Kelime-i Tevhid

2013-09-10 20:38:00
Kelime-i Tevhid |  görsel 1

Allah'dan başka ilah yoktur,Muhammed Onun Resulüdür. Devamı

İBADET NEDİR?

2012-03-26 10:08:50

  İbadet Nedir?     İbadet, Allah'a tazim ve saygı göstermek ve onun bize verdiği sayısız nimetlere karşı şükran borcunu yerine getirmektir.             NİÇİN İBADET EDİYORUZ    Bizi yoktan var eden ve yaşatan Allah'tır. Yüce Allah; Vücudumuzu, gören gözler, işiten kulaklar ve konuşan dil gibi mükemmel organlarla donattı. Diğer canlılardan farklı olarak bize akıl verdi ve varlıklar arasında seçkin bir duruma yükseltti. Bunlardan başka, yaşayabilmemiz için teneffüs ettiğimiz havadan, içtiğimiz suya kadar sayısız nimetler verdi.    Ayrıca bizi yalnız bırakmadı, Peygamberler ve kitaplar göndererek dünyada ve ahirette mutlu olmanın yollarını gösterdi. Bütün bu iyiliklere karşılık Allah bizden kendisini tanımamızı ve ona ibadet etmemizi istemektedir. Şöyle bir düşünelim: Çok iyiliğini gördüğümüz bir büyüğümüze karşı saygı gösterir iyiliklerine teşekkür ederiz. Bize bir görev verse seve seve yaparız değil mi?.    Öyle ise, bizi yoktan var eden ve sayılamayacak kadar nimetler veren Yüce Allah'a karşı teşekkür etmek ve emrettiği ibadetleri seve seve yapmak gerekmez mi? Elbette gerekir.    Yaradılışımızın gayesi Allah'ı tanımak ve ona ibadet etmektir, ibadet görevlerini yaptığımız takdirde hem Allah'ın verdiği nimetlere karşı teşekkür borcunu yerine getirmiş oluruz, hem de onun sevgisini kazanırız. Eğer biz Allah'a karşı ibadet vazifelerini yerine getirir, onun sevgisini kazanırsak, Allah, bize dünyadaki nimetlerinden çok daha fazlasını ahirette verecek ve bizi cennette sonsuz mutluluğa kavuşturacaktır.  mehmet selim polat ... Devamı

OYLAR KİME?-şiir

2012-03-01 23:28:00

Siyasiler nutuk attılar,inan ki.  Siyasetçiye,ben inanmadım ki.  Geldiler,gittiler,hep aynı sanki.  Çok konuştular inanmadım ki.  Meclise gitmeden,yol yaptılar.  Peş peşe fabrikalar kurdular.  Çok insanı hayalen işe aldılar.  Çok konuştular,inanmadım ki.  Fabrikayı sattı,işe yaramaz dedi.  Sattığı fabrikayı iki,günde yedi.  Yabancılar alsın,bana ne? ,dedi.  Bunlara ben hiç innamadım ki.  Vatanı satmışlar yabancılara.  Para gelecekmiş şimdi onlara.  Düşündüm ne desem bunlara.  Çok anlattılar,inanmadım ki.  Kimi PKK,kimi Türban dedi.  Kimi çay içti,kebap yedi.  Kimi vatan sattı,satın aldı.  Vekillere,inanmadım ki.  Çocuklar öpüldü,şeker alındı.  Şenlik vardı,uçanlar balondu.  Fakir köylüde orada bulundu.  Mazot yalanına,inanmadım ki.  Kömür dağılmış,alamadım ki.  Kart alamadım,aylar oldu sanki.  Düşündüm,dilenciyim,inan ki.  Vekillere hiç inanmadım ki.  Oy vercağım,zengin olsun.  Gelir,bize nutuk atar,sağolsun.  Vermeye alıştık,al senin olsun.  Geri dönecağına,inanmadım ki.  Türk askeri parasızdır,fakire.  Vekilin çocuğu,gitmez askere.  Ölüm mukadder,vuran,kefere.  Avrupa dediler,inanmadım ki.  Zam geldi,bir şey alamadım.  Eve gittim,gizli gizli ağladım.  Yine kaçak bir sigara yaktım.  Zam yokmuş,inanmadım ki.  Mahsul tarlada,satamadım ki.  Buğday,ekmek alamadım ki.  Tüpgaz artmış,uçurum san ki.  Zam yokmuş,inanmadım ki.  Emekli ekmek bulamaz.  Et pahalı,kimse alamaz.  Nutuk atın kimse inanmaz.  Sana ben,inanmadım k... Devamı

İtikatta Üç Mezhep.

2012-01-25 22:37:00

  İtikatta Üç Mezhep.      İbn Teymiye külliyatını yayınlamaya karar vermek, özellikle de bu çalışmaya Cumhuriyet dönemi İslâm kültür ve düşünce hareketleri arasında bir yer ayırmayı gözetmek, her bakımdan tehlikeli sayılan bir alana girmeyi kabullenmeyi gerektirir.       İbn Teymiye'nin bir isim olarak hafızalarda meydana getirdiği uğultu, O'nun bir İslâm bilgin ve düşünürü olarak gösterdiği çabanın anlaşılmasını engelleyeceği ortadaydı.       Bir yanda O'na küfür sıfatını uygun görenlerin terazinin bir kefesinde meydana getirdiği anlamlı ağırlık, diğer bir yandan da O'nu yüceltmeye hazır canlı okuyucunun terazinin diğer kefesinde meydana getirdiği sarsıntı, sağlıklı bir dengenin kurulmasını zorlaştıracağı ve yayıncının terazinin orta yerinden yakalamasını engelleyeceği belliydi. Ancak kültür ve düşünce çabası içinde olanların göze alamadan başaramayacakları o anlamlı ve bir bakıma kaçınılmaz olan karar verilmek zorundaydı.       Gerçi müslüman ülkelerde ve bu arada Türkiye'de şartlar, okuyucu ve yazar unsurlarını kapsayan geniş bir alan içinde hızlı bir değişim sürecine girmiş; daha bundan bir kaç yıl öncesine kadar değil okunması ve düşüncelerinin taraftar bulması, isimlerinin bile ağıza alınmasında sakıncalar görülen bir sürü yazar ve eser okuyucuya mal edilmiştir. Kısacası Doğudan ve Batıdan yapılan bir sürü aktarma İslâm dünyasında öylesine karizmatik bir okuyucu meydana getirdi ki, İbn Teymiye'nin zorladığı ileri sürülen sınırlar artık normal bir gözün seçemiyeceği kadar gerilerde kaldı.   &n... Devamı

Dost Edinmek

2012-01-12 08:34:00

(TEVBE suresi 23. ayet)   يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ لاَ تَتَّخِذُواْ آبَاءكُمْ وَإِخْوَانَكُمْ أَوْلِيَاء إَنِ اسْتَحَبُّواْ الْكُفْرَ عَلَى الإِيمَانِ وَمَن يَتَوَلَّهُم مِّنكُمْ فَأُوْلَـئِكَ هُمُ الظَّالِمُونَ Ey iman edenler! Eğer küfrü imana tercih ediyorlarsa, babalarınızı ve kardeşlerinizi (bile) veli edinmeyin. Sizden kim onları dost edinirse, işte onlar zalimlerin kendileridir. (MÂİDE suresi 51. ayet)           يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ لاَ تَتَّخِذُواْ الْيَهُودَ وَالنَّصَارَى أَوْلِيَاء بَعْضُهُمْ أَوْلِيَاء بَعْضٍ وَمَن يَتَوَلَّهُم مِّنكُمْ فَإِنَّهُ مِنْهُمْ إِنَّ اللّهَ لاَ يَهْدِي الْقَوْمَ الظَّالِمِينَ Ey iman edenler! Yahudileri ve hıristiyanları dost edinmeyin. Zira onlar birbirinin dostudurlar (birbirinin tarafını tutarlar). İçinizden onları dost tutanlar, onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğuna yol göstermez.   (BAKARA suresi 120. ayet)           وَلَن تَرْضَى عَنكَ الْيَهُودُ وَلاَ النَّصَارَى حَتَّى تَتَّبِعَ مِلَّتَهُمْ قُلْ إِنَّ هُدَى اللّهِ هُوَ الْهُدَى وَلَئِنِ اتَّبَعْتَ أَهْوَاءهُم بَعْدَ الَّذِي جَاءكَ مِنَ الْعِلْمِ مَا لَكَ مِنَ اللّهِ مِن وَلِيٍّ وَلاَ نَصِيرٍ Dinlerine uymadıkça yahudiler de hıristiyanlar da asla senden razı olmayacaklardır. De ki: Doğru yol, ancak Allah'ın yoludur. Sana gelen ilimden sonra onların arzularına uyacak olursan, andolsun ki, Allah'tan sana ne bir dost ne de bir yardımcı vardır. ... Devamı

Ana ve Baba Hakkı

2012-01-11 00:22:00

  (LOKMAN suresi 14. ayet): وَوَصَّيْنَا الْإِنسَانَ بِوَالِدَيْهِ حَمَلَتْهُ أُمُّهُ وَهْنًا عَلَى وَهْنٍ وَفِصَالُهُ فِي عَامَيْنِ أَنِ اشْكُرْ لِي وَلِوَالِدَيْكَ إِلَيَّ الْمَصِيرُ   Biz insana, ana-babasına iyi davranmasını tavsiye etmişizdir. Çünkü anası onu nice sıkıntılara katlanarak taşımıştır. Sütten ayrılması da iki yıl içinde olur. (İşte bunun için) önce bana, sonra da ana-babana şükret diye tavsiyede bulunmuşuzdur. Dönüş ancak banadır. (FUSSİLET suresi 34. ayet): وَلَا تَسْتَوِي الْحَسَنَةُ وَلَا السَّيِّئَةُ ادْفَعْ بِالَّتِي هِيَ أَحْسَنُ فَإِذَا الَّذِي بَيْنَكَ وَبَيْنَهُ عَدَاوَةٌ كَأَنَّهُ وَلِيٌّ حَمِيمٌ   İyilikle kötülük bir olmaz, Sen (kötülüğü) en güzel bir şekilde önle. O zaman seninle arasında düşmanlık bulunan kimse, sanki candan bir dost olur. ... Devamı

Şeytanın Özellikleri Kimde Var?

2012-01-04 10:53:00

Şeytanın özellikleri 1. Sinsi ve Yalancıdır.-(İbrahim Suresi, 22). 2. Azgın ve Kaypaktır.-(Hac Suresi, 3). 3. Gücü Yalnızca Çağırmaya Yeter.-(İbrahim Suresi, 22). 4. İyilikten ve Hayırdan Yana Hiçbir Yönü Yoktur.-(Nisa Suresi, 117). 5. İnsanlar Üzerindeki Etkisi Pisliktir.-(Enfal Suresi, 11). 6. İnsanların Şükretmelerini Engellemek İster.-(Araf Suresi, 17). 7. İnsanlara Korku Vermeye Çalışır.-(Al-i İmran Suresi, 175). 8. Müminlerin Arasını Bozmaya Çalışır.-(İsra Suresi, 53) (Maide Suresi, 91). 9. İnsanları, Sözde Onlara İyilik Yaptığına İkna Etmeye Çalışır.-(Araf Suresi, 20-21). 10. Allah’ın Adını Kullanarak Saptırmaya Çalışır.-(Fatır Suresi, 5-6). 11. Mü’minlerin Zamanla Yıpranmalarını İster.-(Al-i İmran Suresi ,155). 12. Yalan Vaadlerde Bulunur.-(İbrahim Suresi, 22). 13. Kuruntulara ve Kuşkulara Düşürmeye Çalışır.-(Nisa Suresi, 119-120). 14. Sapkın Amelleri Süslü ve Çekici Gösterir.-(Neml Suresi, 24). 15. Fakirlik Korkusu Vermeye Çalışır.-(Bakara Suresi, 268 ). 16. Kibir Vermeye Çalışır.-(Sad Suresi, 74-75). 17. Gösteriş İçin İbadet Etmeye Teşvik Eder.-(Nisa Suresi, 38 ). 18. Ayetlerden Uzaklaştırmaya Çalışır.-(Zuhruf Suresi, 36-37). 19. Unutkanlık ve Dalgınlık verir.-(Mücadele Suresi, 19) (En’am Suresi, 68 ) (Kehf Suresi, 63). 20. Duygusallık Telkini Yapar.-(İsra Suresi, 64) (Mümtehine Suresi, 1-3). 21. Detaylara Daldırır.-(Bakara Suresi, 67-71). 22. İsrafa Teşvik Eder.-(İsra Suresi, 26-27). 23. Gerçek şu, şeytan size düşmandır,öyleyse siz de onu düşman edinin.-(Fatır Suresi, 6). Mehmet Selim POLAT ... Devamı

EMRULLAH

2012-01-04 10:36:00

"ALLAH’IN EMİRLERİ" (BAKARA suresi 83. ayet): وَإِذْ أَخَذْنَا مِيثَاقَ بَنِي إِسْرَائِيلَ لاَ تَعْبُدُونَ إِلاَّ اللّهَ وَبِالْوَالِدَيْنِ إِحْسَاناً وَذِي الْقُرْبَى وَالْيَتَامَى وَالْمَسَاكِينِ وَقُولُواْ لِلنَّاسِ حُسْناً وَأَقِيمُواْ الصَّلاَةَ وَآتُواْ الزَّكَاةَ ثُمَّ تَوَلَّيْتُمْ إِلاَّ قَلِيلاً مِّنكُمْ وَأَنتُم مِّعْرِضُونَ   Vaktiyle biz, İsrailoğullarından: Yalnızca Allah'a kulluk edeceksiniz, ana-babaya, yakın akrabaya, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz diye söz almış ve "İnsanlara güzel söz söyleyin, namazı kılın, zekâtı verin" diye de emretmiştik. Sonunda azınız müstesna, yüz çevirerek dönüp gittiniz. (EN'ÂM suresi 151. ayet): قُلْ تَعَالَوْاْ أَتْلُ مَا حَرَّمَ رَبُّكُمْ عَلَيْكُمْ أَلاَّ تُشْرِكُواْ بِهِ شَيْئًا وَبِالْوَالِدَيْنِ إِحْسَانًا وَلاَ تَقْتُلُواْ أَوْلاَدَكُم مِّنْ إمْلاَقٍ نَّحْنُ نَرْزُقُكُمْ وَإِيَّاهُمْ وَلاَ تَقْرَبُواْ الْفَوَاحِشَ مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَمَا بَطَنَ وَلاَ تَقْتُلُواْ النَّفْسَ الَّتِي حَرَّمَ اللّهُ إِلاَّ بِالْحَقِّ ذَلِكُمْ وَصَّاكُمْ بِهِ لَعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ   De ki: Gelin Rabbinizin size neleri haram kıldığını okuyayım: O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın, ana-babaya iyilik edin, fakirlik korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin -sizin de onların da rızkını biz veririz-; kötülüklerin açığına da gizlisine de yaklaşmayın ve Allah'ın yasakladığı cana haksız yere kıymayın! İşte bunlar Allah'ın size emrettikleridir. Umulur ki düşünüp anlarsınız. (EN'ÂM suresi 152. ayet): وَلاَ تَقْرَبُواْ مَالَ الْيَتِيمِ إِلاَّ بِالَّتِي هِيَ أَحْسَنُ حَتَّى يَبْلُغَ أَشُدَّهُ وَأَوْفُواْ الْكَيْلَ وَالْمِيزَانَ بِالْقِسْطِ لاَ نُكَلِّفُ نَفْسًا إِلاَّ وُسْعَهَا وَإِذَا قُلْتُمْ فَاعْدِلُواْ وَلَوْ كَانَ ذَا قُرْبَى وَبِعَهْدِ اللّهِ أَوْفُواْ ذَلِكُمْ وَصَّاكُم بِهِ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّ... Devamı

MUTLU NUALLER

2011-12-30 18:00:00

  MUTLU NOELLER MÜSLÜMAN!   Mutlu Noeller Müslümanlar.. Mutlu Noeller Irak, Mutlu Noeller Filistin, Mutlu Noeller Çeçenistan, Mutlu Noeller Afganistan, Filipinler, Bosna,   Libya Yakıldı,Yıkıldı. Somaliyi,Fıransız,İtalyan ve İngilizler.Sömürdüler ve sonunda da iç savaşı oluşturdular.Açlık ve katliam yıllarca devam etti... Mutlu Nualler Müslüman.!!!!   Ve daha bir çok islami mücadelenin yaşandığı beldeye Mutlu Noeller.. Sizlere Barış Getirildi, Çelik Gövdeli Araçlarla.. Bir sabah uyandığınızda karşınızda barış elçilerini gördünüz..   Ellerinde teknolojinin son icadı buketlerle size yeni bir dünya verdiler.. Annesiz, Babasız, Eşsiz, Kardeşsiz, Arkadaşsız, Kolsuz, Bacaksız Ucube bir dünya.   Diğer Müslümanları da Unutmadılar Tabi.. En Modern Felsefeler, En Eğlenceli diyaloglarla onlarında ruhlarına eşsiz bir huzur verildi..   Önce Kurbanlık Kesmenin Hayvan katliamı olduğunu öğretildi, sonrasında Hindi kesmenin eğlenceli yönleri anlatıldı..   Sonra Peygamberlerine Hakaret edildi,Aşağılayıcı Karikatürleri çizildi, Sonrasında bir yılbaşı partisiyle bunlar unutulmaya çalışıldı.. Önce incittiler ama sonra noel babanın hediyeleriyle sevindirdiler..   Çocuklarına uyurken Sünnetin Emrini bir kenara atıp gece noel babanın gelmesi için dualar öğrettiler..   Irzlarına geçtikleri Iraklı kadınlara Noel günü Birer gül verip Üzüntülerini Dile getirdiler..   Bin aydan daha hayırlı olan Kadir gecesinde birkaç mesajla geçiştirdiler, Noel gününü ise müslümanların ülkesinde,yorulmasınlar,eğlencelerinin tadı... Devamı

Fakir,Miskin ve İhsân

2011-12-08 20:07:00

Fakir, çalışabilir durumda olup çalışan, ama herhangi bir sebeple çocuklarının geçimini temin edemeyen kimsedir. Miskin ise, çalışmaya gücü ve tâkatı olmayan fakir kimsedir. Bu durum, Kur’an’da şöyle açıklanır:  لِلْفُقَرَاء الَّذِينَ أُحصِرُواْ فِي سَبِيلِ اللّهِ لاَ يَسْتَطِيعُونَ ضَرْبًا فِي الأَرْضِ يَحْسَبُهُمُ الْجَاهِلُ أَغْنِيَاء مِنَ التَّعَفُّفِ تَعْرِفُهُم بِسِيمَاهُمْ لاَ يَسْأَلُونَ النَّاسَ إِلْحَافًا وَمَا تُنفِقُواْ مِنْ خَيْرٍ فَإِنَّ اللّهَ بِهِ عَلِيمٌ “(Yapacağınız ihsânlar/hayırlar) kendilerini Allah yoluna adamış, bu sebeple yeryüzünde kazanç için dolaşamayan (muhâcir) fakirler için olsun. Bilmeyen kimseler iffetlerinden dolayı onları zengin zanneder. Sen onları sîmalarından tanırsın. Çünkü onlar, yüzsüzlük ederek istemezler. Yaptığınız her hayrı muhakkak Allah bilir.” (2/Bakara, 273) Devamı

Ana-Babaya Yardım

2011-12-08 20:04:00

Kur'an’da, tek olan Allah'a ibadet edip O'na hiç bir şeyi şirk koşmama emrinden sonra, ana babaya itaat etme ve onlara ihsanda bulunma emrinin geldiği görülmektedir. Şöyle ki: "Rabbin sadece kendisine kulluk etmenizi, ana babanıza  ihsanda bulunmanızı (onlara iyi davranmanızı) kesin bir şekilde emretti..” (17/İsrâ, 23) Bu âyetten, ana babaya iyilik ve ihsanda bulunmanın farz olduğu anlaşılmaktadır. Bunu destekleyen başka bir âyet-i kerimede şöyle buyuruluyor:  "De  ki,  gelin  Rabbinizin size neleri  haram kıldığını  okuyayım: O'na  hiçbir  şeyi şirk/ortak koşmayın. Ana babaya ihsân/iyilik edin..." (6/En’âm, 151) Burada Allah, ana babaya itaati terketmenin kötülüğünü beyan için haram kılınanlar arasında zikretti. O halde ana babaya ihsan/iyilik farz; terki haramdır.      Ana babaya ihsân, güzel sözle, davranışla ve ihtiyaçları anında onlara gereğince infak etmek suretiyle olur. Allah, ebeveyni insanın yokluk âleminden varlık âlemine çıkmasına bir sebep kıldığı için, onlara ihsân etmek gerekir. Allah'ın, ebeveyne ihsânı kendi tevhidi ve ibadeti yanında zikretmesi, ebeveynin çocuklar üzerindeki hakkının büyüklüğüne işarettir. "Allah'a ibâdet edin ve O'na hiçbir şeyi şirk/ortak koşmayın. Ana babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara... ihsânda bulunun; Allah kendini beğenen ve daima böbürlenip duran kimseyi sevmez." (4/Nisâ, 36) Buradaki ebeveyne ihsân, evlatların onların hizmetlerini yapması, onlara nâzik konuşması ve onların meşrû isteklerini gerçekleştirmesi için çalışmasıdır. Peygamberimiz (s.a.s.) bu konuda şöyle buyurur: "Burnu yerde sürtülsün; bu... Devamı

ŞİİLER SADECE TEFERRUATTA DEĞİL , TEMELDE MÜSLÜMANLARA MUHALEFET

2011-11-17 08:24:00

Tusi, Musevi ve Hunsari hem doğru hem de yalan söylüyorlar, İslam mezheplerinin temelde birbirine yakın bazı teferruatta fark bulunduğunu söylerken doğru söylüyorlar. Çünkü temelde birbirine yakın mezhepler arasında yaklaşma ve anlaşma mümkündür. Ama bu yaklaşma ve anlaşma Şiiler'le imkansızdır. Çünkü Şiiler müslümanlara temelde muhalefet etmektedirler. Şiiler; müslümanlardan Ebu Bekir ve Ömer'e lanet etmedikçe ve Şii olmayan herkesten berî olduğunu ilan etmedikçe razı olmazlar. Onların razı olması için Hz. Osman'ın zevceleri olan Resulullah'ın kızlarına, Peygamber'in methettiği As b. Rabı'e düşman olmak gerekir. Kur'an'ın muharref olduğunu iddia gibi. buna benzer sapık itikadlarına inanmayan ehli beytten dahi. imam Zeynel abıdin b. Hüseyn b. Ali gibi herkesten müslümanların uzaklaşması lazım ki Şiiler bizden razı olsunlar. Asırlar boyunca her tabakada Kur'an'ın muharref olduğuna inananların bu inancını "Faslul-Hıtab" isimli kitabıyla ortaya koyan Tabersi gibi inanmadıkça Şiiler müslümanlardan razı olmazlar. (Muğire b. Şube'nın kabri yanında Hz. Ali'nin kabri diye bu kitabı yazma cinayetini işlemiştir). Şiiler kendileriyle anlaşmamız ve bizden razı olmaları için bize Resulullah'ın ashabına lanet etmemizi, kendi dinleri üzere olmayan herkesten hatta Peygamberimiz'in kızlarından ve mübarek neslinden gelenlerden başta da Zeyd b. Zeynelabidin'den teberri etmemizi, onlara düşman olmamızı şart koşuyorlar. İşte Nusayr Tusi'nin gerçek yönü budur. Onu Seyyid Nimetullah Musevi, Mirza Muhammed Bakır el-Musevi ve el-Hansari el-lsbahani takip etmiştir. Bu akideye, bu inanca takıyye inancını açıklayan veya takıyye inancı arkasına gizlenen hiç bir Şii muhalefet etmemektedir. ... Devamı

ŞİA’NIN EHL-İ SÜNNET’E MUHALEFETİ

2011-11-17 08:13:00

İSLAM HUKUKU (FIKHI) İslam Hukuku Ehli Sünnet ve Şia nezdinde iki tarafın müştereken kabul ettiği esaslara dayanmamaktadır. Şia'nın hukukta kabul ettiği esaslar Ehli Sünnet imamlarının kabul ettiği esaslar değildir. Teferruata gitmeden önce her iki taraf arasında bu esaslar üzerinde anlaşma sağlanmadıkça, her iki taraf ilmi müesseselerinde bu esaslar ve usul hakkında gerekli birleştirici çalışmalar yapmadıkça teferruatla vakit öldürmekte hiç bir fayda yoktur. Usul derken Fıkıh usulünü (asıllarını) değil her iki tarafça kabul edilen dinin temel esaslarını kastediyoruz. TAKIYYE MESELESİ Samimi olarak karşılıklı anlaşmanın ilk engeli «Takıyye» diye isimlendirdikleri inançlarıdır. Zira bu dini inanç onlara inanmadıkları şeylere inanmış gibi görünmelerini mubah kılmaktadır. Anlaşma istemedikleri halde istiyormuş gibi görünmeleri bizim saf kalblilerimizi aldatabilir Çünkü onlar anlaşmaya razı olmadıkları gibi bu anlaşmayı kendi saflarına katılmakta olduğunu görürler ve zerre kadar kendi taassuplarından vazgeçmezler Takıyye ocakları temsilcileri bizleri anlaşmaya doğru adım attıklarına ikna etseler dahi Şia taifesinin hepsi, üst tabaka olsun, avam tabakası olsun bu gülüne oyunun temsilcilerinden ayrı kalacak ve onların kendileri  namına konuşmalarını kabul etmeyeceklerdir. KUR'AN-I KERİM'E İTİRAZLARI Birliğe yaklaşma hususunda onların ve bizim ortak kaynağımız olması gereken Kur'an-ı Kerim'i dahi kabul ettikleri din esaslarına göre, Sahabe (RA)'ın Peygamber (SAV)'den anladığının tam tersine yorumlamakta ve ayetlerin manalarını saptırmaktadırlar. Bunun da ötesinde Necef ulemasının büyüklerinden birisi olan Hacı Mirza Hüseyin b Muhammed Takıyyin-Nuri Et-Tabersi ki Şia bu ali... Devamı

İslâm’da Laiklik Yoktur

2011-10-31 09:23:00

  İSLÂM’DA LAİKLİK YOKTUR .إِنَّ الدِّينَ عِندَ اللّهِ الإِسْلاَمُ  Allah katında tek Din İslâmdır. Laiklik; geniş ve basit tanımı ile, dinin siyasal hayatın dışına itilmesi, din adamları sınıfının devletin siyasal hayatında din adına etkin olmalarının engellenmesi diye ifade edilir. Buna cevap olarak deriz ki: Laiklik Fransa’da kilisenin ve papazların siyasete karışmasından sonra Rönesanss ile kiliseyi ve din adamlarını devlet yönetiminden uzaklaştırmak için çıkarılmış bir sistemdir. Fakat İslam’da batıda bilinen şekliyle bir “ din adamları “ sınıfının varlığı söz konusu değildir. Dolayısı ile böyle bir sınıfın din adına siyasal etkinliklerde bulunması söz konusu değildir. Dolayısıyla böyle bir sınıfın din adına siyasal etkinliklerde bulunmalarından ve devletin siyasetinden aktif bir rol oynamalarından söz edilemez.Çünkü böyle bir sınıf yok ki, bu sınıfın icra edeceği fonksiyon kabul veya redde konu olsun. Bugün içinde yaşadığımız dünyada, İslam adına meydanlara, gazetelere, ekranlara, kürsülere çıkan pek çok alim ,önder, siyasi, akademisyen, maalesef İslam dışı olduğu bizzat kendi taraflarınca bu kadar net bir biçimde ortaya konan Laikliği ve Demokrasiyi sahipleniyorlar, bunları benimsediklerini söyleyebiliyorlar. Üstelik bazıları daha da ileri giderek bu cahiliyye hükümlerinin Allah’ın dinine de iftira ederek, İslami olduklarını, İslam’la bağdaştıklarını iddia edebiliyorlar . أَفَحُكْمَ الْجَاهِلِيَّةِ يَبْغُونَ وَمَنْ أَحْسَنُ مِنَ اللّهِ حُكْمًا لِّقَوْمٍ يُوقِنُونَ   “Onlar hala cahiliyye hükmünü mü arıyorlar?. Kesin bilgiye inanan topluluk için hükmü Allah’tan daha güzel olan ki... Devamı

Tağut Nedir?

2011-10-03 21:52:00

Alimlerin Tağut Hakkındaki Sözleri: İbni Cerir Taberi şöyle dedi: “Bana göre taguta verilecek en doğru mana; Allah (c.c)’a karşı haddini aşan ve Allah (c.c)’tan başka kendisine zorla veya gönüllü itaat edip bağlanılarak ibadet edilendir. Kendisine ibadet edilen bu varlık bir insan olabileceği gibi şeytan, put veya herhangi bir şey de olabilir.” (Taberi Tefsiri) İmam Kurtubi şöyle dedi: “Tagut; kahin, şeytan ve sapıklıkta öncü olan kimselerdir.” (Kurtubi Tefsiri c: 3 s: 282) Kurtubi bir başka yerde şöyle dedi: “Tagutu reddedin”, demek; “şeytan, kahin, put ve bunlar gibi Allah (c.c)’tan  başka ibadet edilen ve sapıklığa çağıran herşeyi terkedin” demektir.” (Kurtubi tefsiri c: 9 s: 10) İbni Teymiye şöyle dedi: “Tagut Fa’lut kalıbında olup tugyandan türemiştir. Tugyan ise haddi aşmaktır. Bu ise zulüm ve haksızlıktır. Allah (c.c)’tan başka kendisine ibadet edilen kişi, eğer buna razıysa tagut olmuştur.(Tagutun tarifiyle ilgili burada sınır konulmasının sebebi Allah (c.c)’tan başka kendilerine ibadet edilen nebi ve salih kişileri istisna etmek içindir. Zira onlar, hiç bir şekilde kendilerine ibadet edilmesine razı değildirler. Bu sebeble onlar tagut olarak isimlendirilmezler. Fakat bu kimselere ibadet eden kimseler reddedilir ve tekfir edilirler.) Bu sebeble Rasulullah (s.a.s), putları tagutlar olarak isimlendirmiştir. Sahih bir hadiste Rasulullah (s.a.s) şöyle dedi: “Tagutlara ibadet edenler (ahiret gününde) tagutların peşine düşerler.” Allah (c.c)’a isyan konusunda, hidayet ve hak dinin dışında, kitab ve sünnete muhalif olarak kendisine itaat edilip, bağlanılan her yol taguttur. Bu sebeble Allah (c.c)’ın kitabı dışında hüküm veren ve kendisine muhakeme... Devamı

İbadet Nedir?

2011-10-02 22:05:00

İbadet Edilen Allah;Veya, Put,Haç,Taş,İnek,Mezar,Resim,Hayvan vb.Şeyler: بسم الله الرحمن الرحيم السلام عليكم ورحمة الله وبركاته Allah (c.c) dışında bu zikri geçen şeylere ibadet edilirse, bu şeyler tağut olur. Şöyle denilebilir: “Zikri geçen bu şeyler çok basit şeylerdir. Bunların hakkında konuşmak ise yersizdir. Zira zamanımızda bunlara ibadet eden kimse yoktur. Üstelik yaşadığımız çağ ilim ve teknoloji çağıdır. Bu sebeble bu çağda, bu gibi şeylere önem vererek onlara ibadet eden kimselerin bulunması mümkün değildir.” Bunlara cevaben diyorum ki: “İnsanlara, halklara ve milletlerin durumlarına baktığınızda, yeryüzünün üçte ikisinin Allah (c.c) dışında bu basit dediğiniz şeylere ibadet ettiğini görürsünüz. Nüfusu bir milyardan fazla olan Çin’e bakınız! Japonya ve Asya devletlerinin çoğuna bakınız! Amerika ve Afrikada ve Avrupadaki bazı halklara bakınız! Buralarda yaşayan insanların çoğunun putperest olduğunu, put ve resimlere ibadet ettiklerini görürsünüz. Hind kıtasına baktığınızda, oradaki insanların çoğunun ineğe, putlara ve mezarlara ibadet ettiklerini görürsünüz. Haçlı Avrupa’ya bakın!,Kilise ve ibadethaneleri Allah (c.c)’tan başka ibadet edilen put ve resimlerle doludur. Onların kiliseleri İsa (a.s) ve onun annesi Meryem olarak tasvir ettikleri ve büyükleri olan, aziz diye tabir ettikleri din adamları ve rahiplerinin heykel ve resimleriyle dolu değil mi? Onlar ibadetlerini, Allah (cc)’tan başka bu put ve resimlere yaparlar. Son olarak; onların icad ettikleri ve Allah (c.c)’tan başka ibadet ettikleri yeni bir putları daha vardır: “Noel Baba...” Onların inancına göre bu Noel Baba onlara hayır getirmektedir. Buna ilaveten onların her miladi senenin başında... Devamı

İsra ve Mirac

2011-06-30 19:23:00

İsra ve Mirac İsrâ, gece yürüyüşü demektir. Peygamberimizin, biraz sonra açıklayacağımız bu akıllara durgunluk veren mucizesi geceleyin olduğu için bu adı almıştır. Kur'an-ı Kerim bu olayı bu kelime ile ifade etmiştir. Mi'rac ismi de yükseğe çıkmak manasına olan "uruc"tan alınmıştır ki merdiven, asansör demektir. Mi'rac ile ilgili hadislerde bu kelime kullanılarak "Yükseğe çıkarıldım" buyurulduğundan bu olaya "Mi'rac" da denmiştir. İslâm dünyasında bu olay genelde bu kelime ile bilinmektedir. Sözlük anlamları bu olan İsrâ ve Mi'rac, Peygamberimizin üstün makamlara yükselişi ve Allah'ın yüce katına kabul edilişi olayıdır. Yüce yaratıcıya yakınlığın en üstün derecesi olan Mi'rac, beşer anlayışı çizgisinin ötesinde bir olaydır. Çünkü bu olayın fizik kanunları ile açıklanması mümkün değildir. Olay Nerede ve Ne Zaman Meydana Gelmiştir Mi'rac olayının ne zaman meydana geldiği kesin olarak bilinmemektedir. Bunun sebebi İslâmiyet'ten önce câhiliyet zamanında Araplar arasında yıl tarihin olmayışıdır. Kesin olarak bilinen, Mi'rac'ın hicretten önce Mekke'de meydana gelmiş olmasıdır. Tarihi, ayı ve günü konusunda birbirinden farklı rivayetler vardır. Biz zamanı da dikkate alarak önemli bazı rivâyetleri özet olarak nakletmekle yetineceğiz. Büyük hadis ve kelâm alimi olan ve 1448-1517 tarihleri arasında yaşamış bulunan Kastalânî, Peygamberimizin hayatı üzerine yazdığı "el-Mevâhibu'l-Ledüniyye" adlı eseri ve 1710 tarihinde vefat etmiş olan Zürkânî'nin şerh ettiği bu eserde şu bilgilere yer verilmiştir: Ünlü alim ve tarihçi İbn Kuteybe (H.213-267... Devamı

İslâm Dini Zahire Göre Hükmeder

2011-06-27 19:00:00

  İnsanlar üzerine, yürütülecek hükümlerde zahir halleri nazari dikkate alınıp, iç halleri ise Allah'a (cc) havale edilir. ' Konu ile ilgili büyük İslam alimi imam Azam Ebu Hanefi-El Alim vel Mutealim-isimli eserinde şöyle der. "Allah insanları, kalplerindeki şeylerinden dolayı, mümin ve kafir diye isimlendirmiştir. Çünkü Allah, kalplerde olanı bilir. Bizde insanları lisan ve davranışlarından sadır olan tasdik ve tekzip gibi zahiri hallerine göre mümin veya kafir diye isimlendiririz. Hz. Peygamber devrinde, lisanlarıyla iman ettiklerini açıklayan münafıkları, Ashap mümin olarak isimlendiriyorlardı. Halbuki onlar kalplerindeki inkar ve tekziden dolayı Allah katında kafirdiler. Diğer bir takım insanlarda vardır ki, müminlerin şekil ve kıyafetlerini izhar etmeyip, kafirlere ait şekli özellikleri gösterdikleri için kafir diye isimlendiriniz. Muhtemelen bunların bilgimizin dışında Allah'a olan imanları ve ibadetleri olsa da. Allah katında mümin olabilirler. Bizim onları kafir bilmemizden dolayı Allah bizi cezalandırmaz. Çünkü Allah bizi, kalblerde bulunanı ve gizli niyetleri bilmekle mükellef kılmamıştır. Ancak Rabbimiz, insanlardan sadır olan amellere göre onları, mümin veya kafir diye isimlendirmemizi, buna göre onları sevmemizi veya sevmememizi teklif etmiştir. Kiramen Katibin melekleri bile insanların açığa vurdukları amellerini yazmakla mükelleftirler. Kalblerde olanı ancak Allah ve Allah'ın kendisine vahyettiği Peygamberlerinden başkası bilemez. Vahiy olmadan, kalblerde bulunanı bildiğini iddia eden kimse, Allah'ın ilmine sahib olduğunu iddia etmiş olur." imam Azam -el Alim vel Mutealim-1 "Eğer tevbe eder, namaz, kılıp zekatlarını verirlerse, kendilerini serbest bırakın." (Tevbe: 5.) Bü... Devamı

ŞİA'NIN EHL-İ SÜNNET'E MUHALEFETİ

2011-04-23 07:28:00

İSLAM HUKUKU (FIKHI) İslam Hukuku Ehli Sünnet ve Şia nezdinde iki tarafın müştereken kabul ettiği esaslara dayanmamaktadır. Şia'nın hukukta kabul ettiği esaslar Ehli Sünnet imamlarının kabul ettiği esaslar değildir. Teferruata gitmeden önce her iki taraf arasında bu esaslar üzerinde anlaşma sağlanmadıkça, her iki taraf ilmi müesseselerinde bu esaslar ve usul hakkında gerekli birleştirici çalışmalar yapmadıkça teferruatla vakit öldürmekte hiç bir fayda yoktur. Usul derken Fıkıh usulünü (asıllarını) değil her iki tarafça kabul edilen dinin temel esaslarını kastediyoruz. TAKIYYE MESELESİ Samimi olarak karşılıklı anlaşmanın ilk engeli «Takıyye» diye isimlendirdikleri inançlarıdır. Zira bu dini inanç onlara inanmadıkları şeylere inanmış gibi görünmelerini mubah kılmaktadır. Anlaşma istemedikleri halde istiyormuş gibi görünmeleri bizim saf kalblilerimizi aldatabilir Çünkü onlar anlaşmaya razı olmadıkları gibi bu anlaşmayı kendi saflarına katılmakta olduğunu görürler ve zerre kadar kendi taassuplarından vazgeçmezler Takıyye ocakları temsilcileri bizleri anlaşmaya doğru adım attıklarına ikna etseler dahi Şia taifesinin hepsi, üst tabaka olsun, avam tabakası olsun bu gülüne oyunun temsilcilerinden ayrı kalacak ve onların kendileri  namına konuşmalarını kabul etmeyeceklerdir. KUR'AN-I KERİM'E İTİRAZLARI Birliğe yaklaşma hususunda onların ve bizim ortak kaynağımız olması gereken Kur'an-ı Kerim'i dahi kabul ettikleri din esaslarına göre, Sahabe (RA)'ın Peygamber (SAV)'den anladığının tam tersine yorumlamakta ve ayetlerin manalarını saptırmaktadırlar. Bunun da ötesinde Necef ulemasının büyüklerinden birisi olan Hacı Mirza Hüseyin b Muhammed Takıyyin-Nuri Et-Tabersi ki Şia bu ali... Devamı

ŞİİLER SADECE TEFERRUATTA DEĞİL , TEMELDE MÜSLÜMANLARA MUHALEFET

2011-04-23 07:26:00

Tusi, Musevi ve Hunsari hem doğru hem de yalan söylüyorlar, İslam mezheplerinin temelde birbirine yakın bazı teferruatta fark bulunduğunu söylerken doğru söylüyorlar. Çünkü temelde birbirine yakın mezhepler arasında yaklaşma ve anlaşma mümkündür. Ama bu yaklaşma ve anlaşma Şiiler'le imkansızdır. Çünkü Şiiler müslümanlara temelde muhalefet etmektedirler. Şiiler; müslümanlardan Ebu Bekir ve Ömer'e lanet etmedikçe ve Şii olmayan herkesten berî olduğunu ilan etmedikçe razı olmazlar. Onların razı olması için Hz. Osman'ın zevceleri olan Resulullah'ın kızlarına, Peygamber'in methettiği As b. Rabı'e düşman olmak gerekir. Kur'an'ın muharref olduğunu iddia gibi. buna benzer sapık itikadlarına inanmayan ehli beytten dahi. imam Zeynel abıdin b. Hüseyn b. Ali gibi herkesten müslümanların uzaklaşması lazım ki Şiiler bizden razı olsunlar. Asırlar boyunca her tabakada Kur'an'ın muharref olduğuna inananların bu inancını "Faslul-Hıtab" isimli kitabıyla ortaya koyan Tabersi gibi inanmadıkça Şiiler müslümanlardan razı olmazlar. (Muğire b. Şube'nın kabri yanında Hz. Ali'nin kabri diye bu kitabı yazma cinayetini işlemiştir). Şiiler kendileriyle anlaşmamız ve bizden razı olmaları için bize Resulullah'ın ashabına lanet etmemizi, kendi dinleri üzere olmayan herkesten hatta Peygamberimiz'in kızlarından ve mübarek neslinden gelenlerden başta da Zeyd b. Zeynelabidin'den teberri etmemizi, onlara düşman olmamızı şart koşuyorlar. İşte Nusayr Tusi'nin gerçek yönü budur. Onu Seyyid Nimetullah Musevi, Mirza Muhammed Bakır el-Musevi ve el-Hansari el-lsbahani takip etmiştir. Bu akideye, bu inanca takıyye inancını açıklayan veya takıyye inancı arkasına gizlenen hiç bir Şii muhalefet etmemektedir. ... Devamı

ŞİA'NIN ARASINDA Kİ İHTİLAFLAR

2011-04-23 07:25:00

  NUSAYRİYYE'NİN AYRILMASI Bu durumda şeytanlarından birisi olan Beni Nümeyre kölelerinden Muhammed b. Nusayr ortaya Hasan el-Askeri'nin sirdapta (babasının evinde) gizli bir oğlu bulunduğu fikrini ortaya attı ki kendisi ve arkadaşları Şiiler'in halk tabakasından ve zenginlerinden imam adına zekat toplayabilsinler ve böylece de kendilerinin imamiye olduğu iddiasını devam ettirsinler. Bu Muhammed b. Nusayr hayali sirdabın kapısı olmayı hayali imam ile Şiiler arasında zekat toplamak görevini kendisi üstlenmek istedi. Arkadaşları ona muhalefet ettiler ve bab (kapının) Hasan el-Askeri'nin evi yakınında bulunan Hasan Askeri'nin alış veriş yaptığı bir yağcı olmasında ısrar ettiler. BAB VE SİRDAB HİKAYESİ Bu anlaşmazlık baş gösterince Muhammed b. Nusayr onlardan ayrılarak kendisine nispet edilen Nusayriyye mezhebini tesis etti. Arkadaşları ise hayali onikinci imamın evlenmesini ondan çocuklar ve torunlar olması hilesini düşünerek imamlığın devam etmesi ve böylece de İmamiye mezhebinin devamı hilesini düşünüyorlardı. Fakat bunun Alevileri kaydeden görevliler tarafından yalanlanacağı, yalan olduğu ortaya çıkacağı anlaşılınca, bunun Abbasiler ve emirleri tarafından anlaşılacağına kanaat getirince onikinci imamın sirdapda kaldığını onun "Gaybubeti Suğra" (Küçük kayboluş) ve "Gaybubeti Kübra" (Büyük kayboluş) olmak üzere sirdabda kaldığını iddia ettiler. Ve bütün müslümanlardan Allah'ın akıl bahşettiği insanlardan bu yalana inanmalarını istiyorlar ki onlarla anlaşma veya yaklaşma olsun. Heyhat. Bu, ancak bütün İslam alemi bir akıl hastanesine dönüşürse o zaman belki mümkündür. Akıl nimetini verdiği için Allah'a hamd olsun Akıl sahih imandan sonra ne büyük nimet! MÜSLÜMANLARIN BAĞLILIĞI Müslü... Devamı

SÜNNİ ve ŞİİLERE GÖRE,KUR'AN ve SÜNNET

2011-04-23 07:24:00

  KUR'AN-I KERİM Ehli Sünnet'e Göre: Ehil Sünnet Kur'an'ın sıhhatine, ziyade ve noksan olmadığına ittifak etmiştir. Kur'an Arap dili kural ve usullerine uygun olarak anlaşılır. Ehli Sünnet Kur'an'ın Allah'ın kelamı olduğuna, hadis ve mahluk olmadığına, içinde batıl bir şeyin bulunmadığına ve müslümanların inanç ve muamelatta ilk kaynağının Kur'an olduğuna inanırlar. Şiiler'e Göre: Bazılarına göre Kur'an sıhhatli değildir Kur'an Şii inançlarından herhangi biriyle çatıştığında mezheplerine uygun garip teviller yaparlar. Bu yüzden bunlara "Müteevvile" ismi verilmiştir. Daima Kur'an toplanırken ortaya çıkan ihtilafa işaret etmeyi severler. Kendi imamlarının sözleri onlara göre güvenilen teşri kaynağıdır. HADİS Ehli Sünnet'e Göre: Şeriatta ikinci kaynak ve Kur'an'ı açıklayıcı mahiyettedir Peygamber (SAV)'den sahih olarak gelen herhangi bir hadise muhalefet etmek caiz değildir. Hadislerin sahih olduğunu anlamak İslam Ümmeti alimlerinin Hadis Usulü hususunda ittifak ettiği kurallara dayanır. Bunun yolu da senedin tahkikidir. Kadın ve erkek ayırdedilmeksizin adil şahısların şehadetiyle güvenilir olup olmadıkları incelenir. Her hadis rivayet edenin belli bir tarihi, rivayet ettiği hadislerin sahih olup olmadığı tespit edilmiştir. Yalancıdan, meçhul şahıslardan sadece akrabalık vasfıyla hadis kabul edilmez. Çünkü hadis rivayeti her türlü itibarın üzerinde büyük bir emanettir. Şiiler'e Göre: Resulullah (SAV)'ın ehli beytine nisbet edilen ve siyasi savaşlarında Hz. Ali'nin yanında bulunanların rivayet ettiği hadislerden başkasını kabul etmezler Hadislerin kabulünde sahih olup olmadığına, senedine ve ilmi metoda ehemmiyet vermezler. Çok defa me&... Devamı

ETİKETLER

2011-04-09 13:05:00

  Etiketler Tümü (77) a göre boşanmak (1) akpnin icraatları (1) allah sevgisi (1) amer (1) anadolu (1) anayasa mahkemesi ne yapmaya çalışıyor? (2) barnabas incili (1) baş örtüsü namusumdur (1) bela ve sabır (1) benzettiler (1) bu güzel ülke (1) camilerin satılması ve imhası ! (1) ceza (1) cezası (1) demirel (1) demokrasi (1) din (2) doğru yolu bulmak (1) dost edinmek (1) eğitim (1) genelge (1) ha gayret (1) hadis-i şerif logat (1) hak (1) hakim beğ (1) hakkaniyet (1) hidayet ve peygamber (1) hudÛd (1) hukuku (1) huzurun kaynağı-şiir (1) ibadullah (1) iman aynasıdır (1) imanın yüceliği (1) imanın yüceliği-şiir (1) inananlar üç sınıftır (1) insan müsveddesi (1) islam (5) islamın düşmanları kim? (1) islâmî hakikatler (1) israil devlet değildir (1) işgal (1) itaat (1) itikat (1) ırkçılık ve kavmiyetçilik (1) kadın ve örtünmek (şiir) (1) kadınlar neden taciz ediliyor?(1) kadınların örtün (1) kafasında ki muhtar (1) komşuluk (1) köroğluna mektup (1) köyüm'den manzaralar-şiir(1) kur'an (1) küfrü meşrulaştırmak (1) la ilahe illallah’ın şartları (1) laiklik (1) mazlum (1) milletvekili (1) mirasyedi nesil (1) musibet (1) münecaat (1) m&... Devamı

Kuddusi'den Arzuhal

2011-04-02 00:56:00

  Derki Kuddusî Elhamdullillah...Kaçdım Sivadan Yezdane Geldim.   عرضحال إيچون سلطانه گلدم سآئلم لطف إحسانه گلدم   درد فراقه درمان آره ديم بن اول طبيبله درمانه گلدم   جان قولاغيله حسنني طويوب شمع جماله پروانه گلدم   عشكنه اولدم آنڭ گرفتار قالمدى عقلم ديوانه گلدم   آماده اولمش چون خمر صافى نوش أيليوبن مستانه  گلدم   يغمالدى عشق زهد تقوامى علم عملدن بيگانه گلدم   حكمنى إجراإيتدى عشق بنده يانمغه نارسوزانه گلدم   محوفناده بولدم صفائ يوقلقله راه مردانه گلدم   بلدمكه وارلق برده درحقه رفع إيدوب آنى جانانه گلدم   أيلدى توحيد خوش بنى إرشاد برقطره إيكن عمّانه گلدم   دركه قدّسى ألحمد للّه قاچدم سوادن يزدانه گلدم   Arzuhal içün sultana geldim Sailem lütfu ihsana geldim   Derdi firaka derman aradım Ben ol tabible dermane geldim   Can kulağıyla hüsnünü duyup Şem-i cemale pervane geldim   Aşkına oldum anın giriftar Kalmadı aklım divane geldim   Amade olmuş çün hamri safi Nuş eyleyüben mestane geldim   Yağmaladi aşk zühdi takvamı İlmu amelden bigane geldim   Hükmünü icra etti aşk bende Yanmağa nari suzana geldim ... Devamı

ÇOCUKLARIN ANNE BABA ÜZERİNDEKİ HAKLARI

2011-03-14 12:53:00

Çocukların Hakları: Anne-babanın çocukları üzerinde hakkı olduğu gibi çocukların da anne ve babaları üzerinde birtakım hakları vardır. Genellikle anne-babanın çocukları üzerindeki hakları üzerinde durulup çocukların anne ve babaları üzerindeki hakları göz ardı edilir. İşte biz bu yazımızda çocukların anne ve babaları üzerindeki haklarını inceleyeceğiz. Hiçbir varlığın bu dünyada ebedi var olma imkânı olmadığı gibi insan denen varlığın da bu dünyada ebedi olarak yaşaması söz konusu değildir. Ancak insanın fıtratında ebedi olarak yaşama isteği ve arzusu vardır. İşte bu duygu ve istek, bu dünyada insanın kendi neslinden gelen çocukları sayesinde gerçekleştirilmektedir. İnsan bu dünyaya doğumla gelmekte, çocukluk, gençlik, yetişkinlik ve yaşlılık evrelerinden sonra eceli geldiğinde bu dünyadan göçüp gitmektedir. Ancak geride bıraktığı çocukları ve torunları vasıtasıyla bu dünyada neslini devam ettirebilmektedir. Adeta insanın sonsuzluk duygusu bu şekilde gerçekleşmiş olmaktadır. O halde geleceğimizin teminatı olan çocuklarımıza ve gençlerimize önem vermeliyiz. Onlara karşı olan görev ve sorumluluklarımızı azami ölçüde yerine getirmeye çalışmalıyız. Anne babalar çocuklarına, Allah ın verdiği bir emanet nazarıyla bakmalıdırlar. Ailevî sorumlulukları yerine getirmek anne-babanın kıyamet günü Allah huzurunda sorguya çekileceği bir emanettir. Nitekim Yüce Allah: Ey iman edenler! Kendinizi ve çoluk çocuğunuzu yakıtı insanlar ve taşlar olan cehennem ateşinden koruyunuz. (Tahrim, 66/6) buyurmaktadır. İslam âlimleri, ayet-i kerimenin emrettiği ateşten koruma işinin eğitimle olacağını belirtmektedirler. Yani aile fertlerine İslamî terbiye verildiği takdirde, onların hem ... Devamı

İslam'da Çocuk Yetiştirmek

2011-03-13 12:28:00

İslam'da Çocuk Yetiştirmek Çocuk Allah’ın insana bir lutfudur Ana-babalara da birer emanettir Çocuk doğduğunda kulağına ezan okunur ve böylece hayata başlamış olur Çocuk anadan doğduğunda tertemizdir Ekilmemiş toprak gibi, işlenmemiş alçı gibidir O mevsimde çocuğa ne verilirse onu alır Çocuk boş kaset gibidir Kasete ne doldurulursa onu alır Toprağa ne ekilmişse o biçilir Alçı nasıl kalıba konulursa öyle şekillenir Çocuk da öyledir Çocuğa, İslam’ı öğretirsek Müslüman, Hırıstiyanlığı öğretirsek Hırıstiyan, Yahudiliği öğretirsek Yahudi olur Kısaca; biz hangi dine mensup isek çocuk da o dine mensup olur Hadis-i Şerif’de Allah Rasulü (SAV) şöyle buyuruyorlar: “Her doğan İslam fıtratı üzere doğar, daha sonra ana ve babası tarafından çeşitli dinlere mensup olarak yetiştirilir” Allah (CC) Kur’an-ı Kerim’de : يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا قُوا أَنفُسَكُمْ وَأَهْلِيكُمْ نَاراً وَقُودُهَا النَّاسُ وَالْحِجَارَةُ عَلَيْهَا مَلَائِكَةٌ غِلَاظٌ شِدَادٌ لَا يَعْصُونَ اللَّهَ مَا أَمَرَهُمْ وَيَفْعَلُونَ مَا يُؤْمَرُونَ “ Ey inananlar! Kendinizi ve çoluk çocuğunuzu cehennem ateşinden koruyun; onun yakıtı, insanlar ve taşlardır; görevlileri, Allah'ın kendilerine verdiği emirlere baş kaldırmayan, kendilerine buyurulanları yerine getiren pek haşin meleklerdir”[1] Hayırlı evlat sahibi olabilmek için de ona İslam terbiyesi verilmesi lazımdır Peygamber Efendimiz (SAV) bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyuruyorlar: «İnsan öldüğü vakit bütün amelleri ondan kesilir Yalnız üç şeyden : sadaka-i cariyeden, faydalanılan ilimden ve kendisine duâ eden sâlih evlâttan kesilmez»[2] buyurmuşlar Çocuk dünyaya geldiği zaman, Peygamber Efendimizden bize intikal... Devamı

Şeytan ve Hıristiyan'ın Özellikleri

2011-03-12 09:37:00

ŞEYTAN: 1. Sinsi ve Yalancıdır.-(İbrahim Suresi, 22) 2. Azgın ve Kaypaktır.-(Hac Suresi, 3) 3. Gücü Yalnızca Çağırmaya Yeter.-(İbrahim Suresi, 22) 4. İyilikten ve Hayırdan Yana Hiçbir Yönü Yoktur.-(Nisa Suresi, 117) 5. İnsanlar Üzerindeki Etkisi Pisliktir.-(Enfal Suresi, 11) 6. İnsanların Şükretmelerini Engellemek İster.-(Araf Suresi, 17) 7. İnsanlara Korku Vermeye Çalışır.-(Al-i İmran Suresi, 175) 8. Müminlerin Arasını Bozmaya Çalışır.-(İsra Suresi, 53) (Maide Suresi, 91) 9. İnsanları, Sözde Onlara İyilik Yaptığına İkna Etmeye Çalışır.-(Araf Suresi, 20-21) 10. Allah’ın Adını Kullanarak Saptırmaya Çalışır.-(Fatır Suresi, 5-6) 11. Mü’minlerin Zamanla Yıpranmalarını İster.-(Al-i İmran Suresi ,155) 12. Yalan Vaadlerde Bulunur.-(İbrahim Suresi, 22) 13. Kuruntulara ve Kuşkulara Düşürmeye Çalışır.-(Nisa Suresi, 119-120) 14. Sapkın Amelleri Süslü ve Çekici Gösterir.-(Neml Suresi, 24) 15. Fakirlik Korkusu Vermeye Çalışır.-(Bakara Suresi, 268 ) 16. Kibir Vermeye Çalışır.-(Sad Suresi, 74-75) 17. Gösteriş İçin İbadet Etmeye Teşvik Eder.-(Nisa Suresi, 38 ) 18. Ayetlerden Uzaklaştırmaya Çalışır.-(Zuhruf Suresi, 36-37) 19. Unutkanlık ve Dalgınlık verir.-(Mücadele Suresi,19) (En’am Suresi, 68 ) (Kehf Suresi, 63) 20. Duygusallık Telkini Yapar.-(İsra Suresi, 64) (Mümtehine Suresi,1-3) 21. Detaylara Daldırır.-(Bakara Suresi, 67-71) 22. İsrafa Teşvik Eder.-(İsra Suresi, 26-27) 23. Gerçek şu, şeytan size düşmandır,öyleyse siz de onu düşman edinin.-(Fatır Suresi,  ... Devamı