11/12/2006
Hükümetin Bozuklukları,İnsanların Birbirine Düşmesi
Pek âlâ biliyorsunuz ki, Allah kullarının yaşayışlarında bozukluğun kökü, hükümetin bozukluğundan gelir. Bunun için de kökün, yani hükümetin düzeltilmesi gereklidir. Şimdi başka bir soru ortaya çıkıyor. Hükümetin bozuk olmasının sebebleri veyâ sebebi nedir? Bu bozukluğun da kökü nerelerden geliyor? Yukarıda saydığımız kötülükleri silip ortadan kaldırmak için ne yapılacak ve bu işi kim yahut da kimler yapacaktır? Nasıl yapılacaktır?Bunun cevabı şudur. Meselenin esası ve kökü, insanın ya da insanların diğer insanların tepelerine musallat olması, Allah kullarına verilmiş bulunan hakların çiğnenmiş olması. Şimdi bu kadar uzun ve geniş soruya bu kadar kısa bir cümle ile cevap verilince her halde hayret edersiniz. Fakat bu uzun soru için her ne kadar düşünecek olursanız, her ne kadar çalışırsanız çalışın bundan başka bir cevap bulamazsınız.
Biraz düşünelim. Üzerinde yaşadığımız şu yer küresi denen topraklar, acaba Allah tarafından mı yaratılmıştır, yoksa başka birisi tarafından mı? Yer küresi denen şu toprakların üzerinde yürüyüp gezen yaşayan insanları acaba Allahu Teâla mı yarattı? Yoksa bunları da başka birisi mi? İnsanların yaşayışlarında kullandıkları, istifade ettikleri bu kadar sayısız hesapsız nimetleri acaba kim ortaya çıkardı. Allahu Teâla mı? Yoksa başkası mı? Şimdi bu soruların hepsinin de cevabının da, yaratan ve yaşatan ve öldüren kimse, Allahu Teâla’dır, diyecek olursak, o zaman şu mesele de kendiliğinden ortaya çıkıp, halledilmiş olur ki, her şeyin sahibi, maliki de Hak Teâla’dır. Servet, mal mülk, Allah’ındır, Halk da yine Allah’ın kullarıdır. Böyle olunca acaba, Allah’ın ülkesinde, Allah kullarına tahakküm etmek, onlara musallat olmak, mülkü kendi hakkı bilmek, kimin haddine düşmüştür? Kim hangi hakla kalkıp da Allah kulları sırtına binecek, onların üzerine musallat olacak istediği gibi tahakküm edecektir? Bu nasıl iş olabilir ki, mülk de halk da başka birinin ola tahakküm edecek olan da başka biri. Vatandaşlar başka bir ülkenin vatandaşları olalar, hükümet ise başka bir ülkenin hükümeti? Bunu akıl kabul edebilir rni? Olsa olsa ancak buna musallat olmak derler. Böyle olması açıktan açığa hakka akla mantığa aykırı olur. Çünkü insanlar, her zaman hata ederler, bundan başka tamahları da bitmez, isteklerinin de sonu gelmez. Menfaatlerini de gözetirler, cehaletleri de başka. Şimdi memleketin idaresi, insanların işlerinin yürütülmesi bu gibi kimselerin eline geçerse elbette ki bir hayli yanlışlıklara yol açılır, bir hayli hatalı işler de görülür, hatalı ve yanlış kanunlar da konabilir. Kendi isteklerine uyarak, bilerek bilmeyerek, zulüm ve haksızlıklar zincirlemesi birbirini kovalar. Bunun da birçok sebebleri vardır. Bir kere bu gibi kimselerin o kadar bilgileri yoktur ki, insan yaşayışının her sahasında neler gerektiğini bilsinler. Bunun yürütülmesi yolunda da kanunlar yapsınlar. Sahih ve doğru kaideler koysunlar. Bundan daha da kötüsü, bu gibi kimseler kendilerinin Allah karşısında bulunduklarını ve Allah’a karşı sorumlu olduklarını bilmedikleri gibi, içlerinde de Allah korkusu yoktur. Yularını koparmış deve gibi istedikleri tarafa giderler. İstediklerini de yaparlar. Bir parçacık düşünecek olursak göreceğiz ki, Allah’tan korkmayan bir kimse, hiç bir zaman, hesap vermek sorumluluğunda olduğunu da düşünemez, hele bir kere işi de eline geçirdi miydi, benden daha büyük kimse yoktur «küçük dağları ben yarattım» demez de ne der? Yuları koparmış deveye dönmez de neye döner? Şimdi gelelim şu meseleye, halkın rızık ve geçiminin anahtarlarını da böyle bir kimse eline geçirecek olursa, binlerce yüz binlerce kimse de böyle bir adamın hükmü altına girerlerse, acaba bu gibi adam, doğru yol mu tutar? Adalet ve doğruluk yoluna mı gider? Bildiğini okumaz mı? Acaba sizce böyle bir adamın kendi kendine, doğru yolu tutması mümkün görülebilir mi? Başkalarına tasallut etmekten vazgeçmesi imkânı olur mu? Asla mümkün olamaz. Asla tasalluttan vazgeçmez. Akıl mantık da bunu kabul etmez. Bin kere de tecrübe edilmiş tarih sahifeleri de kayd etmiştir. Bugün yine siz kendi gözünüzle görebilirsiniz ki, Allah’tan korkmayan kimse ahirette de sorgu sualden, sorumluluktan gafil bulunurlar. İşte iktidarı ellerine geçirdiler miydi, müstebdid, zalim, hain, kötü yol tutan kimseler olurlar, bildiklerini de okurlar.
Pek âlâ biliyorsunuz ki, Allah kullarının yaşayışlarında bozukluğun kökü, hükümetin bozukluğundan gelir. Bunun için de kökün, yani hükümetin düzeltilmesi gereklidir. Şimdi başka bir soru ortaya çıkıyor. Hükümetin bozuk olmasının sebebleri veyâ sebebi nedir? Bu bozukluğun da kökü nerelerden geliyor? Yukarıda saydığımız kötülükleri silip ortadan kaldırmak için ne yapılacak ve bu işi kim yahut da kimler yapacaktır? Nasıl yapılacaktır?Bunun cevabı şudur. Meselenin esası ve kökü, insanın ya da insanların diğer insanların tepelerine musallat olması, Allah kullarına verilmiş bulunan hakların çiğnenmiş olması. Şimdi bu kadar uzun ve geniş soruya bu kadar kısa bir cümle ile cevap verilince her halde hayret edersiniz. Fakat bu uzun soru için her ne kadar düşünecek olursanız, her ne kadar çalışırsanız çalışın bundan başka bir cevap bulamazsınız.
Biraz düşünelim. Üzerinde yaşadığımız şu yer küresi denen topraklar, acaba Allah tarafından mı yaratılmıştır, yoksa başka birisi tarafından mı? Yer küresi denen şu toprakların üzerinde yürüyüp gezen yaşayan insanları acaba Allahu Teâla mı yarattı? Yoksa bunları da başka birisi mi? İnsanların yaşayışlarında kullandıkları, istifade ettikleri bu kadar sayısız hesapsız nimetleri acaba kim ortaya çıkardı. Allahu Teâla mı? Yoksa başkası mı? Şimdi bu soruların hepsinin de cevabının da, yaratan ve yaşatan ve öldüren kimse, Allahu Teâla’dır, diyecek olursak, o zaman şu mesele de kendiliğinden ortaya çıkıp, halledilmiş olur ki, her şeyin sahibi, maliki de Hak Teâla’dır. Servet, mal mülk, Allah’ındır, Halk da yine Allah’ın kullarıdır. Böyle olunca acaba, Allah’ın ülkesinde, Allah kullarına tahakküm etmek, onlara musallat olmak, mülkü kendi hakkı bilmek, kimin haddine düşmüştür? Kim hangi hakla kalkıp da Allah kulları sırtına binecek, onların üzerine musallat olacak istediği gibi tahakküm edecektir? Bu nasıl iş olabilir ki, mülk de halk da başka birinin ola tahakküm edecek olan da başka biri. Vatandaşlar başka bir ülkenin vatandaşları olalar, hükümet ise başka bir ülkenin hükümeti? Bunu akıl kabul edebilir rni? Olsa olsa ancak buna musallat olmak derler. Böyle olması açıktan açığa hakka akla mantığa aykırı olur. Çünkü insanlar, her zaman hata ederler, bundan başka tamahları da bitmez, isteklerinin de sonu gelmez. Menfaatlerini de gözetirler, cehaletleri de başka. Şimdi memleketin idaresi, insanların işlerinin yürütülmesi bu gibi kimselerin eline geçerse elbette ki bir hayli yanlışlıklara yol açılır, bir hayli hatalı işler de görülür, hatalı ve yanlış kanunlar da konabilir. Kendi isteklerine uyarak, bilerek bilmeyerek, zulüm ve haksızlıklar zincirlemesi birbirini kovalar. Bunun da birçok sebebleri vardır. Bir kere bu gibi kimselerin o kadar bilgileri yoktur ki, insan yaşayışının her sahasında neler gerektiğini bilsinler. Bunun yürütülmesi yolunda da kanunlar yapsınlar. Sahih ve doğru kaideler koysunlar. Bundan daha da kötüsü, bu gibi kimseler kendilerinin Allah karşısında bulunduklarını ve Allah’a karşı sorumlu olduklarını bilmedikleri gibi, içlerinde de Allah korkusu yoktur. Yularını koparmış deve gibi istedikleri tarafa giderler. İstediklerini de yaparlar. Bir parçacık düşünecek olursak göreceğiz ki, Allah’tan korkmayan bir kimse, hiç bir zaman, hesap vermek sorumluluğunda olduğunu da düşünemez, hele bir kere işi de eline geçirdi miydi, benden daha büyük kimse yoktur «küçük dağları ben yarattım» demez de ne der? Yuları koparmış deveye dönmez de neye döner? Şimdi gelelim şu meseleye, halkın rızık ve geçiminin anahtarlarını da böyle bir kimse eline geçirecek olursa, binlerce yüz binlerce kimse de böyle bir adamın hükmü altına girerlerse, acaba bu gibi adam, doğru yol mu tutar? Adalet ve doğruluk yoluna mı gider? Bildiğini okumaz mı? Acaba sizce böyle bir adamın kendi kendine, doğru yolu tutması mümkün görülebilir mi? Başkalarına tasallut etmekten vazgeçmesi imkânı olur mu? Asla mümkün olamaz. Asla tasalluttan vazgeçmez. Akıl mantık da bunu kabul etmez. Bin kere de tecrübe edilmiş tarih sahifeleri de kayd etmiştir. Bugün yine siz kendi gözünüzle görebilirsiniz ki, Allah’tan korkmayan kimse ahirette de sorgu sualden, sorumluluktan gafil bulunurlar. İşte iktidarı ellerine geçirdiler miydi, müstebdid, zalim, hain, kötü yol tutan kimseler olurlar, bildiklerini de okurlar.

0 yorum yazılmıştır
Yorum yaz!