da bir devlet politikasıydı; Bununla ilgili bir belgede Osmanlı Hükümeti; “Müslümanlarla gayr-i Müslimler arasında niza, münaferet (nefret) ve hilâf-ı kanun ahval vukuuna fırsat verilmemesini” istedi, neticede verdirmedi.[18] Ermenilerin Anadolu’da Birinci Dünya Savaşı öncesi, sırası ve sonrasında giriştikleri katliamlarda yaşananlara bakıldığında denilebilir ki, Ermeniler aynı fecaati başka milletlere reva görmüş olsalardı, karşılaştıkları durum çok daha başka olurdu. Türk Milleti kendine yakışan tarihi hasletiyle kötüye kötülükle mukabelede bulunmamış, sabrı oldukça zor tarihi bir sınavdan alnının akıyla çıkmıştır. Eğer Türk Milleti bu sınavdan alnının akıyla çıkmamış olsaydı, bugün tüm dünyayı yanına almayı başaran Ermeni lobisi, Batılı araştırmacıların Osmanlı Arşivlerini didik didik ettiği bir ortamda, dünya kamuoyunun gündemine Türklerin kendilerine yaptıklarını iddia ettikleri konularla ilgili belgeler sunma fırsatı bulurdu. Bu konuda tek yapabildikleri, soykırım olmadığını iddia etmenin bile suç sayılmasını sağlamak olmuştur. Bu karar bile başlı başına Türk Milleti’ni tarih huzurunda aklamaya ve asaletini tescil etmeye yetmektedir. [1] BOA, DH-ŞFR, Dosya: 95, Belge: 103. [2] BOA, DH-ŞFR, Dosya: 95, Belge: 124; ayrıca benzer belgeler için bkz. 95/123; 95/125; 95/136. [3] BOA, DH-ŞFR, Dosya: 95, Belge: 130. [4] BOA, DH-ŞFR, Dosya: 95, Belge: 137. [5] BOA, DH-ŞFR, Dosya: 95, Belge: 85. [6] BOA, DH. UMVM. Dosya: 11/45-1, Belge: 73. [7] BOA, DH. UMVM. Dosya: 6/2, Belge: 42; ayrıca benzer belgeler bkz. 6/2, 40; 6/2, 32. [8] BOA, DH-ŞFR, Dosya: 95, Belge: 103. [9] BOA, DH-ŞFR, Dosya: 95, Belge: 109. [10] BOA, DH-ŞFR, Dosya: 94, Belge: 81. [11] BOA, DH-ŞFR, Dosya: 94, Belge: 138. [12] BOA, DH-ŞFR, Dosya: 94, Belge: 188. [13] BOA, DH-ŞFR, Dosya: 95, Belge: 87. [14] BOA, DH-ŞFR, Dosya: 95, Belge: 90; ayrıca benzer belgeler için bkz. 95/91; 95/92. [15] BOA, DH-ŞFR, Dosya: 95, Belge: 158. [16] İhtida eden veya etmeyen Ermenilerden kimsesiz ve yardıma muhtaç olanların muhacirin tahsisatından iaşeleri hk. BOA. DH. ŞFR, nr. 69/245 [17] Baytok, Taner, İngiliz Kaynaklarında Türk Kurtuluş Savaşı, sf. 83. [18] BOA, DH-ŞFR, Dosya: 95, Belge: 145. Prof.Dr.Osman Özsoy 11:02 - 26/6/2007 - Yorum {0}Etiketler : Ermeni mezalimi, Yorum Gönder0 yorum yazilmistir
|
Hakkımda HUZUR İSLAMDADIR. Ana Sayfa Profilim Arşiv Rss İLAHİLER HAYAT YOLU Emrullah İSLAM AHLAKI__3/19_إِنَّ الدِّينَ عِندَ اللّهِ الإِسْلاَمُ Terk Edilen islâmiyet İSLÂM’da HAYAT Kur'an Öğrenimi İSLÂM ve TEFERRUAT İSLÂM BAHÇESİ İBNİ TEYMİYYE-8.CİLT TERK EDİLEN İSLÂM SİTELERİM ve Kimliğim FÎ ZİLALİL KUR'AN Kategoriler Son Yazılar - Adalet Hukukun Temelidir - Aldatmak - Yalanlama Küfrü - Türk Silahlı Kuvvetlerini Kim Yönetiyor? - TSK'dan başörtüsü fetvası ! - TSK'dan Başörtüsü FETVASI,Diyanete İhtiyaç Kalmadı - Kıbrısta Boşu Boşuna Öldük,Denktaş'tan 'dinde başörtüsü - Kenan Evren`den başörtüsü fetvası! - Namazı Terk Etmenin Hükmü (Şafii Mezhebine Göre) - İSLÂM'DA AHLAK - İMAN İLE AMEL ARASINDAKİ MÜNASEBET - NAMAZIN ÖNEMİ - İNANÇ YÖNÜNDEN İNSANLAR - İSLÂM DİNİNİN ÖZELLİKLERİ - Zina Eden Cezalanmalı - Allahın Kanunları Dışındaki Her Kanun,TAĞUTTUR - Örtünmekle İlgili Şiirler - Sigara Yasak,Ne Yapalım?,Sağlığa Zararlıymış - Güzel Sözler - Uyduruk Tevrat - Dinî Konular - Kahrolası İnsan,Nankördür - Şiirler ve Sapıklar - Dinî Hizmet Ücretsiz Olmalıdır - Küfrü Meşrulaştırmak Etiket Bulutu Adalet Hukukun Temelidir Yargı Aldatmak Yanıltmak Yalanlan Küfür Türk Silahlı Kuvvetlerini Kim Yönetiyor? TSK'dan başörtüsü fetvası ! TSK'dan Başörtüsü FETVASI Diyanete İhtiyaç Kalmadı Kıbrısta Boşu Boşuna Öldük Denktaş'tan 'dinde başörtüsü yok' fetvası Kenan Evren`den başörtüsü fetvası! Namazı Terk Etmenin Hükmü (Şafii Mezhebine Göre) İSLÂM'DA AHLAK Arkadaşlarım • Blogcu Yardım • mehmet selim polat • mehmet selim polat • islammuhabbeti • mehmet selim polat • mehmet selim polat |